Mayıs 96'nın sosyo-politiği...

Bülent Şirin

05-05-2016 19:41

Türkiye’de adam akıllı bir futbol sosyolojisi olsa, Trabzonspor’un 5 Mayıs 1996 ve sonrasında içine girdiği (ve hâlâ çıkamadığı) travma mükemmel bir araştırma malzemesi olurdu. Ne yazık ki öyle bir şey yok ve hâttâ futbol üzerine yazılmış kitaplar bile son derece sınırlı. Olanlar da ilgi görmüyor.

Trabzonspor’un o sezon başına gelen, ondan önce ve sonraki tarihlerde yerli yabancı başka takımların da başına gelmiş ama onlar bu kadar büyük sarsıntılar yaşamamışlar, kısa sürede olayın etkisinden kurtuluvermişlerdi. Bu açıklanması zor farkı teşhis ve tespit edebilmemiz için, gözlerimizi saha dışına çevirmemiz gerekiyor.

Gerekiyor, çünkü bu vak’a futbolun asla sadece futbol olmadığının mükemmel bir örneğini teşkil eder. İşler sadece saha içinde olup bitseydi ve Trabzonspor meşin yuvarlağın kaprislerinden ötürü kaybetseydi, nikah masasından kaçan gelin misali giden şampiyonluk kesinlikle bu kadar büyük bir etki yapmazdı.

Şimdi zamanda biraz geriye gidip, o günleri hatırlamaya çalışalım. O günler, Avrupa’nın saygın gazete ve dergilerinde Türk bayrağıyla uyuşturucuyu sembolize eden enjektörün birlikte kapak yapıldığı günlerdi. Ciyak ciyak ciyaklamıştık tabii. Haçlılar yine Milli onurumuza dokunmuşlar, bizi küçük düşürmeye çalışmışlardı(!) Halbuki Türkiye’de dönen kara parayı gizlemeye bile gerek görmüyordu bu trafiği idare edenler ve o trafikten “komisyon”larını alanlar. Nitekim “o maç”tan 6 ay kadar sonra aşırı yükü kaldıramayan hatlar Susurluk yakınlarında patlamış, ortalık yere saçılan (ve aslında buz dağının görünen kısmı bile olamayacak) pislikler herkesi dehşete düşürmüştü.

Bu trafiğin önemli yollarından biri de futboldaki transfer pazarının tam içinden geçiyordu işte. O dönemde Türkiye’de gerçekleştirilen transferlerde zikredilen rakamlara bir göz atılırsa sanırız ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. Yoksa 1996 fiyatlarıyla Türkiye’de 10 milyon dolarlık futbolcu mu vardı? Bırakın 1996’yı, şimdi var mı?

Meselenin bir ikinci ayağı uluslararası boyutudur. Sonraları yaptığına çok pişman olacak olan futbolun patronları, o günlerde futbolun içine daha fazla para sokmak için bastırdıkça bastırıyorlardı. Şampiyonlar Ligi kurulmuş, ilk yıllarda takım sayısı birkaç kez arttırılmış, Türkiye’de de havuz sistemine geçilmişti. Daha fazla seyirci, daha fazla hasılat, daha fazla yayın geliri, daha fazla reklam, daha pahalı ve flaş transferler… Ne de olsa anlı şanlı tarihlerinde Napolyon diye biri ve ünlü sözü vardı onların.

İşte bu ahval ve şerait içerisinde Trabzonspor gibi bünyesinde 8-9 tane yerli milli futbolcu barındıran, bu oyuncuları üç kuruş paralara oynatan, sezon ortasında ihtiyacı olduğu bir mevkiye küçük bir fark yüzünden transfer yapmayı reddeden bir takımın şampiyon olması son derece kötü bir örnek teşkil edecek, “demek ki fazla para harcamadan da başarılı olunabilir” diye bir kanaat hasıl olacaktı. Sonra o pahalı transferler olmasa kara trafik ciddi surette tıkanabilirdi.

Maçtan birkaç gün önce 1 Mayıs gösterilerinde İstanbul Kadıköy’ün altı üstüne getirilirken seyreden devlet, işte bu sebeplerden Doğu Karadeniz’i neredeyse olağanüstü hal bölgesi ilan etmişti. Bir futbol maçı için bu kadar yoğun güvenlik önlemi alınması nasıl olur da kimsenin dikkatini çekmez, hiçbir zaman aklım almamıştır. Ondan önce ve sonra tansiyonu yüksek bir çok maç oynandı ama böyle bir şey görülmedi.

 

Bütün safiyane duygularıyla 12 yıl aradan sonra gelecek şampiyonluğu bekleyen Trabzon(spor)lu elbette kara para trafiğini ve FİFA ile UEFA’nın ince hesaplarını düşünecek halde değildi. Fakat bu “güvenlik önlemleri”nden çok incindi. Vatan, Millet, Bayrak denince kurşun asker gibi ayağa fırlayan ve hiç tereddüt etmeden koşan Trabzonlu bu muameleyi hak edecek ne yaptığını bir türlü anlayamadı. Devletten yol, su, elektrik, telefon, köprü, baraj beklemiyordu halbuki. Onları gücü yettiğince kendi çabalarıyla yapmaya çalışıyordu ve hiç de gocunmuyor, neşe ve yaşama sevincinden hiçbir şey kaybetmiyordu. Tek istediği sonuna kadar hak ettiğine inandığı şampiyonluktu, o da kolu bükülerek elinden alınmıştı.

Velhasıl-ı kelâm, Trabzon(spor)lu kayıtsız şartsız her daim yanında yer aldığı, emrine koştuğu devletten böyle bir muamele görünce ağır bir bunalıma girdi. Bunalımı atlatmak için ne yapacağını da bilmiyordu, çünkü hiçbir zaman azınlık psikolojisiyle yaşamamış, kendini her zaman aslî unsur saymıştı.

Travmanın etkileri hâlâ sürmektedir. Öyle sanıldığı gibi bir şampiyonluk da her derde deva olmayacaktır. Rehabilitasyon süreci sabırlı ve uzun soluklu bir gayret istemektedir. Özelde Trabzonspor’un kurumsallaşma çabalarına ara vermeden devam etmesi, genelde Trabzon şehrinin devletten hakkı olan yardım, yatırım ve desteği almak için (yasal sınırları hiçbir zaman çiğnemeden) bütün dinamiklerini harekete geçirmesi ve sürekli hareket halinde tutması gerekmektedir.

DİĞER YAZILARI TDF Kongresi’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi muamması… 01-01-1970 03:00 Dernek seçimlerinde tek aday efsanesi 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’un şampiyonluğunu kaldıramayız! 01-01-1970 03:00 Evlât acısı, kuyruk acısı... 01-01-1970 03:00 Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı 01-01-1970 03:00 Kadırga krizi üzerine… 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk havaları güzel, ancak... 01-01-1970 03:00 Dernek bana ne verecek? 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında-2 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, labirent ve matrix… 01-01-1970 03:00 Hakemi yenemezsiniz! 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi? 01-01-1970 03:00 Bir avuç fındık, yeter artık!.. 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, şampiyonluk ve ruhunu şeytana satmak... 01-01-1970 03:00 Tuhaf ve hazin bir cinayet hikayesi 01-01-1970 03:00 TDF’den İstişare Trajikomedisi 01-01-1970 03:00 Gidemedim Torul'a, Ben yorula yorula... 01-01-1970 03:00 TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası 01-01-1970 03:00 TrabzonPark'ın düşüşü ve gerçekler... 01-01-1970 03:00 Dernekler, hamsi ve medya... 01-01-1970 03:00 Of-Hayrat Derneği’nde kongreye doğru... 01-01-1970 03:00 Düğün, cenaze, birlik-beraberlik... 01-01-1970 03:00 Dernekler eleştiriye alışmalıdır 01-01-1970 03:00 Derneklerde neden kadınlar yok? 01-01-1970 03:00 Vakfıkebirliler, Erkan Ocaklı ve Maçka Dernekler Federasyonu... 01-01-1970 03:00 Biz bize yetmeyiz! 01-01-1970 03:00 Avrupa'yı lige feda etmek? 01-01-1970 03:00 Lig mi Avrupa mı? 01-01-1970 03:00 Avni Aker, Van Gogh, Barcelona... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve sivil itaatsizlik 01-01-1970 03:00 Yusuf kalsaydı şampiyon olacaktık zaar! 01-01-1970 03:00 Denizci, Tekke, Karadeniz, Yazıcı... 01-01-1970 03:00 Siyaset-toplum ve STK ilişkileri nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 Siyaset ve Trabzon hemşehri dernekleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu ve İBB'deki Trabzonlular 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliğinin önemi, Gurbetçi Gençler örneği 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliği, her şeye rağmen... 01-01-1970 03:00 Sultanbeyli'de bir gece... 01-01-1970 03:00 İyi ki BNU Var 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon entegre olurken medyanın rolü ne olmalı? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un değişen profili ve medyanın rolü 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ya deveyi güdecek ya bu diyardan gidecek! 01-01-1970 03:00 Çekmeköy Trabzonlular Derneği'nin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu, siyasi tercihler ve hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu nasıl kazanır? 01-01-1970 03:00 Kendini çoğunluk sanan azınlık ve hazin hikâyesi 01-01-1970 03:00 “Senin görevin Jim, tabii kabul edersen…” 01-01-1970 03:00 Hilmi Türkmen bir başarı hikayesidir 01-01-1970 03:00 İki dernek, iki örnek... 01-01-1970 03:00 Kar yağmadan yayladan inmeyen dernekçi... 01-01-1970 03:00 Yerel seçimler ve siyasette hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 TDF sana söylüyorum, dernekler siz anlayın... 01-01-1970 03:00 Trabzon Günleri'nin ardından... 01-01-1970 03:00 Hepimiz Yattara kadar Trabzonluyuz 01-01-1970 03:00 Hemşehrilerimizdeki yaz rehaveti tedavi edilmelidir 01-01-1970 03:00 Dernekler artık geçmişten günümüze gelmeli 01-01-1970 03:00 Derneklerin siyasete etkisi nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 TİAB kongresi ve Trabzon gazeteciliği üzerine... 01-01-1970 03:00 TDF'de yeni dönem 01-01-1970 03:00 Kongrenin yankıları... 01-01-1970 03:00 TDF kongresinin ardından 01-01-1970 03:00 TDF’de kongreye doğru 01-01-1970 03:00 Derneklerin önündeki en ciddi engel 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'un hafta sonu faaliyetleri 01-01-1970 03:00 Özevlatçılık münazarası 01-01-1970 03:00 Trabzonlunun kimliğini saklamak zorunda kalması da ne demek! 01-01-1970 03:00 TDF’nin başkan adayları... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un altyapı sorunsalı 01-01-1970 03:00 TDF çatısı kimi örtüyor? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un kafası karışık... 01-01-1970 03:00 İbra meselesi ve delege vicdanı 01-01-1970 03:00 Çiftlik Bank ve Trabzonspor 01-01-1970 03:00 Asıl görev delegeye düşüyor 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 Trabzonspor dergisinin kısa ve acıklı hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ts Club'ların hâli, Trabzonspor'un ahvâli... 