Advert
Advert
Advert

Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey...

Mevsim yaz. Plajda güneşlenirken, elinize alabileceğiniz cinsten bir kitap. Okuduktan sonra bana hiçbir şey katmasın ama yine de yüzümde gülümseme bıraksın ve hepsinden önemlisi, sol göğsünüzün altında bir yürek taşıdığınızı hatırlatsın istiyorsanız, “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey”i, mutlaka okuyun. Pişman olmazsınız.

Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey...
Advert

Ne yalan söyleyeyim, Marc Levy ismini ilk kez bu kitap ile duydum. Kütüphanede okumak için kitap ararken, elim birden Marc Levy’nin “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey” adlı kitabına gitti. Sanırım, ilgimi çeken de kitabın ismi oldu.

İnsanların birbirlerine söylemedikleri ne olabilirdi ki... Hadi söyle deseler, biraz düşünürsünüz. Çünkü size kalsa, söylenmesi gereken her şey söylenmiştir... Ya da geçmişi deşmenin artık mânâsı yoktur. Peki sakladıklarınız? Sahi sakladıklarınız; zihninizde zaman zaman baş ağrısı yapan, yürek ağrınız olabilir mi. Söyleyemediklerinizden dolayı, birbirinizden habersiz ayrı yönlerde, ayrı yollarda yeni yeni keşifler ile kâşif olmuş olabilir misiniz?

Kitabın baş kahramanı Julia’nın da yaşadıkları böylesine söylenmemişler ile dolu. Hem kendisine söylenmemiş, hem de onun söyleyemedikleri.

Yirmi yıl gibi uzun bir süre görüşmediği babası...

18 yaşında Berlin’de babası tarafından koparılan kırık bir aşk hikayesi...

17 yıl boyunca öldü sandığı Berlin aşkının, aslında yaşıyor olması...

Evleneceği günden bir gün önce babasının vefat etmesi ile ertelenen düğün...

Fantastik bir şekilde babasının bal mumu robotunun ansızın hayatına girip, hayatını değiştirmesi...

Yaklaşık iki günde bitirdiğim bir kitap. Marc Levy’nin şiirsel anlatımı, okutuyor. Konu, bildik birkaç yaşamsal öyküyü içerisinde barındırıyor. Babalar ve kızları. Sönmeyen bir aşk hikâyesi ve yitip giden sevgililer. Bütün bunları, defalarca Yeşilçam filmlerinde izlemişizdir. Fakat, konu öylesine güzel harmanlanıyor ki, ister istemez kendinizi kitabın satırları arasında, kahramanlar ile yolculuğa çıkarıyorsunuz.

Bir arayış var bu satırlarda. Temposu ve heyecanı düşmeyen, zaman zaman kendinizden bir şeyleri de bulabildiğiniz, modern Leyla ve Mecnun hikâyesi.

Mevsim yaz. Plajda güneşlenirken, elinize alabileceğiniz cinsten bir kitap. Okuduktan sonra bana hiçbir şey katmasın ama yine de yüzümde gülümseme bıraksın ve hepsinden önemlisi, sol göğsünüzün altında bir yürek taşıdığınızı hatırlatsın istiyorsanız, “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey”i, mutlaka okuyun. Pişman olmazsınız.

İşte size, kitapta yer alan birkaç cümle.

“Kaçırdığımız fırsatlara hayıflanmak, ağlayıp sızlanmak çok daha kolay. Bildik safsataları şimdiden duyar gibiyim, ‘kader böyleymiş’. Hayatı bir dram olarak yaşamak da, diğerleri gibi bir varoluş biçimi ne de olsa.”

“Yakınında olmadığım zamanlarda bile sandığın kadar uzağında değildim.”

“Neydim ben senin için, hayatının iki evresi arasındaki köprü mü? Sevmekten hiç vazgeçmediğin adamın yolunu gözlerken, günün birinde döner diye beklerken sığındığın bir liman mı?”

“Yalnızlığa hükmetmeyi öğrendim, bunun için müthiş sabır gerekiyor.”

 

Erkan Ergül Marc Levy Birbirimize Söylemediğmiz Onca Şey
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon'da FETÖ ihraçları
Trabzon'da FETÖ ihraçları
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor