Advert
Bir dernek toplantısının düşündürdükleri...
Bülent Şirin

Bir dernek toplantısının düşündürdükleri...

Advert

Geçtiğimiz günlerde bir hemşehri sivil toplum kuruluşunun olağan yönetim kurulu toplantısına misafir olarak katıldım. Gündem maddeleri arasında dikkatimi çeken iki konu hakkında iki satır karalamak istedim. Toplantı esnasında da dile getirebilirdim, bir engel yoktu ama misafir sıfatıyla orada bulunduğum için fazla müdahil olmayı doğru bulmadım sanırım. Zaten değineceğim konular da sadece o kurumun değil bütün STK’ların konusu.

Birinci konu, yönetim kurulu oluşturulurken yönetime girmeye talipli ve hevesli çok sayıda kişi olmasına rağmen daha sonraları bu kişilerin önemli bir kısmının toplantılara ve organizasyonlara katılmamasıydı. Bu yöneticiler hakkında nasıl bir yol takip edileceği konusunda farklı görüşler ileri sürüldü. Kimi yeni bir ikaz ve ihtara gerek duyulmadan kendilerine “teşekkür” edilmesini savunurken, kimi de “insanları kaybetmek değil kazanmak için çalışmalıyız” düsturu gereği onlarla en az bir kez daha konuşulması gerektiğini söylediler.

İkinci konu, faaliyet alanı benzer bir başka STK ile ortaklaşa bir etkinlik düzenlenmesiydi. Bu konuda da fikir birliğine varılamadı. Müzakereler uzadı, ben de konu bir yere bağlanmadan toplantıdan ayrıldım.

İmdi... İlk konudan başlayalım:

Bir STK’da yönetim kuruluna girmek isteyenlerin fazla olması prensip olarak güzel bir şey. Ancak STK’nın faaliyetlerinin olumlu ve verimli bir şekilde sevk ve idare edilmesi lazımdır, dolayısıyla yönetim kurulunda mutlak anlamda bir uyum şarttır. Bir kısmı canla başla çalışırken diğer bir kısmın oralı bile olmaması çalışanların motivasyonunu çok fena bozar, hâttâ gün gelir sıfıra indirir. O zaman da yönetim kurulu insan kazanacağım derken söz konusu STK’yı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Burada yapılması gereken, en başta yönetim kurulunda bulunmanın sorumluluk ve ciddiyetini iyi anlatmak, bu sorumluluk ve ciddiyet yeterince temin edilemediği takdirde ilgili kişilerin ilgisinin kesileceğinin kesin bir dille bildirilmesidir. Yine olmuyorsa prosedür uygulanmalıdır. Yani, kendilerine “teşekkür” edilmelidir. Bu uygulama, hem yönetim kurulunda görev ve sorumluluklarını yerine getiren üyeleri motive eder, hem de söz konusu STK’nın itibar ve ciddiyetini kamuoyuna anlatır. Her şey çok daha verimli ve sağlıklı yürür.

İkinci mesele: Bir kurum ya da oluşumun, kendisiyle benzer ya da akraba alanlarda faaliyet gösteren başka kurumlarla ortaklaşa etkinlik düzenlemesi riskli bir girişimdir. Kimsenin öyle bir niyeti olmasa bile, bir kurumun diğerine göre ön planda görünmesi söz konusu olabilir; bu da geri planda kalan kurum ve mensuplarını rahatsız eder. Bunu da kurumlar arasında soğukluk ve kopukluk takip eder. Ondan sonra da gelsin “Vay, birlik beraberliği niye sağlayamıyoruz, niye bölük pörçük haldeyiz” ağlamaları. Hiç gerek yok, bize göre olması gereken ortaklaşa etkinlik değil de bir başka kurumun düzenlediği etkinliğe misafir olarak katılmak. Hem de mümkün olan en yüksek katılımla. Böylelikle organizasyonun paylaşımında da bir problem çıkmaz, misafir katılımcılar da katılımları oranında kendi güç ve ağırlıklarını gösterme fırsatı bulurlar. İade-i ziyaret söz konusu olduğunda da önceki organizasyonu düzenleyen kurum, “Onlar bize gayet kalabalık gelmişlerdi, biz de onlardan geri kalmayalım” kaygısıyla hareket eder. Böylece hem organizasyonun paylaşım problemi olmaz, hem katılım konusunda kurumlar birbirlerini teşvik etmiş olurlar ve ilerleyen zamanla birlikte sinerjik bir şekilde organizasyonlar daha kalabalık hale gelir hem de kurumlar arasında daha iyi organizasyon yapanlar doğal seleksiyonla kimsenin rahatsız olmadığı bir şekilde hak ederek ön plana çıkarlar.

Advert
DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon Hurması'nın faydaları
Trabzon Hurması'nın faydaları
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu