Advert
Advert
Advert

Muzaffer Bayraktar: Şalpazarı'nın en büyük ihtiyacı...

Günebakış gazetesi sahibi Ali Öztürk, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi emekli öğretmen Muzaffer Bayraktar'la bir röportaj gerçekleştirdi. Muzaffer Bayraktar'ın; zorluklarla geçen ilkokul yıllarından, Şalpazarı'nın sorunlarına kadar bir çok konuda verdiği samimi cevaplar haberimizde...

Muzaffer Bayraktar: Şalpazarı'nın en büyük ihtiyacı...
Advert

Sayın Muzaffer Bayraktar. Şalpazarı Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi, önce sizi tanıyalım. Muzaffer Bayraktar kimdir?

Şalpazarı Geyikli Mahallesi’ndenim. Trabzon’un en büyük mahallesi... İlkokulu Geyikli’de bitirdim. Uzun süre Geyikli Mahallesi’nin İstanbul’da dernek başkanlığını yaptım. Daha sonra Şalpazarı Federasyonu’nun kurucusuyum ve yönetim kurulu başkanlığı görevini de yürüttüm. Yine sivil toplum örgütlerine Şalpazarı adına Trabzon Dernekler Federasyonu’ndan temsilci olarak katıldım. Hala orada Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyorum. 3 kardeşiz, en küçüğü benim. En büyüğümüz kız, benim büyüğüm edebiyat öğretmeni. Benim de tek çocuğum var Üsküdar Belediyesi’nde çalışıyor. Bir de torunum var. 6 aylık, çok seviyorum onu. Annem de hayatta... Babamın da ismini Hacı Asım Bayraktar olarak Şalpazarı’nda bir caddeye veriyoruz. Büyük bir uğraşı var, emeği var. Gurbeti icat etmiş, ağzından bir tane kötü söz çıkmamış...

Ne demek gurbeti icat etti?

İzmir’i icat etmiş... O zaman Almanya falan yoktu ve İzmir’i icat etti ve İzmir’e ilk giden oydu. Şalpazarı’nı İzmir’e taşıyan o. Birkaç tane camisi var, kumunu, çakılını, çimentosunu taşımış. Köprüler yapmış. ‘İsmini koruyalım’ dedik gençlere örnek olsun diye. Öyle 3 isim verdik 3’ü de değerli insanlardı Allah rahmet eylesin. Biri de Hasan Hafız’dı bayağı emeği var...

Çocukluğa dönelim tekrar... Nasıl bir çocukluk geçirdiniz, köyde okudunuz?

Köy okulları o dönemde çok kalabalıktı. Gelen öğretmenler o zaman adam gibi yetiştirilmişti. Bizi de öyle yetiştirdiler. Bizden sonra neler oldu hep beraber gördük. Sokaktan getirip koydular. Şu anda da curcunaya döndü... Bizim okuduğumuz okul çok uzaktı ve 2 metre kar yağıyordu elimizde birer tane komar odunu. O odunları okuldaki sobayı yakmak için getiriyorduk. Odun getirmezsen ısınamazsın. Odunları biz kesiyorduk, sobaya biz taşıyorduk, nöbetçi oluyordu. 2 öğretmenliydi sınıflar. 2-3 bir arada, 4-5 bir aradaydı. Okulların ekonomik durumu çok kötüydü o zaman. Daha sonra öğretmenliğimden biliyorum. Muhtarların bütçesinden yüzde 10 alıyorduk. Özel İdare veriyordu bize onunla beraber okulları ayakta tutuyorduk. Okulu bitirdikten sonra çok başarılı öğrenciler Yavuz Selim Öğretmen Okulu’na gidiyordu Erdoğdu’ya. Öğretmen yetiştiriyordu orası.

Ortaokul yok muydu o dönem Şalpazarı’nda?

Şalpazarı’nda da ortaokul yoktu. Hatırlıyorum kışın birkaç kez Beşikdüzü’ne Geyikli’den yürüme gittik geldik. Araba da çalışmıyordu. Beşikdüzü’nde Öğretmen Okulu’nu okudum. Daha sonra da Eskişehir’de ön lisanstan mezun oldum. Ve... 1969’da Of’ta göreve başladım

..............................................

Nerede öğretmendiniz?

Akçaabat Dörtyol... Hatta oranın okulunu falan yaptık. Faaldim ben boş durmam çalışırım, geleceğe yönelik bir şeyler yaparım. O ara beni Trabzon Yetiştirme Yurdu’na müdür getiriyormuş Talat Kamiloğlu. Benim kayınpederim de öğretmendi ve “çevreniz olsun ben mi sizi bir yerlere getireceğim...” diyordu. Başında 1 ay müdürlük yapmak isterdim. Ama o olay bizi yıktı. Kaderimizde varmış. Sonrasında da tamamen aktif politikadan çekildim, İstanbul’a gittim. Öğretmenliğin yanı sıra boğazda fotoğraf çektim gazinolarda.

İstanbul’a öğretmen olarak mı gittiniz?

Sağırlar okuluna öğretmen olarak gittim. Orada kurslara girdim ve 4 yıl Şişli’de kaldım, sonra normal okula sınıfa geçtim ama artık ben kendimi buldum İstanbul’da. Şöyle buldum; renkli fotoğrafçılık yeni çıkmıştı. Bir öğrencimin Rumeli Kavağında gazinoları vardı balık üzerine, hepsi Trabzonlu zaten oradakilerin. Biz fotoğraf çekip yapmaya başladık ve iyi para kazandık o dönem orada. Daha sonra kitap yazarlığı yaptım. Hayat Bilgisi kitabım var, 1999 yılında emekli olduktan sonra... Yayın evi satın aldı onu. Biz kabataslak yazdık tabi, onlar dizgisini falan yaptılar ve 5 bin TL para verdiler bana. 1998’de de bizim dernek açıldı ve “gel bu derneğin başına, bu dernek kapanıyor...” dediler.

Parayı fotoğrafçılıktan mı kazanıyordunuz?

Kitap pazarlıyorum. Ders kitapları o zaman ücretli. Emekli olmadan başladım kitap pazarlamaya ve iyi para kazanıyoruz orada. Liste yapıyoruz orada ve her firmanın güçlü adamı var. Ben de bizim firmanın güçlü adamıyım. Ondan sonra bu kitap işi AK Parti döneminde bitti. Kitaplar bedavaya gelince bizde kurtardık, öğrenci velisi de kurtardı. Hep birden rahatladık ama benim kırtasiye var. Orada yazarlığa soyunduk, 1. sınıf kitapları yazdım. 3-4 arkadaşla beraber ama tutturamadık ve bayağı batırdık. 10 senedir o işleri toparlamaya çalışıyorum. Sosyal hayata geçelim... Ben dernekçiliğe girdikten sonra beni bırakmadılar daha. “Abi şurada başarırsın, şunu yapalım, bunu yapalım” dediler. Şalpazarı Federasyonu altın çağını yaşadı. Orada biz eğitim, öğretime ağırlık verdik. Öğrenci bursları oluşturduk, birlikte hareket etmeye başladık. Şalpazarı’nın geleceğindeki siyasetçilerin altyapısını oluşturmaya gayret ettik. Örneğin Hilmi Türkmen, örneğin Ahmet Çabuk Onlar siyasette bayağı ön plandaydı. O ara ben derneğe girdikten sonra, “Biz seni biliyoruz. Senin siyasetle işin olmaz ama gel Ak Parti’ye gir. Burada birkaç kişiye faydan olur” dediler bana.

...................................................

Çok aktifsiniz. Bu kadar aktif, pozitif ve aksiyon adamı Şalpazarlılar arasında neden öne çıkmadı?

Şöyle bir şey vardı. Üsküdar ağırlıklı ve Tuzla ağırlıklıyız. Üsküdar da zaten Hilmi beyi destekledi ve 81 il var orada. Hilmi beyin yanında. 2 Şalpazarlı var ve 3. sü ağır geldi. Sultangazi’de ben çıkış yapıyordum. İlk listede ben vardım. Bir de Mustafa Demir vardı, Gaziosmanpaşa’dan kaydı oraya ben liste dışı kaldım. Çok Trabzonlu oldu. Çünkü orada dengeler var. Şalpazarı’nı şöyle düşündüm. Aday adaylığı döneminde, “Sana buranın ihtiyacı var. Geyikli’de de fazla seçmen var...” dediler ve öyle yola çıktık. Zaten Geyikli kazandırdı Refik beyi. Buranın kuralları da çok farklıymış, siyaset de çok farklıymış. Olaylar burada çok farklı. Geldik buraya. Erdoğan Bayraktar da benim akrabam. Zaten üst düzeyi de çok iyi tanıyorum ya... 70 bin Şalpazarılı var İstanbul’da, burada ise 10 bin. 7 bin seçmen var. Ben İlkbahar da hep oralardayım. Derneklerde hala daha giriş çıkış yapıyorum. Durum bu oradan olmak nasip kısmet değilmiş.

Peki, amacınıza ulaşabildiniz mi, bir şeyler yapabildiniz mi, süreç nasıl geçiyor. İstanbul’a da gidip geliyorsunuz?

O sorun değil, bize burada fazla iş düşmüyor. Ben işimi takip ediyorum. Şimdi daha önceki bir çalışmam vardı. Sayvançatak Mahallesi’nde bir okulu tamir ettik ve geçen yıl 100 bin TL’ye yakın bir para harcadık. İmam Hatip Okulu açtım oraya ben. Fakat 14 öğrencimiz vardı. Geç kaldığımız için veliler vermedi öğrenciyi. 3 tane okulumuz var orada 3’ü de kapanıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile konuyu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki hafta velileri toplayacağız. 3 okulu oraya toplayacağız. Merkezi bir yer. Belki turizm merkezi de olacak orası. İleride pansiyon da olabilir. Spor sahaları, geniş bir alanı var. 5 dönüm bir ver. Onun peşinde hayli uğraşıyorum. Onun dışında Şalpazarı’nın araba durağı yoktu Moloz’da. Gittim 6 ayda onu açtım. Ben buraya bir belediye otobüsü kazandırmak için 2 yıldır uğraşıyorum. Geçen en son başkanla netleştik. Dedim, “Başkanım gel bir basın açıklaması yapalım ve şu otobüs seferini başlatalım” O da, “Dur hele, 3 otobüs daha alıyorum. O zaman başlatacağım. Ben sana söylerim, yaparız basın açıklamasını” dedi. Buranın en büyük ihtiyacı otobüs. Çünkü saat 13.30’dan sonra Trabzon’dan buraya vasıta gelmiyor. Sabah buradan resmi dairelere giden memurlar var. Trabzon’da, Akçaabat’ta kalıyorlar. Çünkü dönüşü yok akşam. Şimdi adamlar diyor ki, “Eğer sabah, akşam otobüs olsun, biz Şalpazarı’nda dururuz” bunların hepsini anlattım. Öğrenciler yarı fiyatına gidecek. Burada 65 yaşını doldurmuş vatandaş bedava gidecek. Beşikdüzü’ne kadar büyük otobüs gelecek, yarım otobüsler de Tonya ve Şalpazarı’na giriş yapacak.

Şalpazarı’nın kalkınmasında turizmin yeri nedir, ne yapıyorsunuz?

Buranın vazgeçilmez olayı turizm. Ama turizmden önce yapılacak başka bir şey var. Göçü engellememiz lazım.

Nasıl engelleyeceğiz?

Onun altyapısı nasıl oluşuyorsa o yapılmalı. Temmuz ayının 18’inde Çalıştay kuruluyor burada. Bu konular masaya yatırılacak. Çalıştay, Hilmi Türkmen Başkanlığında oluyor ve Şalpazarlılar Dernekler Federasyonu burada olacak. Bu konu enine boyuna tartışırız. Şimdiden size de davet ediyorum Çalıştay’a. Katılmanızda yarar olacaktır. Turizmde oluştuğu sürece burada göçü önleriz. Şu anda 3 tane göl çalışması var. Bu çalışmamız Geyikli’nin Ormandibi’nde ama Uzungöl’ü 1-2 kere katlar... Oradaki geniş, düz alanda alabalık çiftliği olacak, dağın arazisi ve ormanlık her taraf. Oturup kafa dinleyeceksin orada. Oradan yukarı teleferik Sisdağı. Şu anda Salih Cora’ya bunu yükledim ve rica ettim. Resmi yazısını da verdim, “Bizzat takip edeceğim” dedi. Gökçeköy’de de var öyle 2 tane yapılıyor. Ama ben Geyikli’nin o bölümüne çok gönül verdim. Çocukluğum oralarda geçti. Sırtımda odun taşıdım oralarda. İnek yaydım, çobanlık yaptım. Oraya öyle bir tesis kazandırırsak gerçekten bu göçü önce durdururuz. Turizmi de yanına eklediğimiz anda kalıcı olur. Gençleri de çekmemiz lazım. Turizmin dışında yapılacak fazla bir şey yok. Okul olayı da gündemde zaten Refik başkan da çalışıyor. Elinden geleni yapıyor ve son derece gayretli. Bayağı da para harcıyor kendi cebinden. O konuda belki benim ama ‘şanslıyım’ diye bakıyorum olaya. Çünkü elinden geleni yapıyor buraya...

Geldiğinize memnun musunuz? 5 yılınızı Trabzon’a doğrudan harcıyor ve hizmet ediyorsunuz?

Tabi tabi... İyi ki gelmişim. Görevimi de iyi yapıyorum. Birileri belki “burada durmuyor” falan diyor ama ben her zaman “duran ne yapıyor?” diyorum. “Benim yaptıklarım bunlar” diyorum. Daha saymadığım çok şeyler var ama kalıcı şeyler yapacaksın. Şalpazarı’nın 21 dernek başkanının bana ricası var özellikle, “abi oradan sakın ayrılma, sana ihtiyacımız var” şeklinde. Ben artık olayın bundan sonraki bölümüne “faydalı olayım, ismim kalsın” düşüncesindeyim. Bir iddiam yok. Başkanlık adaylığı falan kafamdan bile geçmiyor. Niye? Yaş da belki bir noktaya geldi. Şunu da söyleyim, Trabzon Büyükşehir de çalışmaktan ben çok mutluyum. Çok güzel bir ekibimiz var. Gerek muhalefet, gerek iktidar, gerek başkanlarımız, başkan vekillerimiz son derece uyum içerisinde. Hepimiz Trabzon’a hizmet etme amacı güdüyoruz. O uğurda çalışıyoruz. İyi de bir Büyükşehir Belediye Başkanımız var bana göre. Dört dörtlük bir adam ve zeki de bir insan.

Başarılar diliyoruz efendim.

Ben çok teşekkür ederim.

günebakış - Ali Öztürk

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Muzaffer Bayraktar Şalpazarı
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon'da FETÖ ihraçları
Trabzon'da FETÖ ihraçları
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor