Advert
Advert
Advert

Bu işte bir tuhaflık var

Alanya maçı tam manasıyla turnusol kâğıdı vazifesi gördü. Karşımızdaki rakibin 11+3 futbolcusunun 12’si bu sene transfer edilmiş. Bu ne şimdi? Bu uyum sorununu sadece Trabzonspor mu yaşıyor?

Bu işte bir tuhaflık var
Advert

Trabzonspor bu sene yeni bir kadro kurdu. Çok sayıda transfer yaptı, çok kalabalık olan kadrosunu azalttı. Bu yapılan transferlere karşılık taraftardan sabır istendi. Taraftar da gereken krediyi tanıdı.

Hazırlık kampları geldi, geçti. Zayıf takımlarla yapılan maçlarda galibiyetler alındı, yeni sezon için ümitler yeşerdi. Derken lig başladı, takke düştü kel göründü. İlk hafta Kasımpaşa maçında çok da iyi bir futbol oynanmasa da galibiyet geldi ve çoğumuz “takım fena değil, ilerleyen haftalarda taşlar yerine oturdukça güzel futbol da gelir” diye düşündük ama bu haftaki Alanya maçı tam manasıyla turnusol kâğıdı vazifesi gördü. Karşımızdaki rakibin 11+3 futbolcusunun 12’si bu sene transfer edilmiş. Bu ne şimdi? Bu uyum sorununu sadece Trabzonspor mu yaşıyor?

Rakip Alanyaspor ilk hafta Beşiktaş’a farklı yenildikten sonra Antalya’yı yenmiş, Gençlerbirliği ile berabere kalmış. Bu hafta zaten malum. İlk devrenin bazı bölümleri hariç hem hücumda hem de defansta Trabzonspor’dan daha iyi bir görüntü verdiler. Tabii ki lig uzun bir maratondur. İlerleyen haftalarda Alanyaspor’un durumu ne olur, bilinmez ama ortada metametiksel bir gerçek var. Tekrar edeyim, rakibin Trabzonspor maçında sahaya çıkan 11+3 futbolcusunun 12’si bu sene takıma katılmış. Bu takım 4 maça çıktı, 2 galibiyet 1 beraberlik 1 de mağlubiyet aldı.

Trabzonspor’da ise sahada oynayan takımda en büyük eksik ileriye hamle yapacak, dikine gidecek, inisiyatif alacak, riske girecek orta saha oyuncusu olmaması.  Aslında mevcut kadrodaki Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür tam da böyle oyuncular ama bu kadar transfer yapılmışken onları sahaya sürmeyi kimse göze alamıyor anlaşılan. Bir de Ramazan Övüç vardı bu özelliklere sahip ama Allah selamet versin. Herkes meselenin etrafında dolaşıyor. Sanki oynanan oyunun amacı gol atmak değil de 90 dakika topu oradan oraya çevirmekmiş gibi bir görüntü var.

Öte yandan topu kullanmaya çalışandan pas almaya hevesli olan da yok. Herkes bir yerlerde saklanıyor. Top rakip yarı sahaya geçtikten sonra bir şekilde taç çizgisine sıkışıyor, gidebilirse rakip korner direğine kadar gidiyor ama yapılabilen kör bir orta oluyor. Ondan sonra her zamanki klişeler devreye giriyor: “Trabzonspor oyunu kanatlara yıkamadı, kanatları kullanamadı v.s.”

Hatırlayın, geçen sene Mbia diye bir futbolcu alınmıştı. Oynamaya başladığı ilk maçlardan itibaren yukarıda saydığım özelliklerin hepsini sahaya yansıtmıştı. Hiç de uyum sorunu filan yaşamamıştı.  İstanbul’daki Beşiktaş-Trabzonspor maçını hatırlayın. O takıma da bir sürü transfer yapılmıştı.

Benim gördüğüm, sahada ne yaptığını bilen sadece Jan Durica var. Onun gayreti ve tecrübesi de bir yere kadar yetiyor. Kaleci Onur bile eskiden çıkardığı pozisyonları çıkaramıyor, maç kurtaran kaleci görüntüsü çizemiyor.

Bu kadar transfer yapan bir takımın uyumu yakalaması elbette zaman alacaktır ama bu dönemde futbolculardan hiç olmazsa bireysel kabiliyetlerini göstermesi beklenir. Güzel bir şut, bir frikik golü, güzel bir orta ama o da yok. En basit şekliyle golü bulmaya çalışacaksınız. Bu yol da bence uzaktan şut atabileceğiniz bir oyun düzeni üzerinde çalışmaktır. Olmazsa frikik pozisyonu yakalamaktır. Bu da ancak oyunu rakip ceza sahası yayının civarında oynamaktan geçiyor. Gelin görün ki bu bölge adeta yasak bölge. Takım buralara hiç uğramıyor. Varsa yoksa “oyunu kanatlara yıkma”

Bu durumda her şeye rağmen sabretmekten başka çare yok ama yapacak başka bir şey olmadığı için. Eğer birileri yan pas yapmaktan vazgeçip sadede gelmezse taraftar daha çok saç baş yolacak gibi görünüyor.

Trabzonspor
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hatayoğlu: Trabzon Stockholm Sendromu yaşıyor
Hatayoğlu: Trabzon Stockholm Sendromu yaşıyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor
17 ülkeye yufka makinesi ihraç ediyor