İstifa: İhanet mi? İsabet mi?

Trabzonspor’da altı yöneticinin birden istifasının üzerinden hayli zaman geçti ama bu istifalar hâlâ tartışılıyor, gündem işgal ediyor. Bu hem normaldir hem de iyidir, çünkü...

SPOR - TRABZONSPOR - 2017-11-09 17:30:55

Trabzonspor’da altı yöneticinin birden istifasının üzerinden hayli zaman geçti ama bu istifalar hâlâ tartışılıyor, gündem işgal ediyor. Bu hem normaldir hem de iyidir, çünkü bizim toplumun istifa kavramı hakkında kafası fena halde karışık ve bu tartışmalar az çok bu kafa karışıklığının bertaraf edilmesinde faydalı olacaktır.

Camiada umumi manzaraya baktığımızda, istifaları mutlak manada onaylayan bir kesim göremiyoruz. Varsa da ortada görünmüyor, sessizlik haklarını kullanıyorlar. Kimi şekil, kimi içerik, kimi usül, kimi de zamanlama açısından yanlış buluyor.

Ne yapsanız kabahat...

Mesela istifaların ana gerekçesine gönderme yaparak “Usta’nın çalışma usulü böyle. Bunu yönetim kurulu oluşturulduktan kısa süre sonra görmüş olmalısınız. Neden o zaman değil de şimdi istifa ettiniz?” şeklinde eleştiri getiriyor. Kâğıt üzerinde mantıklı görünse de, pratikte işler pek de öyle göründüğü gibi yürümüyor. O zaman istifa etseler, bu sefer de “Daha dün bir bugün iki, şimdi bu da neyin nesi?” şeklinde tepkiler gelecekti. Gerekçesini açıkladıkları zaman da “İstifayla bir şey çözülmez. İçeride kalıp arslanlar gibi mücadele etmeliydiniz” itirazı kaçınılmazdı. Ömrü hayatımızda defalarca şahit olduk bu gibi diyaloglara. İçeride kalıp “mücadele”ye devam etseler de bir şey değiştiremeseler, bu sefer ters giden bir gelişme olduğu takdirde onlara yüklenilecek, “Siz yönetici değil misiniz? Neden müdahale edip düzeltmiyorsunuz?” denecekti.

Yakın zamandaki istifa tercih ve tasarrufuna gelince. Malum olduğu üzere bu istifalar 1-6’lık hezimetten sonra gerçekleşti. Yine eleştiriler birbirini kovaladı. “İşler kötü gidince bırakıp kaçtılar” denildi. Ancak şöyle bir durum yok mu ortada: Takım iyi sonuçlar almaya başlasa da istifa etselerdi “Tam işler düzelirken nereye gidiyorsunuz?” sitemi gelmeyecek miydi? Hâlbuki saha sonuçları iyi de olsa kötü de olsa istifa gerekçesi ya da gerekçeleri yerinde duruyordu. Takım iyi sonuçlar aldığı takdirde yönetim-yönetişim problemleri ortadan kalkıyor mu?

Hasılı kelam, ne yapsanız kabahat...

Niyetim kimseyi savunmak ya da tefe koymak değil. Sadece ortadaki problematik durumu analiz etmeye çalışıyorum. İşin aslı bizce şudur, daha önce de müteaddit defalar yazdık çizdik: Yönetim anlayışları birbirinden çok farklı insanların bulunduğu yönetim kurullarının akıbeti budur. İstifa etmeyip kalsalardı bile ortaya sağlıklı bir yönetim şekli çıkmayacak, herkes azap çekmeye devam edecekti.

Çözüm nedir?

Birçok üyesi istifa etmiş olan yönetim kurulunun nasıl oluştu(ruldu)ğunu konuyla biraz ilgilenen herkes biliyor. İşte öyle olunca da böyle oluyor. Çözüm, hem sitemizin hem de dergimiz TRABZON Life’ın editörü Levent Şirin’in birkaç ay evvel yazdığı gibi sadece başkan seçimi olacak ve seçilen kişi listesini daha sonradan belirleyecek ya da en kötü ihtimal herkes kendi listesini hür iradesiyle oluşturup seçime girecektir.

Hele bir dereyi geçelim, gerisi kolay” anlayışı bizi bu noktaya sürüklemiştir. Söylemeye bile gerek yok, son kongrede başka bir liste de kazansa durum pek farklı olmayacaktı. Nefes nefese devam eden ve biten bir maratonda yarışmacılar o ahval ve şeraitte başka bir çıkar yol göremediler.

Artık mantık ve sağduyu galip gelmelidir. “Bağrı Trabzonspor aşkıyla tutuşan her Trabzonsporlu bu kulübü yönetebilir, yönetmeye aday olabilir” romantizmi, futbol için bile çok fazladır. İstifa eden yöneticilerden Mehmet Yiğit Alp’in geçtiğimiz günlerde Karadeniz gazetesinde çıkan röportajında dile getirdiği teklif, üzerinde düşünmeye ve olgunlaştırmaya değerdir. Ne demişti sayın Alp? “Şu ortaya çıkmıştır ki en az bir dönem yönetimde çalışmamış, 15 yıllık kongre üyesi olmayan, Trabzonspor kültürünü bilmeyen kimse kulübe başkan olmamalı. Bilmediğiniz zaman sonuç ortada

Sadece Muharrem Usta’yı hedef alıyor gibi görünse ve yönetici profilini bir hayli daraltmış olsa da Sayın Alp’in teklifi dediğim gibi düşünülebilir ve olgunlaştırılabilir. İtirazlar gelecektir, normaldir, esnetilebilir, gerilebilir, uzatıp çekilebilir. Ancak her halükârda Trabzonspor’un bir anayasaya, anayasa değilse bile kurallar bütününe sahip olması kaçınılmazdır. Sosyal medyadan kulüp yönetil(e)meyeceğini başkaları gibi ben de defalarca ifade ettim mesela. Ama rahmetli dedemin özlü sözü gibi: Ben dedim, ben işittim.

Günün Diğer Haberleri