Galip (mi) sayılır bu yolda mağlup?

Trabzonspor’un “kızılelma” haline getirdiği “50. Yılda Şampiyonluk” hedefinin çantada keklik olduğuna inanmak için biraz durup düşünmek, gözümüze batan bazı gerçekleri iyi analiz etmek gerekiyor.

SPOR - TRABZONSPOR - 2017-04-09 16:16:08

 

Cumartesi akşamı oynanan Trabzonspor-Beşiktaş maçında oynanan oyuna ve alınan sonuca bakarak Trabzonspor adına iyimser olmak mümkün. Küme düşme korkularından gelip ligin hem en iyi futbol oynayan hem de şampiyonluğun bir numaralı adayı takım karşısında kafa kafaya bir oyun oynayıp, son dakika golüyle yenilmiş olmak alınan önemli mesafeye işaret ediyor.

Tamam da; bu iyimserliği Trabzonspor’un “kızılelma” haline getirdiği “50. Yılda Şampiyonluk” hedefinin çantada keklik olduğunu düşünmeye vardırmak için biraz durup düşünmek, gözümüze batan bazı gerçekleri iyi analiz etmek gerekiyor.

Onur’un hatalı goller yediğinden şikâyet ediliyor. Tek tek yorumlamadan önce adını iyi koymalıyız ki, bunlar adı üstünde “hata”dır.

Golleri tek tek masaya yatırıp, yazıyı bir tür “Onur Savunması”na dönüştürmeyeceğiz. Maç ve oyun analizi bizim işimiz değil ve yazı çok uzar. “Hata” vurgusunu tekrarlayalım, sonra asıl kafamızın takıldığı noktalara geçelim ve hafızamızı biraz yoklayalım:

1994-95’te Trabzonspor sezonu ikinci sırada bitirmişti ve camia bundan çok rahatsız olmamıştı. Çünkü çok iyi bir takım vardı, gümbür gümbür oynuyordu, Türkiye Kupası’nı ve sonra da Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı almıştı. Seneye şampiyonluğa garanti gözüyle bakılıyordu. Bir sonraki sezonu hatırlatmaya gerek yok sanırım.

2003-04 sezonu da o sezonunda yaşananlar da pek farklı değildi. Sonraki sezon ise birebir aynı.

2009-10 sezonu ve sonrasının da pek farklı olmadığını, hâttâ daha da büyük acılar yaşandığını hepimiz biliyoruz.

İmdi...

Ya –nasıl olacaksa bilmiyorum- şampiyonluk takıntısından vazgeçip Trabzonspor ve futbol olgusunu kendi dünyamızda bir keyif ve eğlence kaynağı haline getireceğiz ya da Trabzonspor’un şampiyonluğuna engel olan her neyse onu ortadan kaldırmanın bir yolunu bulacağız.

İllegal bir çabadan bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. “Ortadan kaldırmak” dediğim şey birilerini vurup öldürmek falan değil. Fikrimize göre asıl engel, “Sistem”in Trabzonspor’un şampiyonluğunu kendi varlığının bekasına tehdit olarak görmesidir. “Sistem”e göre Trabzonspor düzen için vazgeçilmez bir “renk”tir, ancak ondan öteye geçmemelidir.

Bunun böyle olmadığına, Trabzonspor ve başka takımların şampiyon olmasının Türk futbolu ve etrafında örülü eko-sisteme zarar vermeyeceğine, bilâkis besleyip güçlendireceğine ikna etmemiz gerekiyor. Ki bu gerçektir, kimseyi kandırmak değildir. Aksi takdirde mevcut durumda her geçen gün kan kaybeden Türk futbolu hepten bitme tehlikesiyle baş başa kalacaktır. Yani “Sistem”in asıl korktuğu şey, Trabzonspor’un başarısının engellendiği takdirde başına gelecektir.

İstanbul’dan gelen futbolcular...

Bu maçta Olcay’ın performansı sanırım benim gibi pek çok kimsenin dikkatini çekmiştir. İstanbul’dan gelme futbolcularda, eski takımlarına karşı oynanan maçlarda üst düzey bir performans bugüne kadar görmedik. Trabzonspor eski yöneticisi Ergin Kulaçoğlu, PTT maçı öncesi devirlerde Trabzonspor’da İstanbul’da işi bitmiş, emeklilik dönemi gelmiş futbolcuların oynadığını ve onlara karşı her daim “Acaba bizi satar mı?” kuşkusunun hep var olduğunu söylemişti, Trabzonspor Dergisi’nde yayınlanan röportajda. Olcay’dan önce de Fenerbahçe’den gelen Olcan’ın yine bir Fenerbahçe maçında olağan dışı bir oyun sergilediğine şahit olmuştuk. Daha eskilere gidersek, yine Fenerbahçe’den gelen Osman Denizci’nin şampiyonluğa giden Trabzonspor’da bir maçta oyundan alınınca kramponlarını teknik direktör Ahmet Suat Özyazıcı’ya fırlattığını biliyoruz. Fenerbahçe maçı değildi ama herhalde bu hareketi yaparken “Fener’i bıraktım, kalktım buraya geldim. Nasıl beni oyundan alırsın?” psikolojisinin etkisi olmadığını söylemek çok zordur.

Toparlayalım.

Gelecek yıl Trabzonspor şampiyon olabilir. Ama geçmiş bize bu durumlarda hep esrarengiz bir duvara tosladığımızı gösteriyor. Buna hazırlıklı olmalıyız. Ya umursamayıp keyfimize bakacağız ya da duvarı ortadan kaldırmanın bir çaresine bakacağız.

İstanbul kökenli futbolculara bel bağlamayacağız. Söz konusu şaibenin tedbirini alacağız. Dün akşamki maç şampiyonluk maçı değildi Allah’tan. Öyle olsa şimdi nasıl bir psikoloji içinde olacaktık?

 

Günün Diğer Haberleri