Geçen cumartesi akşamı Ağasar Vadisi Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin Kültür Evi Projesi’ne destek amacıyla düzenlediği geceye gittik. Salon dolu görünmüyordu ama bunda mekânın normalden büyük olmasının da etkisi vardı. Dolayısıyla ilginin az olduğunu söylemek pek doğru olmazdı.
Mekâna girdiğimizde Fidanbaşı Köyü Derneği başkanı Yusuf Ziya Metin ve yanında Samsun Şalpazarı Ağasarlılar Derneği Başkanı Metin Çolak’ı görünce yanlarına oturduk. Oturduğumuz masada daha önce hiç karşılaşmadığım Sedat Çolak’ın yanıma gelip yazılarımı büyük bir takdirle okuduğunu ifade etmesi ve akabinde başlayan derin sohbet benim açımdan gecenin en büyük artılarından biriydi. Kısmetse en kısa zamanda yine görüşeceğiz.
Gecenin protokol misafirleri üst düzeydeydi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Ulaştırma Bakanı Yardımcısı Osman Boyraz, AK Parti MKYK Üyesi Hilmi Türkmen, eski bakan Süleyman Soylu. Sayın Soylu salona epeyce gecikmeli geldi ve ben de vasıta problemim olduğu için beklemeden çıkmak zorunda kaldım. Neyse ki kaydedilen videolardan konuşmasını dinledim ve yazı için fikir sahibi oldum.
Tek tek rakam telaffuz etmeye hacet görmüyoruz, protokol davetlileri önemli meblağlar vaat ettiler. Bu vaatler yerine getirildiğinde projede ciddi bir rahatlama olacak, belki de işin finans boyutu çözülmüş olacaktır. Elbette çok sevindirici.
Ağasar Vadisi Derneği Başkanı Mustafa Demir ve yönetim kurulu büyük bir cesaret örneği göstererek bu projeye girdiler ve finale çok yaklaştılar. Üstelik tabir yerindeyse sıfır noktasından başlayıp bugünlere geldiler. Gerçekten takdire şayan. Yalnız bu süreçte haddinden fazla yoruldular.
Kendileri yorulduğu gibi destek vaat eden makam ve kişiler de yorulmuşlardır sanırım. Bugünden sonra her mülk edinmek isteyen STK’ya bu seviyede yardım edebilirler mi, meçhuldür. Birkaç yıl önce çıkardığım aylık dergiye Trabzon’da hali vakti yerinde, işleri tıkırında bir ahbabımdan reklam almıştım da adamcağız “Biz de isteriz!” korosunun sesinden verdiğine vereceğine pişman olmuştu.
Şu “yorulma” meselesini biraz açalım: Bütün gücünüzü bir noktaya odaklar ve oraya sarf ederseniz, başka görev ve sorumluluklarınıza yeterli zaman ve enerjiniz kalmayabilir. Birkaç gün önce dernek başkanı olan bir arkadaşı aradım. Çok yorgun, bitkin ve hastaydı. Çünkü geçtiğimiz günlerde dernek olarak bir horon etkinliği yapmış ve büyük çaba sarf etmiş, neredeyse kendini paralamıştı. Sonuç? Horon oynandı, bitti, geçti gitti.
Şalpazarlıların ağırlık merkezi değişiyor…
Dernek yönetimindeki dostlara acizane ikazlarımızı burada noktalayalım, gerisini yüz yüze toplantılara bırakalım ve en kritik meseleye geçelim:
Şalpazarlıların İstanbul’daki ağırlık merkezi eskiden beri Üsküdar Kirazlıtepe’ydi. Bir süreden beri bu denge değişiyor ve görünen o ki daha da değişecek. Sancaktepe (daha özelde Samandıra) yeni merkez olma yolunda ciddi mesafe kat etti, daha da edecek gibi görünüyor. Kirazlıtepe bloğu Üsküdar’da iki dönem belediye başkanı seçtirdi. Nüfus erozyonu ve başka faktörler nedeniyle bu artık mümkün olmaktan çıktı. O halde İstanbul’da yaşayan Şalpazarlıların siyasi, ekonomik ve sosyal hesaplarını Samandıra-Sancaktepe üzerine yapmaları gerekiyor ve bu anlamda bu kültür evi projesinin de son derece önemli bir hamle olduğunu düşünüyoruz. Kısmetse önümüzdeki dönemlerde bu konuya yoğunlaşalım isterim.