Saklı Trabzon Tarihinden Bir Kesit...

Bülent Şirin

31-12-2015 13:01

Aşağıdaki yazı, Hrant Dink vurulduktan bir süre sonra Nokta Dergisi'nde Ümit Bayazoğlu imzasıyla ve "Trabzon" başlığıyla yayınlandı. Ciddi ve önemli ayrıntılar içeriyor. Zaman ayırıp okumakta fayda görüyorum. Bugün bir türlü anlayamadığımız, içinden çıkamadığımız bazı soru(n)ların ipuçları bu yazıda gizli. Yazıdaki vurgular bana aittir.

**********

Hrant Dink cinayetinin failleri Trabzonlu diye şimdilerde hemen herkes Trabzon'a dair atıp tutuyor. Trabzon'daki kötü gidişatı kimi Mc Donalds'ın bombalanmasından, kimi TAYAD'lıların linç girişiminden, kimileri de papaz cinayetinden başlatıyor. Biraz daha uzak görüşlüler 12 Eylül cuntasını, daha da uzak görüşlü­lerse "küresel liberalizmi" suçlu çıkarıyorlar. Bunların hesabına göre, Trabzon'da bugün olup biteni anlamak için son 20-25 yıllık geçmişe bakmak kafi. Halbuki Trabzon'u gerçekten anlamak için biraz daha eskilere gitmek, onun Osmanlı düzeninden Cumhuriyete geçerken yaşadığı değişimleri derinlemesine bilmek gerek.

Bunun için şimdi hep birlikte General Sami Sabit Karaman'ın peşine takılıp Trabzon'a gideceğiz. Çekinmeyin gelin, Şark Cephesi kumandanı Kazım Karabekir Paşa'nın misafiriyiz. Sami Sabit, 1921 yılında Karabekir Paşa'nın tavsiyesiyle Trab­zon'da vali vekili olarak işbaşı yaptığında, makam odasının penceresinden bakınca şöyle bir tablo ile karşılaşmıştı: Şehir buram buram tütüyordu. Herkes korku içinde tetikte, herkes pusudaydı. Kanlı bir ganimet kavgası yaşanmıştı bu şehirde.

O sırada bu şehirde neredeyse hiç kimse oturduğu evi kendi yapmamıştı, işlettiği dükkanın ilk sahibi değildi. 1912'den 1920'ye kadar ekonomiyi döndüren sermaye ve bütün tapular el değiştirmişti. Ama hiç kimse bu hengamede 'ele geçirdiği mülkün geleceğinden emin değildi. Buralardan kovulan Rum ve Ermenilerin Sevr teslimiyet anlaşmasından sonra geri dönecek­leri ve intikam alacakları korkusu kentin kabusu haline gelmişti. Bu süreçte aslında bir imparatorluk yıkılıyordu, Sami Sabit'in makam odasından görünen de bu yıkıntının Trabzon sahnesiydi.

Oysa Birinci Dünya Savaşı başlayıncaya kadar Trabzon'un keyfi yerindeydi. Karadeniz'in bu işlek liman kentinde ekonomik güç silme Rum ve Ermeni ahalinin elindeydi ve kent "altın devrini" yaşıyordu. Yalnız Trabzon'da değil, Samsun'dan Batum'a kadar önemli tüm yerleşimlerde durum böyleydi. Müslüman nüfus ise hem çok yoksul, hem de azınlıktaydı.

İttihat ve Terakki Partisi bu sıralar müttefiki Almanya'nın çıkar­ları doğrultusunda "Turan" idealini parlatmakla meşguldü. Nihayet Başbuğ Enver Paşa hedefi tayin etti: Önce onlarca seneden beri "Rus mezalimi altında inim-inim inleyen Erzurum,Erzincan, Ardahan, Kars gibi şehirler kurtarılacak, sonra da ora­dan Türkistan'a uzanılacaktı! Bu projenin merkez üssü Trabzon seçilmişti.

Sami Sabit Trabzon'a ulaştığında beklentisinin tersine imar edilmiş bir şehir bulmuştu. Ruslar işgal yıllarında yerli halkı kazanmak için Osmanlı idaresine göre daha demokratik bir düzen kurmuştu: Mesela halk yerel yöneticilerini kendileri seçi­yordu. Vergi vermiyordu, askere alınmıyordu, Ruslar buralara o kadar kalıcı niyetlerle gelmişlerdi ki, bunun göstergesi olarak pahalı ve kalıcı yatırımlara girişmişlerdi. Mesela Trabzon'a liman yapmışlardı, demiryolu getirmişlerdi, (bazıları bugün dahi kullanılan) çok sayıda kamu binası, askeri kışla ve garnizonlar yap­mışlar, Samsun'dan Artvin'e kadar şose yol bağlantısı kurmuşlar­dı. Keza çok sayıda postane, hastane, aşevi ve okul açmışlardı. Bu işler için gerekli olan emek gücü, yörenin sefaletten kırılan Müslüman ahalisine istihdam yaratmıştı.

Ama Rusya 1917 Sovyet Devrimi'nden sonra "bütün ağırlıkları­nı" geride bırakarak savaş alanından çekilince yörede oluşan otorite boşluğu, uzun işgal yıllarının kanlı bir hesaplaşmasına dönüşmüştü. Müslüman ahali ile Hıristiyan ahali arasında yaşanan kapışmaya İttihat ve Terakki Partisi, Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla el koydu. Birkaç yıl önce gizlice kurulan ve ilk icraatlarını Balkan Savaşı'nda sergileyen Teşkilat-ı Mahsusa, Trabzon ve havalisinde Rum ve Ermenilere karşı örgütlenmiş çeteleri kendi otoritesi altında birleştirdi. Şartlı af ilan edildi, cezaevlerinden serbest bırakılan mahkumlar örgüte katıldı. Yakalanan asker kaçakları da affedilerek örgüte alındı. Böylece bin kişilik bir ordu kuruldu. Sonra işgal yıllarında Ruslarla "işbirliği yapmış" Hıristiyan tebaanın yöreden "sevkine" direndikleri haldeyse "imhasına” girişildi.

Trabzon'da bunlar olup biterken Mustafa Kemal ve arkadaşları, Erzurum-Sivas kongrelerini yapmış, Ankara'da geçici bir Millet Meclisi kurmuştu. İttihat Terakki Partisi kapatılmış ama önde gelen milletvekilleri kaçarak (40 kişi) Ankara'da oluşan yeni meclise dahil olmuştu. İttihatçıların nezdinde Mustafa Kemal Paşa geçici bir liderdi. Onlar sürekli irtibat halinde oldukları Enver Paşa'nın emrindeydiler ve günün birinde onun Trabzon üzerinden Anadolu'ya gireceği ve hareketin başına geçeceği beklentisi içindeydiler.

Teşkilat-ı Mahsusa halen Trabzon'da faaliyetteydi. Enver Paşa'nın akrabası Halil Paşa ile ittihatçıların Ermeni katliamı sorumlularından "Küçük" Talat, postu Trabzon'a sermişti. Bunların idaresinde Kayıkçılar Kethüdası Yahya, Ali Şükrü (milletvekili), Hafız Mehmet, Hilmi Bey (milletvekili), Barutçu­zade Ahmet Bey, imam Rahmi, Hatipzade Emin, Fethi, Fazıl, Zekeriya beyler artık "Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" namına kafa koparıyorlardı. Cemiyetin başlıca gelir kaynağı Trabzon iskele­siydi. Kayıkçılar Kethüdası Yahya, Trabzon limanı Rumların elindeyken hamallıktan kahyalığa terfi etmişti.

Vali Vekili Sami Sabit 1921 Mart'ında göreve başladığında kar­şısında işte böyle bir Trabzon bulmuştu. Ve önünde Kazım Ka­rabekir Paşa'dan henüz gelmiş şu telgraf duruyordu: 'Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni dağıt. Halil Paşa'yı Trabzon'dan kov, "Küçük" Talat'ı ve Kayıkçılar Kethüdası Yahya'yı yakala!" Bu temizliğin ciddi bir gerekçesi vardı. Çünkü o sıra Enver Paşa Batum'a gelmiş, oradan Trabzon'a geçmek üzere fırsat kollu­yordu. Mustafa Kemal'e sadık Karabekir Paşa, bu tehdit karşı­sında teyakkuz halindeydi. Artık Trabzon'a ne girmek de ne de çıkmak mümkündü. Zavallı Mustafa Suphi ve arkadaşları da işte bu karmaşada boğularak yok edildiler.

Sami Sabit, kısa zamanda Trabzon'u haraca kesen Teşkilat-ı Mahsusa artıklarını temizledi. Böylece otorite çeteden ordu­nun eline geçti. Savaş boyunca liman geliri için rehin tutulan tüccarlar da bu fırsattan istifade kenti terk ettiler. Böylece Trabzon'da artık,"sevke tabi azınlık" kalmamıştı.

Bu sırada Karabekir Paşa'dan Trabzon Vali Vekili Sami Sabit Bey'e bir telgraf daha geldi. Paşa, "Trabzon'da yeni olduğunuz için şimdiye kadar cereyan eden durumlardan sizi biraz aydın­latmayı münasip gördüm" diyerek söze başlıyordu. Sonra maddeler halinde Trabzon'a dair çekincelerini sıralıyordu:

1-İstanbul işgal edildiği günlerde Ankara'da kurulan Milli Hü­kümet'e temsilci seçmek için düzenlenen seçimlere Trabzonlu­lar katılmayarak Milli Hükümeti tanımadılar.

2-İstanbul'da Şeyhülislamın Mustafa Kemal ve arkadaşlarının katli için verdiği fetvaya karşılık olarak Anadolu ulemasının çıkardığı fetvayı Trabzon müftüsü imzalamadı.

3-1920 senesinde (nasılsa sağ kalabilmiş) Ermeni bakiyesini Rusya'ya sürmek için girişilen harekatta çok ihtiyaç duyulması­na rağmen Trabzon'daki ordu gücünden yararlanılamadı. Çünkü Trabzon'daki muhtelif cereyanların kabarmasına meydan vermemek için ordu seferberlikten müstesna tutuldu.

4-Mütareke sonrasında Trabzon ambarlarında mevcut mühim­matın kaçırılması veya imha edilmesi gerekirken İngilizlere teslim edildi.

5-Pontusçular'ın propagandaları neticesinde, Yunanistan'ın Trabzon'u işgal edeceklerine kanaat getiren bazı Trabzonlular, derhal Rumlarla birbirini himaye edeceklerine dair teminat alıp verdiler.

6-Bütün bu vakalar, buhran devremizde şahsi emelleri peşin­de ortaya atılan ve bilahare Müdafaa-i Hukuk kisvesine bürü­nen şahsiyetlerin telkinlerinden ileri gelmiştir.

7-Trabzon'un sahilde bulunması ve dış etkilere maruz kalması, oradaki birliği ihlal etmekte ve bu yüzden Trabzon tarihi leke­lenmektedir.

8-Askeri kesimin bu muhalefetten dolayı çektiği müşkülat, savaş meydanlarında uğradığı müşkülattan az değildir.

9-Milli istiklalimizin Üçüncü yıldönümünde dahi birliği ihlal edecek muhalefetler yapılmasına mani olmak hususunda mülkiye ve askeriyenin el ele yürümesi mühim ve zaruridir.

10-Bundan böyle Trabzon'da cereyan etmiş hadiselere maza ma maza (geçen geçti, olan oldu) diyeceğiz ve el ele verip bun­ların tahribatını örteceğiz.

Şark Cephesi Kumandanı

Kazım Karabekir.

Ben şimdi tüm bunları neden yazdım?

Sırf şu fiyakalı lafı edebilmek için:

Dünü bilmeden bugünü anlayamazsınız.

Yararlanılan kaynak:

Genera/ Sami Sabit Karaman / 1921 - 1922 Trabzon ve

Kars Hatıraları, Arma Yayınları..

 

DİĞER YAZILARI TDF Kongresi’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi muamması… 01-01-1970 03:00 Dernek seçimlerinde tek aday efsanesi 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’un şampiyonluğunu kaldıramayız! 01-01-1970 03:00 Evlât acısı, kuyruk acısı... 01-01-1970 03:00 Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı 01-01-1970 03:00 Kadırga krizi üzerine… 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk havaları güzel, ancak... 01-01-1970 03:00 Dernek bana ne verecek? 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında-2 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, labirent ve matrix… 01-01-1970 03:00 Hakemi yenemezsiniz! 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi? 01-01-1970 03:00 Bir avuç fındık, yeter artık!.. 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, şampiyonluk ve ruhunu şeytana satmak... 01-01-1970 03:00 Tuhaf ve hazin bir cinayet hikayesi 01-01-1970 03:00 TDF’den İstişare Trajikomedisi 01-01-1970 03:00 Gidemedim Torul'a, Ben yorula yorula... 01-01-1970 03:00 TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası 01-01-1970 03:00 TrabzonPark'ın düşüşü ve gerçekler... 01-01-1970 03:00 Dernekler, hamsi ve medya... 01-01-1970 03:00 Of-Hayrat Derneği’nde kongreye doğru... 01-01-1970 03:00 Düğün, cenaze, birlik-beraberlik... 01-01-1970 03:00 Dernekler eleştiriye alışmalıdır 01-01-1970 03:00 Derneklerde neden kadınlar yok? 01-01-1970 03:00 Vakfıkebirliler, Erkan Ocaklı ve Maçka Dernekler Federasyonu... 01-01-1970 03:00 Biz bize yetmeyiz! 01-01-1970 03:00 Avrupa'yı lige feda etmek? 01-01-1970 03:00 Lig mi Avrupa mı? 01-01-1970 03:00 Avni Aker, Van Gogh, Barcelona... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve sivil itaatsizlik 01-01-1970 03:00 Yusuf kalsaydı şampiyon olacaktık zaar! 01-01-1970 03:00 Denizci, Tekke, Karadeniz, Yazıcı... 01-01-1970 03:00 Siyaset-toplum ve STK ilişkileri nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 Siyaset ve Trabzon hemşehri dernekleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu ve İBB'deki Trabzonlular 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliğinin önemi, Gurbetçi Gençler örneği 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliği, her şeye rağmen... 01-01-1970 03:00 Sultanbeyli'de bir gece... 01-01-1970 03:00 İyi ki BNU Var 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon entegre olurken medyanın rolü ne olmalı? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un değişen profili ve medyanın rolü 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ya deveyi güdecek ya bu diyardan gidecek! 01-01-1970 03:00 Çekmeköy Trabzonlular Derneği'nin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu, siyasi tercihler ve hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu nasıl kazanır? 01-01-1970 03:00 Kendini çoğunluk sanan azınlık ve hazin hikâyesi 01-01-1970 03:00 “Senin görevin Jim, tabii kabul edersen…” 01-01-1970 03:00 Hilmi Türkmen bir başarı hikayesidir 01-01-1970 03:00 İki dernek, iki örnek... 01-01-1970 03:00 Kar yağmadan yayladan inmeyen dernekçi... 01-01-1970 03:00 Yerel seçimler ve siyasette hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 TDF sana söylüyorum, dernekler siz anlayın... 01-01-1970 03:00 Trabzon Günleri'nin ardından... 01-01-1970 03:00 Hepimiz Yattara kadar Trabzonluyuz 01-01-1970 03:00 Hemşehrilerimizdeki yaz rehaveti tedavi edilmelidir 01-01-1970 03:00 Dernekler artık geçmişten günümüze gelmeli 01-01-1970 03:00 Derneklerin siyasete etkisi nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 TİAB kongresi ve Trabzon gazeteciliği üzerine... 01-01-1970 03:00 TDF'de yeni dönem 01-01-1970 03:00 Kongrenin yankıları... 01-01-1970 03:00 TDF kongresinin ardından 01-01-1970 03:00 TDF’de kongreye doğru 01-01-1970 03:00 Derneklerin önündeki en ciddi engel 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'un hafta sonu faaliyetleri 01-01-1970 03:00 Özevlatçılık münazarası 01-01-1970 03:00 Trabzonlunun kimliğini saklamak zorunda kalması da ne demek! 01-01-1970 03:00 TDF’nin başkan adayları... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un altyapı sorunsalı 01-01-1970 03:00 TDF çatısı kimi örtüyor? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un kafası karışık... 01-01-1970 03:00 İbra meselesi ve delege vicdanı 01-01-1970 03:00 Çiftlik Bank ve Trabzonspor 01-01-1970 03:00 Asıl görev delegeye düşüyor 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 Trabzonspor dergisinin kısa ve acıklı hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ts Club'ların hâli, Trabzonspor'un ahvâli... 01-01-1970 03:00 Camiaya zarar verirsin... 01-01-1970 03:00 Bir haber nasıl yapılmalı… 01-01-1970 03:00 İçimizdeki hainleri temizlemedikçe... 01-01-1970 03:00 Münir Özkul’un ardından... 01-01-1970 03:00 Hamsi gününde konuşulanlar ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Hababam Sınıfı artık mezun olmalı 01-01-1970 03:00 Siyasetle dernekçilik birbirine karışmaz, ancak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor geçmişin sıkıntılarını (y)aşıyor... 01-01-1970 03:00 Bir dernek toplantısının düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Bakkal bile olamayacak... 01-01-1970 03:00 İstifa: İhanet mi? İsabet mi? 01-01-1970 03:00 Konfederasyona hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 İlk düğme yanlış iliklenmişse... 01-01-1970 03:00 Tribünde gruplar ve birlik-beraberlik safsatası... 01-01-1970 03:00 Bardak boş mu dolu mu? 01-01-1970 03:00 Recep, Fenerbahçe şampiyon olacak. Üzülme.. 01-01-1970 03:00 Ya devlet başa ya kuzgun leşe! 01-01-1970 03:00 Doktor Ersun Yanal... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor düğümü’ne kılıcı vurmak 01-01-1970 03:00 Burak Yılmaz ne demek istedi? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kurtuluş Savaşı veriyorsa... 01-01-1970 03:00 1996, 2005, 2011 01-01-1970 03:00 Trabzon-Rize fitnesi artık bitirilmelidir 01-01-1970 03:00 Mesele Rize-Bursa değil, görelim artık… 01-01-1970 03:00 Dostluk olacaksa eğer... 01-01-1970 03:00 STK’ların siyasetle imtihanı 01-01-1970 03:00 Galip (mi) sayılır bu yolda mağlup? 01-01-1970 03:00 Siyaset, Toplum ve STK’lar... 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta… 01-01-1970 03:00 Camia efor testini geçmiştir 01-01-1970 03:00 Ne yapmış Gümüşhane?.. 01-01-1970 03:00 Trabzon kurtuldu da sonra ne oldu? 01-01-1970 03:00 Avni Aker’e Veda belgeselinin düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Kara sineğin hazin ve değişmeyen hikâyesi... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve komşu vilayetler sorunsalı… 01-01-1970 03:00 İyi gün taraftarlarına nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Saha sonuçları efsanesi 01-01-1970 03:00 Tuzlaspor neden el değiştirdi? 01-01-1970 03:00 Deniz Ateş Bitnel barışmak istiyormuş! 01-01-1970 03:00 Galatasaray bize kaç tane atar? 01-01-1970 03:00 Hemşehri dernekçiliği bitiyor mu? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, yöneticiler ve sosyal medya etkisi 01-01-1970 03:00 Ah Beşikdüzü ah! 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye’de eski futbol düzeni mi olacak? 01-01-1970 03:00 İç barış, hemen şimdi! 01-01-1970 03:00 Bir sonraki darbeye kadar 01-01-1970 03:00 Futbol Asya'nın işi değil 01-01-1970 03:00 Arda protestosu haksız mı? 01-01-1970 03:00 Ahmet’in hikâyesi, toplumun hikâyesi olmalı 01-01-1970 03:00 Eleştiri en büyük destektir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, mahkûm psikolojisi ve camiayı bekleyen tehlike 01-01-1970 03:00 Toplum neyse medya da odur 01-01-1970 03:00 Trabzonspor olmasa açlıktan ağzı kokacak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kaç Paralık Kulüptür? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un Şenol Güneş'le İmtihanı 01-01-1970 03:00 TÜSED yerinde sayıyor! Böyle giderse… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve gerçeklerle yüzleşmek… 01-01-1970 03:00 Mayıs 96'nın sosyo-politiği... 01-01-1970 03:00 Her şey sahaya giren birine bağlıysa... 01-01-1970 03:00 Kentsel dönüşüm ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 50. Yılı Bize Yedirirler mi? 01-01-1970 03:00 Hesap sormazsak, yüzde 50,1... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’da dün ve yarın problemi 01-01-1970 03:00 Trabzon halkı Trabzonspor'a duyarsız mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü olmak değil, haklı olmak başkanım 01-01-1970 03:00 40 yıllık kâbus, 100 yıllık yalnızlık… 01-01-1970 03:00 "Trabzon kümeye!" ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk, küme düşmek, Şarklı refleksi… 01-01-1970 03:00 Bu Hami o Hami mi? 01-01-1970 03:00 Ödül töreni ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Gülen gözler, ağlayan gözler… 01-01-1970 03:00 Asıl kime ayıp ediyorsunuz efendiler! 01-01-1970 03:00 Trabzon, futbol ve medeniyet… 01-01-1970 03:00 Muhalefet kötü bir şey midir? 01-01-1970 03:00 Kongre'nin Ardından... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’dan vazgeçmek… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'da çözüm iki turlu seçim sistemidir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve “aydın” açmazı… 01-01-1970 03:00