Advert
Bir haber nasıl yapılmalı…
Bülent Şirin

Bir haber nasıl yapılmalı…

Advert

Gazetecilik zor meslek ya, yöresel gazetecilik daha da zor. Hele İstanbul’da bu işi yapıyorsanız vay halinize…

Bütün bunların üstüne bir de yapacağınız her haberde hemşehrilerinizin ve genelde toplumun yarar ve zararını düşünüyor, haberlerinizin çoğunu filtrelemek zorunda hissediyorsanız, bir zaman sonra artık yaptığınız işin gazetecilik dairesi içinde kalıp kalmadığı hakkında şüpheye düşmeye başlıyorsunuz.

 “Ben gazeteciyim, yayınlarım arkadaş’” diyerek önüne gelen haberi işin başını sonunu düşünmeden yayınlayanlar sizin kadar sevgi ve saygı görmeyebilir, tepki çekebilir ama hem daha çok isimleri anılır hem de mesleklerini daha iyi yapmış olurlar. Sizin adınız anıldığında kimse kem söz söylemez belki. Ama dediğim gibi, isminiz anılırsa. Sizin gibi davrananların ismi de anılmamaya başlıyor bir süre sonra.

Bakınız, Trabzon’da kaza yapan uçaktan sonra Giresunluların oluşturduğu bir platformunda şöyle bir mesaj yayınlandı. Trabzon havaalanının tadilata alınması gerektiğini savunan bir haberden alıntıyla “Bu haberi sürekli paylaşırsak iyi bir algı ile Trabzon havaalanı tadilata girer ve Ordu-Giresun havaalanı daha aktif çalışır. Sonra herkes alışır. Ordu-Giresun havaalanı için yayalım

Düz mantıkla baktığınız zaman burada hiçbir problem yoktur. Trabzon havaalanının artık çok yetersiz kaldığı, büyütülmesi ya da tadilata alınması gerektiği zaten birçok çevre tarafından dile getirilmektedir, nitekim alıntı yapılan haberde de bu vurgulanmıştır. Tadilat söz konusu olursa, Ordu-Giresun havaalanına da –ne kadar bilemeyiz ama- bir miktar yolcu artışı olacağı bellidir. Tadilat için yapılacak algı operasyonu fırsatçılık mıdır yoksa Ordu-Giresun havaalanı halen öngörülen yolcu sayısına ulaşamadığı için orayı kullanması gerekenlerin ayağının alışması için düşünülen iyi niyetli bir fikir midir pek anlaşılamamaktadır. Ancak bizim üzerinde durduğumuz konu bu değildir.

Peki nedir? Bir gazetecinin tadilat için algı operasyonu yapmak isteyen Giresunlu iradenin yukarıda paylaştığımız mesajını hangi şekilde haber yapacağı ya da yapması gerektiğidir. “Bak hele sen şu Giresunlulara!” şeklinden başlayıp, “Tadilatı fırsata çevirmek istiyorlar” ya da “Giresunlular kendi havaalanlarının yeterli ilgiyi görmediğinden şikâyetçi” gibi keskinliği giderek azalan dozda sayısız şekilde haber yapmak mümkündür. Ya da “Ben nasıl yazarsam yazayım, bu fitne ateşine odun vazifesi görecek. En iyisi hiç haber yapmamak” deyip geçmek… İyi de gazetecinin görevi haber yapmak değil mi? Belli ki Giresunlu hemşehrilerimize göre Ordu-Giresun havaalanında işler pek de yolunda gitmiyor ya da onlar daha fazla yolcu kullansın istiyorlar. Yani ortada bir problem var, problem varsa haber de olmalıdır.

Tekrar edelim, yazımızın esas konusu bir Giresunlu hemşehrimizin mesajı ve mesajın yansıttığı zihniyet değil, bu olay özelinde benzer durumlarda yöresel gazetecilik yapan birinin nasıl haber yapması gerektiğidir. “Aman haber yapayım derken kimseye zarar vermeyeyim, kimseyi incitmeyeyim, her daim olumlu ve yapıcı olalım, olayları kişiselleştirmeden yapılması ve yapılması gerekenleri ortaya söyleyelim” şeklinde bir tavır benimsediğiniz zaman en fazla “Aferin aferin, ne kadar da güzel yazılar yazıyorsun” övgüleri alırsınız, aldığınızla kalırsınız. Kimsenin canı acımaz, herkesle iyi olursunuz ama hiçbir problem çözüme kavuşmaz. Sonra bir de bakmışsınız ki, en keskin ve en rahatsız edici üslupla haber yapan gazeteciler kadar dikkate alınmıyorsunuz.

Gazeteci rahatsız etmelidir. Sırf rahatsız etmiş olmak için değil tabii, gördüğü problemlerin ve ihtiyaçların bertaraf edilmesi için en makul ve etkili silahı budur da o yüzden rahatsız etmelidir. Yoksa sevilir, sayılır, hakkında kötü laf edilmez. Ama başka da bir şey olmaz.

Advert
DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu