Advert
Advert
Advert

Dağlardaki milyar dolarlık pazar

Girişimcilik Zirvesi’nde konuşan Simit Sarayı’nın Kurucusu Okutur, biyoteknoloji gerçeğine vurgu yaptı.

Dağlardaki milyar dolarlık pazar
Advert

Biyoteknoloji, bilimin zirvelerinden biri. Gelişmiş ülkelerde gündem. Türkiye eğer ‘ithalatçı’ kalırsa faturası ağırlaşacak. Herkes endüstri 4.0 ve inovasyon konuşuyor ama ilaç sektörünün gündeminde başka önemli bir konu daha var; biyoteknoloji! Yakın gelecekte bu tip ilaçların tüketimdeki payının %50’leri bulması bekleniyor. Türkiye ya uygun iş modelleriyle bu alana girmeyi başaracak ya da her yıl artan miktarlarda milyarlarca dolar dökerek biyoteknoloji ürünü ilaçları alacak. Bağımlı kalacak.

Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ulusoy’a göre gelişmeler “baş döndürücü.” Ulusoy, “Türkiye’nin bu konuda hızlı davranması vazgeçilmez bir mecburiyet.” dedi.

DEVA Yönetim Kurulu Başkanı & CEO Philip Haas’a göre bu gelişmeyi tetikleyen en önemli gelişme, yaşam süreleri ve kronik hastalıklardaki artış. Haas, “1900’lerde 47 olan ortalama yaşam süresi, 2000’lerde 76,5’e yükseldi. Nüfusun yaşlanması ve modern yaşam tarzı kronik hastalıkları artırıyor. Bu noktadaki kişiye özel tedaviler, biyoteknolojik ürünler, koruyucu tedaviler daha çok konuşuluyor.” dedi.

Türkiye’nin katma değerli, ileri teknoloji gerektiren onkoloji ve biyoteknoloji ürünlerinde ithalata bağımlı olduğuna dikkat çeken Koçak Farma CEO’su ve Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakan Koçak, “Sektörde teknoloji çok hızla gelişiyor. Geleceğin ilaçları hücre ve gen tedavisine yönelik biyoteknoloji ürünü akıllı moleküller olacak. Biyoteknoloji ürünü ilaçlar pazar payını gittikçe artırıyor. İlaç sektörünün geleceğini oluşturan yüksek biyoteknolojik ilaca Türkiye’nin kayıtsız kalması düşünülemez. Biz Çerkezköy OSB’de 1,1 milyar TL sabit yarım teşviki kapsamında biyoteknolojik ilaç üretim tesislerini kurduk.” dedi.

Hasbioteceh Genel Müdürü Dr. Seyfullah Dağıstanlı da “Sektördeki en önemli atak biyoteknolojide. Onu nanoteknoloji, tıbbı cihazdaki gelişmeler ve elektrofarmakoloji diye adlandırabileceğimiz alanlar izliyor. Kısa sürede global oyunculuğa soyunmak için global iş birlikteliği daha doğru bir iş modeli. Yüksek riske rağmen biyoteknolojiye yatırım yapan epey üretici var.” dedi.

SİMİT SARAYI’NIN KURUCUSU TRABZON’DAN UYARDI

Öte yandan geçtiğimiz hafta Trabzon’da düzenlenen ‘Girişimcilik Zirvesi’ne katılarak başarı öyküsünü anlatan Simit Sarayı’nın kurucusu Haluk Okutur başarı hikâyesini anlattı. ‘Tarımda Teknoloji ve İnovasyon’ konusunda da düşüncelerini anlatan Okutur, oldukça önemli açıklamaların yanı sıra uyarıda bulunmayı da ihmal etmedi. Okutur şunları söyledi:

TÜRKİYE ENDEMİK BİTKİLER KONUSUNDA BULUNMAZ BİR ÜLKE

“Ülkemizin de dünyanın geleceği de tarımda. Biz 10 yıl sonra nerede olmak istiyorsak, bugünden o adımları atmamız gerekiyor. Çünkü zaman çok hızlı geçiyor. Türkiye tarım ülkesi olarak biliniyor. Yaptığım çalışmaların hepsinde gördüm ki dünyanın bütün ülkeleri de Türkiye’yi bu şekilde algılıyor. Geçtiğimiz aylarda ABD’de bir marketler zinciriyle görüşmemde onlara ürünlerimizden götürdüm ve çok beğendiler. Anadolu’nun topraklarının ne kadar bereketli olduğunu çok iyi biliyorlar. Avrupa’nın pek çok ülkesi Türkiye’yi böyle biliyor ama biz bunun farkında değiliz. Baktığımızda Türkiye’de 13 binden fazla bitki çeşidimiz var, bunun 4 bin 400’e yakını endemik yani dünyanın hiçbir ülkesinde üretilmeyen bitkiler. Ve 3 bin 500’den fazlası Karadeniz Bölgesi’nde, bu yüzden de sizler çok şanslısınız. Tüm Avrupa’da toplam endemik bitki sayısı 300-500 iken Karadeniz Bölgesi’nde bu sayı 3 bin 500. Şu anda Türkiye olarak tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda 150-250 milyon dolarlık ihracatımız var. Ama dünyada bununla ilgili 100 milyar dolarlık bir pazar var. Yani dünyanın Türkiye’den tıbbi aromatik bitkilerde yıllık 100 milyar dolarlık satın alma ihtiyacı var. Bizim o bitkileri önce belirleyip, sonra toplayıp düzgün ambalajladıktan sonra ihraç etmemiz lazım. Bu konuda bu bölgede yani Karadeniz Bölgesi’nde çalışma yapmak lazım. Ve 100 milyar dolarlık ihracatın büyük bölümü bu şekilde Karadeniz Bölgesi’nden sağlanabilir. Gerçekten Türkiye’de üretilen tüm tarımsal ürünler dünyanın farklı ülkelerinde üretilen çoğu ürünlerden çok daha lezzetli. Geçtiğimiz yıl AR-GE çalışması yaparken birçok meyve sebzenin kurutulmuşunu yapıp satışını yapıyoruz. Geçtiğimiz AR-GE çalışmalarımızda şeftaliyi kurutup birkaç ülkeye örnek gönderdiğimizde çok beğendiler. Geçtiğimiz yıl şeftali talebi geldi ve Türkiye’nin şeftali zamanı olmadığı için ithal etmek zorunda kaldık. Farklı lezzetler de olsun diye farklı ülkelerden ithal ettik. Hiçbirinin lezzeti Türkiye’de üretilen şeftalinin lezzetinden iyi değildi. Şunu anladık ki Türkiye’de üretilen tüm ürünlerin aromaları, lezzetleri çok farklı. Bunu dünyaya anlatmamız gerekir. Türkiye’de üretilen domateslerin bir kısmı inanılmaz lezzetli. Dünyanın birçok fabrikasına da global tedarikçilik yapıyoruz. Bunun gibi çok örnek var. Yani bizim tüm meyvelerimiz, bitkilerimiz, baharatlarımız her şeyimiz, otlarımız inanılmaz lezzetli ve dünya bunu bizden bekliyor. Bu bakımdan hepimizin tarımla ilgili çalışmalar yapmamız lazım. Bugüne kadar tarımla ilgili gerçekten ihmalkâr davranmışız. Üvey evlat muamelesi görmüşüz. Çiftçilerimiz bu konuda şikâyet etme konusunda haklılar.”

Günebakış - Nurgül GÜNAYDIN

Biyoteknoloji Doğu Karadeniz Endemik Bitkiler Haluk Okutur
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hatayoğlu: Trabzon Stockholm Sendromu yaşıyor
Hatayoğlu: Trabzon Stockholm Sendromu yaşıyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor