Tuhaf ve hazin bir cinayet hikayesi

Bülent Şirin

12-06-2020 17:12

Hikayemiz 40 yıl önce bu zamanlarda Anadolu’nun bir kasabasında geçiyor. Bağlı olduğu vilayetin en ücra, en az bilinen kasabası bu. Coğrafi açıdan kendisinden daha dezavantajlı komşu kasabalar vardı ama onlar gurbete çıkıp her alanda başarılı olmuş insanları sayesinde böyle bir sıkıntı çekmiyorlardı.

Böyle bir yerleşim biriminin toplam ekonomik, sosyolojik ve siyasi varlığı da sınırlıdır ve onların sahipleri de bellidir. Aralarına kolay kolay başka bir “ortak” giremez.

Her Anadolu kasabası için söylenebilecek bu genel bilgilerden sonra söz konusu olayın ayrıntılarına geçelim:

Kız kaçırma (!) yüzünden mi?..

Cinayet olduğuna göre bir katil bir de maktul vardır. Tabii bir de ilk bakışta fark edilmeyen faktörler. Yani azmettiriciler... Ondan sonra bu olaydan etkilenenler... Dallanıp budaklanıp bugüne kadar gelen sebep-sonuç bileşenleri...

Maktulün yeğeni kız kaçırmıştır. Zorla değil, gönül rızasıyla. Olaydan birkaç gün sonra töre gereği kızın ailesinden ileri gelen birine gidilir, durum izah edilir. Bu kişi de o gece katil olacak kişidir. Anlatılana göre makul karşılar, bundan sonraki süreçte gereken neyse yapılacağını söyler. Kızı tarafında bir öfke veya taşkınlık emaresi görülmemektedir. Dolayısıyla herhangi bir tatsızlığa karşı tedbirli davranmaya da gerek görülmez.

Fakat kasaba o gece ardı ardına patlayan silah sesiyle sarsılır! Üstelik bu olay jandarma karakolunun tam karşısında, 15-20 metre kadar mesafede gerçekleşmiştir. Ne olup bittiğini öğrenmek için olay yerine gelen kasaba halkı gördüğü manzara karşısında hayret ve dehşetten dona kalır. Çünkü bedenine bir şarjör mermi boşaltılarak kanlar içinde bırakılan adam kasabanın en sevilen şahsiyetlerinden biridir! Bu adam bunu hak edecek ne yapmış olabilir? Kimseyle bir problemi olmayan, yaşlı-genç, çoluk-çocuk, akıllı-deli, köylü-esnaf kısaca her kesimden insanla çok rahat ve olumlu diyaloglar kurabilen, herkese az çok iyiliği dokunan, kasabaya birçok alanda değer katmış bir insan.

Ya katil? Başarılı ve muteber bir esnaftır, işleri hızla büyümektedir. Kimseye bir zararı yoktur, hele katil olacak bir kişilik hiç değildir.

Hülâsa; olayın her iki kahramanı da çok uzak olmayan bir gelecekte kasabanın ekonomik, sosyolojik ve siyasi rantına “ortak” olmaya aday kişilerdir.

Bir taşla iki kuş vurulur, çok sevilen maktul ortadan kaldırılır, hızla bir ekonomik güç odağı haline gelmekte olan katil hapse gönderilir, ömrünün sonuna kadar çok sevilen bir kişiyi katletmiş olmanın rahatsızlığıyla yaşar.

Bu kadar komik ve saçma bir gerekçeyle böyle bir cinayetin işlenmiş olması akıllara zarardır. O halde olayın biraz daha derinliklerine inmek gereklidir.

Kurban gerçekten kolay lokma mıydı?

Cinayete kurban giden kişi, kasabanın “ileri gelen” güç odaklarından birine mensup olsaydı katil tetiğe bu kadar kolay asılabilir miydi? Cevap “Kesinlikle hayır” olacaktır. Çünkü maktul ne kadar sayılıyor ve seviliyor olursa olsun köylü-esnaf bir vatandaşın oğludur, köylerinde tek bir haneleri vardır. Dolayısıyla “kolay lokma” olarak görülmüştür. Amma ve lakin, çok önemli bir ayrıntı gözden kaçmıştır:

Kolay lokma”nın zamanında başka bir bölgede, muhacirlik zamanı göç etmiş ve orada yerleşmiş olan hayli kalabalık bir akraba grubu yaşamaktadır. Kendi adlarıyla anılan mahalleleri bile vardır, orada kimse onlara yan gözle bakamamaktadır, bakmaya kalkanı da anasından doğduğuna pişman etmektedirler.

İşte bu akrabalar, geride bıraktıkları köylerindeki tek hanenin bir ferdine “kolay lokma” muamelesi yapılmasından ciddi anlamda rahatsızlık duymuşlar, cenaze sonrası maktulün acılı babasına (kendisine her türlü garanti verilerek) “intikam” teklifinde bulunup onayını istemişlerdir. Yalnız bu öyle böyle bir intikam değildir, hayata geçirildiği takdirde çok ciddi olaylar yaşanacaktır. Daha fazla ayrıntıya girmeyelim.

Acılı baba bu teklife onay vermez. Akrabalar da 40 yıl sonra bile hâlâ yaşamakta oldukları can sıkıntısıyla geri dönerler. Böylelikle çok daha vahim sonuçlar doğuracak bir süreç, acılı babanın feraseti sayesinde o noktada sonuçlanmış olur.. Bir taşla iki kuş vurup rantlarına “ortak” tehlikesini bertaraf etmiş olan kesimler bunun farkında olmuşlar mıdır bilinmez.

Olayın etkileri...

Cinayet kasaba halkı üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Kasabaya kendi branşında değer katabilmek için gecesi gündüzüne karışan, ailesini ve esas işini ihmal eden, herkesin sevgi ve saygısını kazanmış (üstelik birkaç yıl önce büyük şehire taşınma kararı aldığı halde vazgeçen) bir adam bunun ödülünü çarşının ortasında bir şarjör mermi yiyerek almıştır. Böyle bir ortamda kim artık “Memleketime hizmet edeceğim” diye bir adım ileri çıkmaya cesaret edebilir?

Kasaba, ondan sonra daha uzun yıllar “adam” yetiştirememiş, komşu kasabaların valileri, iş adamları, akademisyenleri ülkenin en önemli noktalarında cirit atarken olan biteni uzaktan seyretmek zorunda kalmıştır. Taa 2010’lu yıllardan sonra ağırlıklı olarak gurbette yetişmiş mensupları sayesinde yeni yeni hamleler yapmaya başlamıştır.

Sonuç olarak...

Şimdi bu hikâyeyi niye anlattık? Amacımız yarım kalmış bir hesaplaşmayı tamamına erdirmek, acıları tazelemek, kin ve nefreti körüklemek yoluyla düşmanlık üretmek değil. Zaten kurbanın yakınları acıları hiçbir zaman bayatlamamakta, yaraları sürekli kanamakta olmasına rağmen kin ve kan gütmediler.

İstiyoruz ki, bu acı olay, küçük hesaplar peşinde koşmanın ne kadar ağır ve vahim sonuçlar doğurduğu ya da doğurabileceği hakkında bir ibret vesikası olsun. Kötü sonuçlar doğurdu, çok daha kötüsü olabilirdi.

Hikayenin geçtiği kasabanın neresi olduğunun bir önemi yoktur. Çünkü cahilliğin, dar kafalılığın, aç gözlülüğün ve benzeri özelliklerin olduğu her yerde vuku bulmuş olabilir. Eminiz ki pek çok yerde benzeri hadiseler yaşanmıştır.

DİĞER YAZILARI TDF Kongresi’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi muamması… 01-01-1970 03:00 Dernek seçimlerinde tek aday efsanesi 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’un şampiyonluğunu kaldıramayız! 01-01-1970 03:00 Evlât acısı, kuyruk acısı... 01-01-1970 03:00 Kadırga’nın coğrafyası değil geleceği konuşulmalı 01-01-1970 03:00 Kadırga krizi üzerine… 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk havaları güzel, ancak... 01-01-1970 03:00 Dernek bana ne verecek? 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında-2 01-01-1970 03:00 Dernekler konuşuyor programı hakkında... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, labirent ve matrix… 01-01-1970 03:00 Hakemi yenemezsiniz! 01-01-1970 03:00 Trabzon Evi? 01-01-1970 03:00 Bir avuç fındık, yeter artık!.. 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, şampiyonluk ve ruhunu şeytana satmak... 01-01-1970 03:00 TDF’den İstişare Trajikomedisi 01-01-1970 03:00 Gidemedim Torul'a, Ben yorula yorula... 01-01-1970 03:00 TİAB ve TrabzonPark'tan sonrası 01-01-1970 03:00 TrabzonPark'ın düşüşü ve gerçekler... 01-01-1970 03:00 Dernekler, hamsi ve medya... 01-01-1970 03:00 Of-Hayrat Derneği’nde kongreye doğru... 01-01-1970 03:00 Düğün, cenaze, birlik-beraberlik... 01-01-1970 03:00 Dernekler eleştiriye alışmalıdır 01-01-1970 03:00 Derneklerde neden kadınlar yok? 01-01-1970 03:00 Vakfıkebirliler, Erkan Ocaklı ve Maçka Dernekler Federasyonu... 01-01-1970 03:00 Biz bize yetmeyiz! 01-01-1970 03:00 Avrupa'yı lige feda etmek? 01-01-1970 03:00 Lig mi Avrupa mı? 01-01-1970 03:00 Avni Aker, Van Gogh, Barcelona... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve sivil itaatsizlik 01-01-1970 03:00 Yusuf kalsaydı şampiyon olacaktık zaar! 01-01-1970 03:00 Denizci, Tekke, Karadeniz, Yazıcı... 01-01-1970 03:00 Siyaset-toplum ve STK ilişkileri nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 Siyaset ve Trabzon hemşehri dernekleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu ve İBB'deki Trabzonlular 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliğinin önemi, Gurbetçi Gençler örneği 01-01-1970 03:00 Trabzon kimliği, her şeye rağmen... 01-01-1970 03:00 Sultanbeyli'de bir gece... 01-01-1970 03:00 İyi ki BNU Var 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon entegre olurken medyanın rolü ne olmalı? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un değişen profili ve medyanın rolü 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ya deveyi güdecek ya bu diyardan gidecek! 01-01-1970 03:00 Çekmeköy Trabzonlular Derneği'nin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu, siyasi tercihler ve hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu nasıl kazanır? 01-01-1970 03:00 Kendini çoğunluk sanan azınlık ve hazin hikâyesi 01-01-1970 03:00 “Senin görevin Jim, tabii kabul edersen…” 01-01-1970 03:00 Hilmi Türkmen bir başarı hikayesidir 01-01-1970 03:00 İki dernek, iki örnek... 01-01-1970 03:00 Kar yağmadan yayladan inmeyen dernekçi... 01-01-1970 03:00 Yerel seçimler ve siyasette hemşehrilik faktörü 01-01-1970 03:00 TDF sana söylüyorum, dernekler siz anlayın... 01-01-1970 03:00 Trabzon Günleri'nin ardından... 01-01-1970 03:00 Hepimiz Yattara kadar Trabzonluyuz 01-01-1970 03:00 Hemşehrilerimizdeki yaz rehaveti tedavi edilmelidir 01-01-1970 03:00 Dernekler artık geçmişten günümüze gelmeli 01-01-1970 03:00 Derneklerin siyasete etkisi nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 TİAB kongresi ve Trabzon gazeteciliği üzerine... 01-01-1970 03:00 TDF'de yeni dönem 01-01-1970 03:00 Kongrenin yankıları... 01-01-1970 03:00 TDF kongresinin ardından 01-01-1970 03:00 TDF’de kongreye doğru 01-01-1970 03:00 Derneklerin önündeki en ciddi engel 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'un hafta sonu faaliyetleri 01-01-1970 03:00 Özevlatçılık münazarası 01-01-1970 03:00 Trabzonlunun kimliğini saklamak zorunda kalması da ne demek! 01-01-1970 03:00 TDF’nin başkan adayları... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un altyapı sorunsalı 01-01-1970 03:00 TDF çatısı kimi örtüyor? 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’un kafası karışık... 01-01-1970 03:00 İbra meselesi ve delege vicdanı 01-01-1970 03:00 Çiftlik Bank ve Trabzonspor 01-01-1970 03:00 Asıl görev delegeye düşüyor 01-01-1970 03:00 İstanbul'daki Trabzon'da geçen hafta sonu 01-01-1970 03:00 Trabzonspor dergisinin kısa ve acıklı hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ts Club'ların hâli, Trabzonspor'un ahvâli... 01-01-1970 03:00 Camiaya zarar verirsin... 01-01-1970 03:00 Bir haber nasıl yapılmalı… 01-01-1970 03:00 İçimizdeki hainleri temizlemedikçe... 01-01-1970 03:00 Münir Özkul’un ardından... 01-01-1970 03:00 Hamsi gününde konuşulanlar ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Hababam Sınıfı artık mezun olmalı 01-01-1970 03:00 Siyasetle dernekçilik birbirine karışmaz, ancak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor geçmişin sıkıntılarını (y)aşıyor... 01-01-1970 03:00 Bir dernek toplantısının düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Bakkal bile olamayacak... 01-01-1970 03:00 İstifa: İhanet mi? İsabet mi? 01-01-1970 03:00 Konfederasyona hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 İlk düğme yanlış iliklenmişse... 01-01-1970 03:00 Tribünde gruplar ve birlik-beraberlik safsatası... 01-01-1970 03:00 Bardak boş mu dolu mu? 01-01-1970 03:00 Recep, Fenerbahçe şampiyon olacak. Üzülme.. 01-01-1970 03:00 Ya devlet başa ya kuzgun leşe! 01-01-1970 03:00 Doktor Ersun Yanal... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor düğümü’ne kılıcı vurmak 01-01-1970 03:00 Burak Yılmaz ne demek istedi? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kurtuluş Savaşı veriyorsa... 01-01-1970 03:00 1996, 2005, 2011 01-01-1970 03:00 Trabzon-Rize fitnesi artık bitirilmelidir 01-01-1970 03:00 Mesele Rize-Bursa değil, görelim artık… 01-01-1970 03:00 Dostluk olacaksa eğer... 01-01-1970 03:00 STK’ların siyasetle imtihanı 01-01-1970 03:00 Galip (mi) sayılır bu yolda mağlup? 01-01-1970 03:00 Siyaset, Toplum ve STK’lar... 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki Trabzon’da geçen hafta… 01-01-1970 03:00 Camia efor testini geçmiştir 01-01-1970 03:00 Ne yapmış Gümüşhane?.. 01-01-1970 03:00 Trabzon kurtuldu da sonra ne oldu? 01-01-1970 03:00 Avni Aker’e Veda belgeselinin düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Kara sineğin hazin ve değişmeyen hikâyesi... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve komşu vilayetler sorunsalı… 01-01-1970 03:00 İyi gün taraftarlarına nasıl davranmalı? 01-01-1970 03:00 Saha sonuçları efsanesi 01-01-1970 03:00 Tuzlaspor neden el değiştirdi? 01-01-1970 03:00 Deniz Ateş Bitnel barışmak istiyormuş! 01-01-1970 03:00 Galatasaray bize kaç tane atar? 01-01-1970 03:00 Hemşehri dernekçiliği bitiyor mu? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, yöneticiler ve sosyal medya etkisi 01-01-1970 03:00 Ah Beşikdüzü ah! 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye’de eski futbol düzeni mi olacak? 01-01-1970 03:00 İç barış, hemen şimdi! 01-01-1970 03:00 Bir sonraki darbeye kadar 01-01-1970 03:00 Futbol Asya'nın işi değil 01-01-1970 03:00 Arda protestosu haksız mı? 01-01-1970 03:00 Ahmet’in hikâyesi, toplumun hikâyesi olmalı 01-01-1970 03:00 Eleştiri en büyük destektir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor, mahkûm psikolojisi ve camiayı bekleyen tehlike 01-01-1970 03:00 Toplum neyse medya da odur 01-01-1970 03:00 Trabzonspor olmasa açlıktan ağzı kokacak... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor Kaç Paralık Kulüptür? 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'un Şenol Güneş'le İmtihanı 01-01-1970 03:00 TÜSED yerinde sayıyor! Böyle giderse… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve gerçeklerle yüzleşmek… 01-01-1970 03:00 Mayıs 96'nın sosyo-politiği... 01-01-1970 03:00 Her şey sahaya giren birine bağlıysa... 01-01-1970 03:00 Kentsel dönüşüm ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 50. Yılı Bize Yedirirler mi? 01-01-1970 03:00 Hesap sormazsak, yüzde 50,1... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’da dün ve yarın problemi 01-01-1970 03:00 Trabzon halkı Trabzonspor'a duyarsız mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü olmak değil, haklı olmak başkanım 01-01-1970 03:00 40 yıllık kâbus, 100 yıllık yalnızlık… 01-01-1970 03:00 "Trabzon kümeye!" ne anlama geliyor? 01-01-1970 03:00 Şampiyonluk, küme düşmek, Şarklı refleksi… 01-01-1970 03:00 Bu Hami o Hami mi? 01-01-1970 03:00 Ödül töreni ve düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Gülen gözler, ağlayan gözler… 01-01-1970 03:00 Asıl kime ayıp ediyorsunuz efendiler! 01-01-1970 03:00 Saklı Trabzon Tarihinden Bir Kesit... 01-01-1970 03:00 Trabzon, futbol ve medeniyet… 01-01-1970 03:00 Muhalefet kötü bir şey midir? 01-01-1970 03:00 Kongre'nin Ardından... 01-01-1970 03:00 Trabzonspor’dan vazgeçmek… 01-01-1970 03:00 Trabzonspor'da çözüm iki turlu seçim sistemidir 01-01-1970 03:00 Trabzonspor ve “aydın” açmazı… 01-01-1970 03:00