Advert

Bilimin gücü geçmişe dayanır

Bilgi güç ve bağımsızlık demektir. Bir toplumda bilginin güç haline dönüşmesi istemekle olmaz. Bu ancak bilimin gücüne inanmayı, bilgi üretene saygı göstermeyi gerektirir.

Bilimin gücü geçmişe dayanır

 

Bilimsel yönden güçlü olmak, kısa süreli çabaların ürünü değildir. Güçlü olmak, bilimin süzgecinden geçmiş bilgi ve onu üretenlere olan inancın toplumda yaygınlaşması ve bu inancın alın teri gerektiren çalışmalarla yıllarca mayalanması gerekir.  8-12. Asırlarda Müslüman dünyasında olduğu gibi Rönesans sonrası Avrupa’sında da bilimin güç haline gelmesi, bu mayalanmanın sonucu olmuştur.

Bir toplumda bilim sırf pratik yarar elde etmek için yapılmaz. Bilim bilim için yapılır ve belli bir sürenin sonunda toplum için pratik faydaya dönüşmeye başlar. Bilimin bir toplumun hayatında önem kazanmasının en önemli koşullarından birisi de onu üretenlere imkân sağlamak ve değer vermektir. 960’lı yıllarda Müslüman coğrafyasını gezen seyyah Muhammed b. Ahmed el-Mukaddesi “İnsanları ister iyi ister kötü olsun her gittiğim beldede bilginlere karşı büyük bir saygı vardı” diyerek bunu teyit etmektedir. Mukaddesi’nin döneminin Müslüman coğrafyasında bilimin parladığı bir zaman dilimini ifade ettiğini de vurgulamak isterim. Diğer taraftan bilgi üreticilerinin de en azından önemli bir kesimi, yeninin ve bilinmeyenin peşinde adeta bir ibadet aşkı ile koşması gerekmektedir. Ancak bunun sonucunda bilim bir toplumda güç haline gelebilir.

Siz okuyucularıma bilimsel açıdan güçlü olmanın; geçmişi yıllar öncesine dayalı, yılmadan meşakkatli çabaların sonucu olduğuna dair bir örnek vermek istiyorum.

Pierre de Tchihatcheff (1812-1890) İstanbul’da Rus diplomat olarak yaşarken 1847-1858 yılları arasında Anadolu’nun birçok kesimini dolaşmış, gittikleri yerlerin önemli unsurlarını kayıt etmiş, gezdikleri yerlerden bitki örnekleri yanında hayvan ve maden örnekleri de toplamıştır. Seyahatlerinde her tür imkansızlıkların yanında, son derece zorlu doğa koşulları ile karşılaşmış, buna rağmen yılmadan çalışmalarına devam etmiştir.  Toplamış olduğu bütün materyallere ait detaylı bilgilere yer verilmiş ve bu materyaller bugün bile ulaşabileceğimiz şekilde başta Avrupa olmak üzere bilimin değer bulduğu ülkelerin müzelerinde sergilenmektedir.  Tchihatcheff ‘in  Anadolu’ya ilişkin çalışmaları Küçük Asya adı ile birkaç cilt halinde 1860’lı yıllarda Fransa’da yayınlanmıştır.  Tchihatcheff, Doğu Karadeniz’in yanında Marmara, Ege,  Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’yu da gezmiştir. Kendisinin seyahatine ilişkin haritaya “ http://www.bmarchives.org/items/show/100202868” veb adresinden ulaşılabilir. Yabancıların o dönemlerde Anadolu’yu gezme amaçları; bilimsel çalışma yapmak, ülkeleri adına bilgi toplamak, önemli maden yataklarını belirlemek, ticareti yapılacak metaa aramak vb. nedenlerden biri veya birkaçı olabilir. Sebebi her ne olursa olsun vurgulamak istediğim şey, bugün bilimde ve teknolojide güçlü ülkelerin gücünün geçmişte Tchihatcheff gibi insanların emeğine bağlı olduğudur. Bu olgu sadece geçmişin değil geleceğin de gerçeği olacaktır. 

Geçen haftalarda Tchihatcheff tarafından Şebinkarahisar’dan (Giresun) 1858 yılında toplanmış ve günümüzde İsviçre Cenevre herbaryumunda (bitki müzesi) kurutulmuş bir örneği muhafaza edilen gösterişli bir bitki çeşidini toplamak üzere yollara koyulduk. 2017 yılı koşullarındaki imkanları kullanarak 1858 yılında katır üzerinde aşılan zorlu arazi şartlarında, derin vadi içlerinde, tepelik alanlarda, orman içlerinde bütün aramalarımıza karşın ulaşmak istediğimiz bitkiyi bulamadık. Bunda sağ olsun bilgisine başvurduğumuz yöre insanının da önemli katkısı oldu. Aradığımız bitkiyi bizden daha iyi bildiklerini belirten edalarıyla bitkinin bolca bulunduğunu iddia ettikleri vadi içlerinde saatlerimiz boşa geçti. Çabalarımızın sonuçsuz kalmasının verdiği hayal kırıklığını yaşarken,  Tchihatcheff ‘in yaklaşık yüz altmış yıl önceki katlandığı zorlukların karşısında göstermiş olduğu azmi bir kez daha takdir ettik.

Bilim tarihine baktığınızda bugünün bilimine öncülük eden ve yüksek teknoloji üreticisi ülkelerin, geçmişi uzun yıllara dayalı bilimin her alanında seferberlik halinde bilgi üretmenin, üretilen bilgilerden yararlanmanın yollarını bulma konusunda çabaladıkları ve sistematik hale getirdikleri bilgileri de toplum hayatına yön vermede kullandıkları görülecektir. Aliya İzzetbegoviç’in belirttiği gibi “bilimin sonuçlarından hayatın her alanından yararlanılmıyorsa o toplumda tam bağımsızlıktan söz edilemez”. Bilgi güç ve bağımsızlık demektir. Bir toplumda bilginin güç haline dönüşmesi istemekle olmaz. Bu ancak bilimin gücüne inanmayı, bilgi üretene saygı göstermeyi gerektirir. Tabi bilgiyi üretenlerin de tevazu içinde Tchihatcheff’inkine benzer disiplinli bir çalışmalar sergilemesi koşulu ile.

 

Ali Kandemir Muhammed b. Ahmed el-Mukaddesi Pierre de Tchihatcheff
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fındıkta verim yükselince kurslara ilgi arttı
Fındıkta verim yükselince kurslara ilgi arttı
Trabzonlu iş kadınına büyük ödül
Trabzonlu iş kadınına büyük ödül