Advert
Ne yapmış Gümüşhane?..
Bülent Şirin

Ne yapmış Gümüşhane?..

Advert

 

Geçen hafta içinde 2. Lig’de lider olan Gümüşhanespor deplasmanda Tuzlaspor’a yenildi. Görünürde ortada anormal bir durum yok. Top yuvarlak, saha düz. Herkes yener, yenilir. Fakat Trabzon merkezli yayın yapan bir haber sitesine göre durum pek de öyle değildi. “Ne yaptın Gümüşhane” spot başlığıyla çıkan haberin metnine göre Gümüşhanespor, önce Trabzonspor’u kupadan elediği yetmiyormuş gibi bu sefer de kendi liginde küme düşme mücadelesi veren 1461 Trabzon’un rakibi olan Tuzlaspor’a yenilmiş ve Trabzon’a ikinci bir darbe (?) daha vurmuştu.

İnanılır gibi değildi doğrusu. Yani şampiyonluk mücadelesi veren lider Gümüşhanespor’un rakibine yenilip avantaj kaybetmesi önemli değildi de aynı ligde kümede kalmaya çalışan 1461’in rakibine yenilmiş olması bir tür ihanetti. (!)

Kabahatin tamamı söz konusu haber sitesinde değil. Allah için başka haber sitelerine de bakmadım, çünkü bu haber formatı ve dili bir kitlenin psikolojisine hitap ediyor. Bu anlayışa sahip olan bir sosyoloji var yani.

Bakın, önce görmek ve anlamak istemediğimiz bir gerçeği idrak ve kabul edelim: Bir tarafın kazanıp, bir tarafın kaybetmek durumunda olduğu müsabaka alanlarında dostluk da düşmanlık da olmaz. Eninde sonunda dost kabul ettiğiniz rakiple yolunuz ve çıkarlarınız kesişebilir. Ne olacak o zaman? Dostluk oraya kadar mı sürmüş olacak? (Kaldı ki bu olay özelinde yine bölgenin bir takımından bahsediyoruz, üstelik halkının çoğu Trabzonsporlu olan bir şehrin takımı)

Gümüşhanespor ve bölgenin diğer takımlarının birinci vazifesi, kendini hiçe sayıp Trabzon takımlarına “yatarak” hizmet etmek midir? 2011’den beri şike muzdaribi olduğumuzu haykırıyoruz. Bu nasıl bir anlayış oluyor o takdirde?

Bir takımın yapması gereken, rakibi kim olursa olsun sahaya yalnız kendi hesabını yaparak çıkmaktır. Başkası için yenmek ve yenilmek diye bir şey olmaz. Olursa bal gibi “şike” olur. Kimse kusura bakmasın. Bunun başka bir adı yoktur. Yok komşum, yok kardeşim, yok bölgemin takımı... Diğer takımın hakkını gasp ettiğini düşünmüyor kimse.

Bu hastalıklı zihniyet ancak Trabzonspor’a zarar verir. Onca Trabzonsporlu Gümüşhanelinin içine düştüğü- düşeceği ruh halini düşünsenize bir. Ondan sonra niye İstanbul takımlarını tutuyorlar. Bir empati yapın bakalım, siz olsanız ne yapardınız? Hele böyle haberleri görseydiniz ne yapardınız diye bir daha düşünün.

Yıllar önce şahit olduğum bir hadiseyi örnek vereyim. Hangi sezondu unuttum; İspanya’da Real Madrid ile Real Sociead nefes nefese şampiyonluk mücadelesi veriyor, Barcelona gerilerde kalmış. O hafta Barcelona Sociedad’la oynuyor. Beklenen nedir? Barcelona can düşmanı Real Madrid’in şampiyon olmaması uğruna Sociedad’a yatacak. Hayır, öyle olmuyor. Barcelona takır takır oynuyor ve Sociedad’ı yeniyor! Ben ekran başında şöyle bir yerimden zıplayacak gibi oluyorum, sonra oranın Türkiye değil İspanya olduğunu hatırlayıp oturuyorum aşağı. Anlatabildim sanırım.

Zağnosspor yönetiminin örnek açıklaması

Öte yandan, bunun tam tersi alkışlanacak tavırlar da var. Yine geçtiğimiz günlerde Kadınlar Hentbol Türkiye Kupası’nda Zağnosspor ile Ardeşen GSK takımları karşı karşıya geldiler. Trabzon’daki maç 30-30 berabere biterken, Ardeşen’deki rövanşta Zağnos rakibini 29-27 yenerek yarı final için avantaj elde etti. Haber ve açıklamalardan öğrendiğimize göre orada olaylar çıkmış, Zağnosspor yöneticilerine ve oyuncularına fiili saldırı gerçekleşmiş. Polis müdahalesi, güvenlik çemberi vs. Bildiğimiz ama asla bilmeseydik dediğimiz hadiseler.

Olaylı maçtan sonra Zağnosspor Hentbol Kulübü imzasıyla bence tarihe geçmesi gereken bir açıklama yayınlandı. Açıklamada olaydan ve -daha da çok olayın ardından hiçbir Ardeşen yöneticisinin kendilerini aramamasından- duydukları üzüntü dile getirilirken, daha sonra şöyle denildi.

“İki Karadeniz takımının dost olduğunu ve gerek ligde, gerek kupada, ya da hazırlık maçında dostça ve kardeşçe karşılaşmaya devam edeceğini bir kez daha hatırlatırız. Ardeşen GSK’nın Trabzon’da oynadığı maç sonunda salonda sevinçlerini dışa vurabildiğine daha önceden şahit olduk, seyircisiyle bütünleşerek doyasıya sevindiklerini gördük. Bu iki takım arasında deplasman, ev sahibi denen bir olgunun olmadığını gösterir. Aynı mantık çerçevesi içerisinde Zağnosspor oyuncularının galibiyete sevinmelerini anormal karşılaşmak ve büyük tepkiler göstermek yanlıştır.

(...)

Karadeniz’in hentboldaki iki nadide kulübünün bu maçların seyir zevkini artırmak adına daha dikkatli olması gerektiğini arzu eder, Bundan sonraki maçlarda el ele vererek iki kulübün dostluklarının devam edeceğini, maçlarının sevgi, saygı içerisinde parke üzerinde geçeceğini özellikle belirtmek isteriz.

Trabzon’da oynanacak ikinci maçın kardeşçe ve dostça geçmesi için, küfürsüz hentbol, ve sporun bir dostluk ve kardeşlik aracı olduğunu benimseyerek her iki takımın da Türkiye’de hentbolun önde gelen kulüplerinden olduğunu bir kez daha hatırlatır, birlikte büyük başarılara ulaşmayı temenni ederiz.”

***

Bu metni hazırlayan ve imzalayanları can-ı gönülden tebrik ediyor, ayakta alkışlıyorum. Olması gereken tam da budur. Geçenlerde bu köşede kaleme aldığımız “Trabzonspor ve komşu vilayetler sorunsalı adlı yazıda incelemeye çalıştığımız problem ancak böyle çözülür. Şeytanın ilk akla getirdiği şekilde değil.

 

Advert
DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çayeli Bakır'dan teknoloji bağımlılığı eğitimi
Çayeli Bakır'dan teknoloji bağımlılığı eğitimi
Şalpazarlı girişimci müdürlüğü bıraktı solucan tesisi kurdu
Şalpazarlı girişimci müdürlüğü bıraktı solucan tesisi kurdu
istanbul escort atakoy escort escort bayan bahis siteleri