01-01-1970 03:00 Camiaya zarar verirsin... 01-01-1970 03:00 Bir haber nasıl yapılmalı… 01-01-1970 03:00 İçimizdeki hainleri temizlemedikçe... 01-01-1970 03:00 Münir Özkul’un ardından... 01-01-1970 03:00 Hamsi gününde konuşulanlar ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Hababam Sınıfı artık mezun olmalı 01-01-1970 03:00 Siyasetle dernekçilik birbirine karışmaz, ancak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor geçmişin sıkıntılarını (y)aşıyor... 01-01-1970 03:00 Bir dernek toplantısının düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Bakkal bile olamayacak... 01-01-1970 03:00 İstifa: İhanet mi? İsabet mi? 01-01-1970 03:00 Konfederasyona hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 İlk düğme yanlış iliklenmişse... 01-01-1970 03:00 Tribünde gruplar ve birlik-beraberlik safsatası... 01-01-1970 03:00 Bardak boş mu dolu mu? 01-01-1970 03:00 Recep, Fenerbahçe şampiyon olacak. Üzülme.. 01-01-1970 03:00 Ya devlet başa ya kuzgun leşe! 01-01-1970 03:00 Doktor Ersun Yanal... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor düğümü’ne kılıcı vurmak 01-01-1970 03:00 Burak Yılmaz ne demek istedi? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kurtuluş Savaşı veriyorsa... 01-01-1970 03:00 1996, 2005, 2011 01-01-1970 03:00 Trabzon-Rize fitnesi artık bitirilmelidir 01-01-1970 03:00 Mesele Rize-Bursa değil, görelim artık… 01-01-1970 03:00 Dostluk olacaksa eğer... 01-01-1970 03:00 STK’ların siyasetle imtihanı 01-01-1970 03:00 Galip (mi) sayılır bu yolda mağlup? 01-01-1970 03:00 Siyaset, Toplum ve STK’lar... 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta… 01-01-1970 03:00 Camia efor testini geçmiştir 01-01-1970 03:00 Ne yapmış Gümüşhane?.. 01-01-1970 03:00 Trabzon kurtuldu da sonra ne oldu? 01-01-1970 03:00 Avni Aker’e Veda belgeselinin düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Kara sineğin hazin ve değişmeyen hikâyesi... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve komşu vilayetler sorunsalı… 01-01-1970 03:00 İyi gün taraftarlarına nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Saha sonuçları efsanesi 01-01-1970 03:00 Tuzlaspor neden el değiştirdi? 01-01-1970 03:00 Deniz Ateş Bitnel barışmak istiyormuş! 01-01-1970 03:00 Galatasaray bize kaç tane atar? 01-01-1970 03:00 Hemşehri dernekçiliği bitiyor mu? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, yöneticiler ve sosyal medya etkisi 01-01-1970 03:00 Ah Beşikdüzü ah! 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye’de eski futbol düzeni mi olacak? 01-01-1970 03:00 İç barış, hemen şimdi! 01-01-1970 03:00 Bir sonraki darbeye kadar 01-01-1970 03:00 Futbol Asya'nın işi değil 01-01-1970 03:00 Arda protestosu haksız mı? 01-01-1970 03:00 Ahmet’in hikâyesi, toplumun hikâyesi olmalı 01-01-1970 03:00 Eleştiri en büyük destektir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, mahkûm psikolojisi ve camiayı bekleyen tehlike 01-01-1970 03:00 Toplum neyse medya da odur 01-01-1970 03:00 Trabzonspor olmasa açlıktan ağzı kokacak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kaç Paralık Kulüptür? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un Şenol Güneş'le İmtihanı 01-01-1970 03:00 TÜSED yerinde sayıyor! Böyle giderse… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve gerçeklerle yüzleşmek… 01-01-1970 03:00 Her şey sahaya giren birine bağlıysa... 01-01-1970 03:00 Kentsel dönüşüm ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 50. Yılı Bize Yedirirler mi? 01-01-1970 03:00 Hesap sormazsak, yüzde 50,1... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’da dün ve yarın problemi 01-01-1970 03:00 Trabzon halkı Trabzonspor'a duyarsız mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü olmak değil, haklı olmak başkanım 01-01-1970 03:00 40 yıllık kâbus, 100 yıllık yalnızlık… 01-01-1970 03:00 "Trabzon kümeye!" ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk, küme düşmek, Şarklı refleksi… 01-01-1970 03:00 Bu Hami o Hami mi? 01-01-1970 03:00 Ödül töreni ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Gülen gözler, ağlayan gözler… 01-01-1970 03:00 Asıl kime ayıp ediyorsunuz efendiler! 01-01-1970 03:00 Saklı Trabzon Tarihinden Bir Kesit... 01-01-1970 03:00 Trabzon, futbol ve medeniyet… 01-01-1970 03:00 Muhalefet kötü bir şey midir? 01-01-1970 03:00 Kongre'nin Ardından... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’dan vazgeçmek… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'da çözüm iki turlu seçim sistemidir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve “aydın” açmazı… 01-01-1970 03:00