Trabzon kimliğinin önemi, Gurbetçi Gençler örneği

Bülent Şirin

16-06-2019 17:47

 

Bir önceki yazımızı “Evet, Trabzon kimliği her şeye rağmen bu kadar baskın bir kimlik. Peki, “her şeye rağmen” derken neyi kastediyoruz? Onu da kısmetse önümüzdeki yazılarda ele almaya çalışacağız.” diyerek bitirmiş idik. Kaldığımız yerden devam edelim.

Çok uzun bir zamandır ve özellikle son yıllarda bu ülkede yaşanan ciddi sarsıntılardan en büyük zararı Trabzonlular ve Trabzon kimliği görüyor. 3 Temmuz Şike Süreci, Gezi Olayları, gergin siyasi seçimler, referandumlar, 15 Temmuz... Yaşanan gelişmeler icabı ülkenin kutuplara ayrıldığı ve kutupların da giderek birbirinden uzaklaştığı bu süreçte o sözünü ettiğimiz güçlü Trabzon kimliği, bütün mensuplarını bu sürecin etki ve zararlarından korumaya yeterli olmadı. Bunda kimliğin bizzat kendisinin kabahati yoktur, kabahat bu kimliğe sahip kişilerdedir, çünkü kimliğin önem ve gücünün farkında değillerdir.

Bakınız, son zamanda Türkiye siyasetinde Trabzonlular açık ara en önemli rolleri üstlenmektedirler. Ülkenin geri kalanı aslında Trabzonlulara bayılmamaktadır, kimse Trabzonluların kara kaşına kara gözüne aşık değildir. Trabzonlular birilerinin torpiliyle falan değil, tırnaklarıyla kazıya kazıya oralara geliyorlar. (Bir başka önemli sebep de devletin zorda kaldığı ve güvenlik endişesine düştüğü zamanlarda Trabzonlulara sarılmasıdır ama o ayrı bir yazının konusudur)

CHP’nin İBB adayı olarak bir Trabzonluyu tercih etmesi boşuna değildir, nitekim bu seçimin ülkeye bu kadar zorlu bir süreç yaşatması da Trabzon kimliğinin güç ve ağırlığından bağımsız bir konu değildir.

Meselemiz seçimin sebep ve sonuçları değil, seçim geçip gittikten sonra Trabzon kimliğinin ne durumda olacağıdır. Halen görünen o ki, yaşanan gergin süreçte yine Trabzon kimliği zarar görmektedir. Burada hiçbir siyasetçiyi korumaya çalışmıyoruz, onlar zaten kendilerini korumaya muktedirlerdir. Bizim yardım ya da desteğimize ihtiyaçları da yoktur.

Bu ülkede, Trabzonluların dışında kalan bütün kesimlerin bilinçaltı programlarında bulunan kodlardan biri de Pontus’tur. Kimi eksik kimi fazla, kimi yalan kimi yanlış ama herkesin gözünde Trabzonlular bir şekilde farklı -ve aynı zamanda sakıncalı olabilecek- bir kimliğe sahiptir. Trabzonlu ne kadar aksini ispat etmeye çalışırsa çalışsın bu değişmez.

Bakınız, Hrant Dink’in katili yakalanır yakalanmaz gazeteler “Katil Trabzonlu” başlığı attılar. Ona yakın zamanlarda bir başka vilayette tam altı kişinin misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle boynunun vurulması (!) ise kimse tarafından o vilayetin kimliğiyle özdeşleştirilmedi.

Yunanistan’da bir medya organının Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması hakkında malum başlığı atması elbette manidardır ve Yunan medyasının halen kabinede tam dört tane Trabzonlu bakan olması hakkında benzer bir yorum yapmadığı da bir gerçektir; mesela “Türkiye’yi Pontuslu (!) bakanlar yönetiyor” şeklinde bir manşet görmedik, duymadı Ancaaak...

Ermenistan’ın bizim doğu bölgelerimizde gözü olduğu da bilinir, en azından söylenir. Ara sıra oradaki gazetelerde de Ağrı Dağı ile ilgili yazılar çıkar; fakat kimse Ağrılı vatandaşlarımızdan tövbe istiğfar etmelerini (!) beklemez.

Efendime söyleyeyim, başta İzmir olmak üzere Ege sahillerimizde Yunanlı komşularımızla her gece sirtaki oynanır, tabaklar kırılır, Türkçe-Yunanca şarkılar söylenir, kimse “Ne oluyoruz? Bu herifleri en son buradan denize dökmüştük. Niyetleri bozuk galiba, hemen kovalayalım” demez. Sümela üzerinde yakın zamanda büyük tartışmalar koptu, fakat İzmir’deki Meryem Ana evi denen antik tapınağa dünyanın dört bir yanından gelen Hristiyanlar hacı olur, yine kimse sesini çıkarmaz.

Sevgili dostlar, birkaç ay önce bir CHP milletvekilinin Kadir Mısıroğlu üzerinden söyledikleri ülkedeki Trabzonlu bilinçaltının dışa vurumudur. Mısıroğlu hakkında ideolojik rezervleri olan hemşehrilerimizin bunu görmesi gerekmektedir. Hakeza son zamanlarda AK Parti’nin karar mekanizmalarında önemli yerlerde bulunanların gayet rahatlıkla Pontus (hâttâ Yunan!) göndermelerinde bulunması da aynı şekildedir. Siyasi rakibe vuralım derken toplumun bilinçaltı açığa çıkmaktadır. İnanın, roller farklı olsa bu bilinçaltı yine açığa çıkacak ve olan yine Trabzonluya olacaktı.

Trabzonlular da herkes gibi istedikleri siyasi tercihte bulunabilirler, kimse kimseyi tercihinden dolayı kınayamaz ama Trabzonlular sapla samanı birbirinden ayırmayı bilmeli, yukarıda birkaç örnekle ayrıntılandırdığımız meselenin farkında olmalıdır.

Ben hemşehri memşehri anlamam. Benden olmayan hemşehrimi babam da olsa tanımam!” diyenler de bir tercih yapmaktadırlar ama taşıdıkları Trabzon kimliğinin kendilerine sağladığı avantaj ve dezavantajlardan kaçamazlar. Tıpkı bir önceki yazımızda vurguladığımız ve Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart öncesi yürüttüğü kampanyada Trabzon kimliğini ön plana çıkarmamaya çalışmasına rağmen bu kimlikten kaçamadığı gibi.

Toparlayalım. Trabzon kimliği baskın ve çok önemli bir kimliktir, her türlü etnik ve siyasi kimliğin üzerindedir. Hiçbir Trabzonlu bundan kaçamaz, gün gelir olumlu ya da olumsuz karşısına çıkar.

Pekâlâ, halen içinde bulunduğumuz keskin siyasi iklimde bu mümkün mü? Mümkündür. Gurbetçi Gençler taraftar grubunu biraz inceleyiniz. 1970’lerin sonunda İstanbul’da bir araya gelen Trabzonsporlu genç taraftarlar grubu kurmuşlar, en önemli kimlikleri olarak her daim Trabzonspor’u görmüşlerdir. Grubun kurucu isimleri, aradan geçen 40 yıldan sonra bugünkü siyasi iklimde bile –kendilerinin de çok farklı siyasi kimlikleri olmasına rağmen- birbirleriyle hâlâ ilk günkü samimi duygularla görüşmektedirler. Çünkü kimliklerinin öneminin ve o kimliğe olan ihtiyaçlarının farkındadırlar.

 

 

DİĞER YAZILARI TDF Kongresi’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi muamması… 01-01-1970 03:00 Dernek seçimlerinde tek aday efsanesi 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’un şampiyonluğunu kaldıramayız! 01-01-1970 03:00 Evlât acısı, kuyruk acısı... 01-01-1970 03:00 Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı 01-01-1970 03:00 Kadırga krizi üzerine… 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk havaları güzel, ancak... 01-01-1970 03:00 Dernek bana ne verecek? 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında-2 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, labirent ve matrix… 01-01-1970 03:00 Hakemi yenemezsiniz! 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi? 01-01-1970 03:00 Bir avuç fındık, yeter artık!.. 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, şampiyonluk ve ruhunu şeytana satmak... 01-01-1970 03:00 Tuhaf ve hazin bir cinayet hikayesi 01-01-1970 03:00 TDF’den İstişare Trajikomedisi 01-01-1970 03:00 Gidemedim Torul'a, Ben yorula yorula... 01-01-1970 03:00 TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası 01-01-1970 03:00 TrabzonPark'ın düşüşü ve gerçekler... 01-01-1970 03:00 Dernekler, hamsi ve medya... 01-01-1970 03:00 Of-Hayrat Derneği’nde kongreye doğru... 01-01-1970 03:00 Düğün, cenaze, birlik-beraberlik... 01-01-1970 03:00 Dernekler eleştiriye alışmalıdır 01-01-1970 03:00 Derneklerde neden kadınlar yok? 01-01-1970 03:00 Vakfıkebirliler, Erkan Ocaklı ve Maçka Dernekler Federasyonu... 01-01-1970 03:00 Biz bize yetmeyiz! 01-01-1970 03:00 Avrupa'yı lige feda etmek? 01-01-1970 03:00 Lig mi Avrupa mı? 01-01-1970 03:00 Avni Aker, Van Gogh, Barcelona... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve sivil itaatsizlik 01-01-1970 03:00 Yusuf kalsaydı şampiyon olacaktık zaar! 01-01-1970 03:00 Denizci, Tekke, Karadeniz, Yazıcı... 01-01-1970 03:00 Siyaset-toplum ve STK ilişkileri nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 Siyaset ve Trabzon hemşehri dernekleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu ve İBB'deki Trabzonlular 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliği, her şeye rağmen... 01-01-1970 03:00 Sultanbeyli'de bir gece... 01-01-1970 03:00 İyi ki BNU Var 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon entegre olurken medyanın rolü ne olmalı? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un değişen profili ve medyanın rolü 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ya deveyi güdecek ya bu diyardan gidecek! 01-01-1970 03:00 Çekmeköy Trabzonlular Derneği'nin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu, siyasi tercihler ve hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu nasıl kazanır? 01-01-1970 03:00 Kendini çoğunluk sanan azınlık ve hazin hikâyesi 01-01-1970 03:00 “Senin görevin Jim, tabii kabul edersen…” 01-01-1970 03:00 Hilmi Türkmen bir başarı hikayesidir 01-01-1970 03:00 İki dernek, iki örnek... 01-01-1970 03:00 Kar yağmadan yayladan inmeyen dernekçi... 01-01-1970 03:00 Yerel seçimler ve siyasette hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 TDF sana söylüyorum, dernekler siz anlayın... 01-01-1970 03:00 Trabzon Günleri'nin ardından... 01-01-1970 03:00 Hepimiz Yattara kadar Trabzonluyuz 01-01-1970 03:00 Hemşehrilerimizdeki yaz rehaveti tedavi edilmelidir 01-01-1970 03:00 Dernekler artık geçmişten günümüze gelmeli 01-01-1970 03:00 Derneklerin siyasete etkisi nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 TİAB kongresi ve Trabzon gazeteciliği üzerine... 01-01-1970 03:00 TDF'de yeni dönem 01-01-1970 03:00 Kongrenin yankıları... 01-01-1970 03:00 TDF kongresinin ardından 01-01-1970 03:00 TDF’de kongreye doğru 01-01-1970 03:00 Derneklerin önündeki en ciddi engel 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'un hafta sonu faaliyetleri 01-01-1970 03:00 Özevlatçılık münazarası 01-01-1970 03:00 Trabzonlunun kimliğini saklamak zorunda kalması da ne demek! 01-01-1970 03:00 TDF’nin başkan adayları... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un altyapı sorunsalı 01-01-1970 03:00 TDF çatısı kimi örtüyor? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un kafası karışık... 01-01-1970 03:00 İbra meselesi ve delege vicdanı 01-01-1970 03:00 Çiftlik Bank ve Trabzonspor 01-01-1970 03:00 Asıl görev delegeye düşüyor 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 Trabzonspor dergisinin kısa ve acıklı hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ts Club'ların hâli, Trabzonspor'un ahvâli... 01-01-1970 03:00 Camiaya zarar verirsin... 01-01-1970 03:00 Bir haber nasıl yapılmalı… 01-01-1970 03:00 İçimizdeki hainleri temizlemedikçe... 01-01-1970 03:00 Münir Özkul’un ardından... 01-01-1970 03:00 Hamsi gününde konuşulanlar ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Hababam Sınıfı artık mezun olmalı 01-01-1970 03:00 Siyasetle dernekçilik birbirine karışmaz, ancak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor geçmişin sıkıntılarını (y)aşıyor... 01-01-1970 03:00 Bir dernek toplantısının düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Bakkal bile olamayacak... 01-01-1970 03:00 İstifa: İhanet mi? İsabet mi? 01-01-1970 03:00 Konfederasyona hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 İlk düğme yanlış iliklenmişse... 01-01-1970 03:00 Tribünde gruplar ve birlik-beraberlik safsatası... 01-01-1970 03:00 Bardak boş mu dolu mu? 01-01-1970 03:00 Recep, Fenerbahçe şampiyon olacak. Üzülme.. 01-01-1970 03:00 Ya devlet başa ya kuzgun leşe! 01-01-1970 03:00 Doktor Ersun Yanal... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor düğümü’ne kılıcı vurmak 01-01-1970 03:00 Burak Yılmaz ne demek istedi? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kurtuluş Savaşı veriyorsa... 01-01-1970 03:00 1996, 2005, 2011 01-01-1970 03:00 Trabzon-Rize fitnesi artık bitirilmelidir 01-01-1970 03:00 Mesele Rize-Bursa değil, görelim artık… 01-01-1970 03:00 Dostluk olacaksa eğer... 01-01-1970 03:00 STK’ların siyasetle imtihanı 01-01-1970 03:00 Galip (mi) sayılır bu yolda mağlup? 01-01-1970 03:00 Siyaset, Toplum ve STK’lar... 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta… 01-01-1970 03:00 Camia efor testini geçmiştir 01-01-1970 03:00 Ne yapmış Gümüşhane?.. 01-01-1970 03:00 Trabzon kurtuldu da sonra ne oldu? 01-01-1970 03:00 Avni Aker’e Veda belgeselinin düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Kara sineğin hazin ve değişmeyen hikâyesi... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve komşu vilayetler sorunsalı… 01-01-1970 03:00 İyi gün taraftarlarına nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Saha sonuçları efsanesi 01-01-1970 03:00 Tuzlaspor neden el değiştirdi? 01-01-1970 03:00 Deniz Ateş Bitnel barışmak istiyormuş! 01-01-1970 03:00 Galatasaray bize kaç tane atar? 01-01-1970 03:00 Hemşehri dernekçiliği bitiyor mu? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, yöneticiler ve sosyal medya etkisi 01-01-1970 03:00 Ah Beşikdüzü ah! 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye’de eski futbol düzeni mi olacak? 01-01-1970 03:00 İç barış, hemen şimdi! 01-01-1970 03:00 Bir sonraki darbeye kadar 01-01-1970 03:00 Futbol Asya'nın işi değil 01-01-1970 03:00 Arda protestosu haksız mı? 01-01-1970 03:00 Ahmet’in hikâyesi, toplumun hikâyesi olmalı 01-01-1970 03:00 Eleştiri en büyük destektir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, mahkûm psikolojisi ve camiayı bekleyen tehlike 01-01-1970 03:00 Toplum neyse medya da odur 01-01-1970 03:00 Trabzonspor olmasa açlıktan ağzı kokacak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kaç Paralık Kulüptür? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un Şenol Güneş'le İmtihanı 01-01-1970 03:00 TÜSED yerinde sayıyor! Böyle giderse… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve gerçeklerle yüzleşmek… 01-01-1970 03:00 Mayıs 96'nın sosyo-politiği... 01-01-1970 03:00 Her şey sahaya giren birine bağlıysa... 01-01-1970 03:00 Kentsel dönüşüm ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 50. Yılı Bize Yedirirler mi? 01-01-1970 03:00 Hesap sormazsak, yüzde 50,1... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’da dün ve yarın problemi 01-01-1970 03:00 Trabzon halkı Trabzonspor'a duyarsız mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü olmak değil, haklı olmak başkanım 01-01-1970 03:00 40 yıllık kâbus, 100 yıllık yalnızlık… 01-01-1970 03:00 "Trabzon kümeye!" ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk, küme düşmek, Şarklı refleksi… 01-01-1970 03:00 Bu Hami o Hami mi? 01-01-1970 03:00 Ödül töreni ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Gülen gözler, ağlayan gözler… 01-01-1970 03:00 Asıl kime ayıp ediyorsunuz efendiler! 01-01-1970 03:00 Saklı Trabzon Tarihinden Bir Kesit... 01-01-1970 03:00 Trabzon, futbol ve medeniyet… 01-01-1970 03:00 Muhalefet kötü bir şey midir? 01-01-1970 03:00 Kongre'nin Ardından... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’dan vazgeçmek… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'da çözüm iki turlu seçim sistemidir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve “aydın” açmazı… 01-01-1970 03:00