Advert
İlk düğme yanlış iliklenmişse...
Bülent Şirin

İlk düğme yanlış iliklenmişse...

Advert

2 Kasım 1981 tarihli gazetelerin spor sayfasında şöyle bir başlık vardı: Trabzonspor altı yıl sonra kendi sahasında yenildi. Trabzonspor:0-Kocaelispor:1

Bu yenilginin anlam ve önemi çok büyüktü. Söz konusu altı yıl Trabzonspor’un Türkiye 1. Ligi’nde (Süper Lig henüz yok, bildiğiniz gibi) geçirdiği sürenin tamamına tekabül ediyordu ve Trabzonspor taraftarlığı denilen olgu o dönemde şekillenmişti. Nasıl ki insan kişiliği çocukluğunda yaşadığı, gördüğü şeylerle şekillenir, bu da öyle. Yani kendi sahasında yenilmemek Trabzonspor taraftarlığı kimliğinin bir parçası haline gelmişti. Başkalarını bilmem ama ben namusum kirlenmiş gibi hissetmiştim o zaman.

Dün akşamki 1-6’dan sonra bakıyoruz, kimse ırzına geçilmiş gibi davranmıyor. Ciddi bir travmadan söz edebiliriz belki ama Trabzonspor camiası bundan çok daha az sarsıcı hadiseler karşısında çok daha büyük tepkiler vermişti. Acaba diyorum, içinde bulunduğu kabın suyu her gün bir derece artırılarak alıştıra alıştıra kaynatılan kurbağa misali, dipsiz kuyuya mı hazırlıyorlar camiayı?

Yazıyı kaleme aldığımız saatlerde henüz bir istifa ya da görevden alma tasarrufu haberi gelmiş değil. Ancak Trabzonspor’un içinde bulunduğu ahval ve şerait, teknik direktörün kellesinin alınmasıyla düzelecek gibi görülmüyor. İlk düğme yanlış iliklendi çünkü. Açalım:

Kongrelerde en fazla oyu alan liste kazanır. Bundan daha doğal bir şey yoktur. Amma ve lakin; bu da birden fazla adayın olduğu seçimlerde adayları en uyumlu ve liyakatli değil, en fazla oyu alabilecek listeyi yapmaya zorlar. Adaylar ortada ciddi bir yanlışlık olduğunu görürler görmesine ama yapacak bir şeyleri yoktur. “Hele bir kazanalım, gerisini düşünürüz” demek zorunda hissederler kendilerini. Mevcut yönetim de bundan farklı bir şekilde oluşmamıştır. Trabzonspor yönetim kurulunda başka bir ortamda aynı masada bile oturmayacak profilde insanların bulunduğunu görmek için son iki yılda sergiledikleri tavırlara şöyle bir bakmak yeterli olacaktır. “Bakın ne kadar güzel, bu kadar farklı profildeki insanlar Trabzonspor için güç birliği yaptılar. Haydi sevinçten ağlayalım” anlayışı komik bile değildir, her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır.

Sayın Muharrem Usta da yukarıda tasvir etmeye çalıştığımız gibi kervanı yolda düzme modelini tercih etmiş ama kervan yolda kalmıştır. Şu anda kendisi dâhil birçok kimsenin “Kervan hiç yola çıkmasa daha mı iyiydi?” diye sorduğundan kuşku yoktur. O halde yapılması gereken bellidir:

Trabzonspor seçimli kongreye gidecek, Sayın Usta eğer devam etmek isterse kendi ekibini kurarak delege onayına sunacaktır. Eğer seçilirse çok daha rahat bir çalışma ortamı bulacak, yönetimde uyum diye bir problem yaşanmayacak ya da minimum ve bertaraf edilebilir düzeyde kalacaktır. Yamalı bohçayla olmadı, olmuyor, olmayacak.

İlk düğmenin yanlış iliklenmesinden başka her şey teferruattır. Bu o kadar önemli bir konu ki, zamanında ahır küreğiyle kovaladığımız adamlardan kurulu takım tarafından kendi sahamızda namusumuzun kirletilmesi bile solda sıfır kalır. Bu zaten bir sonuçtur, sebep değil.

Ya usulet ve suhuletle düğmeler çözülüp yeni baştan iliklenecek ya da buna vakit ve takat yoksa patır patır sökülüp en kısa zamanda yeniden dikilecektir. Yoksa bizi bekleyen akıbet, namusunuz kirlene kirlene boynumuza bir vesika takılması olacaktır. 

Advert
DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fındıkta verim yükselince kurslara ilgi arttı
Fındıkta verim yükselince kurslara ilgi arttı
Trabzonlu iş kadınına büyük ödül
Trabzonlu iş kadınına büyük ödül