Advert

Kalkınma reçetemiz ekoturizm olmalı

Turizmin bölge için önemine vurgu yapan Prof. Dr. Üçüncü, altyapı için önemli uyarılar yaptı.

Kalkınma reçetemiz ekoturizm olmalı

KTÜ Öğretim Üyelerinden Kültür Bilimleri Akademisi (KÜBAK) Başkanı Prof. Dr. Kemal Üçüncü Günebakış gazetesini ziyaret ederek ekoturizmin altyapı ve Trabzon’da neler yapılabilceğine ilişkin görüşlerini dile getirdi. Önemli açıklamalar yapan Üçüncü, özellikle bölgesel ürünlere eko sertifika alınması ve tematik müze kurulması konusundaki hassasiyetini dile getirdi. İşte Prof. Dr. Üçüncü'yle yapılan röportaj:

Trabzon turizmi için bir akademisyenin gözüyle neler yapılabilir?

Trabzon’un UNESCO kapsamındaki kültürel miras listelerini oluşturalım. Kültürel peyzaj, doğal miras ve somut olmayan kültürel miras. Bütünlüklü olarak turisti burada uzun süre tutacak planlamalar yapmamız lâzım. Nedir o? Meselâ Trabzon, Rize, Gümüşhane’yi Giresun alanını birleştirecek destinasyonlar, planlamalar... Buradan adam gidecek Gümüşhane Krom Vadisi’nden tarihî alanları gezip oradan tekrar sahile inebilecek ya da orada konaklayabilecek. Bu faaliyetlerin planlanması lâzım. Gezinti alanlarında seyir terasları, doğal dokuya uygun konaklama tesisleri son derece önemli. Kültürel mirasın tescil edilmesi lâzım. Tescil çok önemli. Hiçbir eserimiz (geleneksel kültür, kırsal mimari ve etnografaya özellikle) tescil edilmiş değil. Özellikle kırsaldaki geleneksel mimarî tescil edilmeli. Dolayısıyla turizme kazandırılması lâzım.

Ekoturizmin müşterisi var mı? Hazır mı?

Ekoturizm çok önemli bir turizm çeşididir ve A grubu ve üstü müşteriye hitap ediyor. Ekosertifikaları tamamlayarak aldıktan sonra bütün dünyaya açık oluyorsunuz. Adam Kanada’dan sisteme girdiği zaman, TripAdvisor’dan nasıl biz Yunanistan’a gideceğiz giriyorsak ekoturizminde böyle bir tanıtım portalı var. Buraya girdiğinizde müşteri sizi oradan bulabiliyor. Bunun dünyada örnekleri var. Avusturya’da, İsviçre’de...

Ekosertifika konusunu açar mısınız?

Müracaat edeceğiz. Dünyada birkaç, ürün bazında ve işletmeler bazında sertifikalar var. Otel ve işletmeler için yeşil anahtar dediğimiz uygulama var, organik ürünler için eko etiketleme yapan uluslararası kuruluşlar var. Organik ürünlerinizin sertifikasını alabilmeniz için dünyada 8-10 ülkede var. Amerika’da, Polonya’da, Almanya’da var.

Meselâ Tonya tereyağı gibi... Vakfıkebir ekmeği, Gümüşhane kuşburnu gibi...

Tereyağı... Diğer ürünler, peynirler... Diğer organik üretimlerin tamamı... O standartlarda bizim burası da kuşkusuz. Müracaat ediyorsunuz geliyorlar standardını, muhteviyatını, süreci gözlemliyorlar. Bunlar devlet kuruluşu değil. Sivil toplum kuruluşu aynı zamanda ama bilimsel sertifika verme yetkileri var.

Bu sertifikayı bakanlık vermiyor, STK’lar veriyor öyle mi?

Hayır, bir bakanlık değil. Uluslararası sivil toplum ihtisas kuruluşları veriyor. Eko etiketleme kuruluşları var. Uluslararası geçerliği oluyor. Ürünlerinizin katma değeri müthiş artırıyor. Değeri bire dört oluyor. Aynı şekilde tesislerimiz için de öyle. Ne istiyor tesislerde? Bir geri dönüşüm olacak. Aydınlatmada dikkat etmeniz gereken hususlar var. Yenilenebilir kaynaklardan yararlanacaksınız. Çöpü ayrıştıracaksınız. Camlar diğerleri vs. belli standartlar var. Bunları sağladığınızda o sertifikayı alıyorsunuz. Böylelikle marka değerinizi artıyorsunuz. O sertifikayı almak bir prestije neden oluyor. Tanınırlığınız ve fiyatlarınız da böylece artıyor. Bunu tamamlayacak olan kültürel miras alanındaki değerlerin UNESCO tarafından tescil edilmesi. Meselâ Akçaabat evleri. Sözünü ettiğimiz Krom Vadisi. Kaçkar alanının doğal kültür mirası alanı olması .Daha pek çok alan bunların çalışmalarına devam ediyoruz. Kültür ekonomisi master planı çok önemli.Hangi kültürel varlıkların ekonomik değere nasıl dönüştürüleceği planlanmalı. Sadece kuymak yiyerek olmaz bu işler.

Bu konuda bir proje hazırlandı mı?

Evet, bunu size özel söyleyeyim. Evet, biz hazırladık... Yetkililere anlattım. Başkan’a da anlattım. DOKA Genel Sekreteri’ne, TTSO Başkanımıza, rahmetli Vali beye de anlattım. Belki politik olarak bakıyor olabilirler. Türk milliyetçisiyim. Türk milletinden yana tarafım. Devlet hepimizin. Bilim ve kültürde hizip olmaz ortak mutabakat alanlarımızda uzlaşabilmeliyiz. Benim anladığım Bilim adamları kim olursa olsun güce, bürokrasiye gerdan kırmaz olanı olduğu gibi anlatır, o yüzden ülkemizde pek itibar görmez ama bu bakış açısı bizi felakete sürükler. Ama bilimsel, kültürel anlamda benim bu milletle ortak insanlık vicdanıyla paylaştığım birçok şey var. Ne için yapıyoruz biz? Benim burada yetişmiş bir ekibim var. Çocuklar da şimdi dağılacaklar. Kimi doktorasını bitiriyor. Kimi başka bir yere gidiyor. Bunlar buradayken 4-5 kişilik ekibimizle bunu yapalım. Bölgemizin kültürel mirasına ve değerlerine sahip çıkmak iyidir tespitini yapıp dağılıyor yetkililer, kimse oralı olmuyor.

Başka neler yapılabilir?

Müzecilik nasıl yapılmalı, nasıl yapılır diye Hindistan’dan, Amerika’dan arkadaşları getirdik. Bildirileri burada Türkçe olarak bastık. Kimse önemsemedi. Vali başta olmak üzere herkese bu bildiriyi yolladık. Bir tek müze toplantısına çağırdılar. Metin Sözen Hoca’ya söyledim: ‘Envanter çalışması yapılmayan bir kültürü nasıl müzeleyeceksiniz?’ dedim. ‘Onlar hızlı olsun istiyorlar, envanter uzun iş.’ dedi. Bu olmadan olmaz. Trabzon’a beş bin yıllık kent diyoruz. Bunun geleneksel kültürü, etnografyası var. Müzeler bakımından bölgemiz çok fakir. Biz hâlâ çalışıyoruz tezlerle bitiremedik. Ama yapılabilir. Meselâ sahildeki alanlarda yeni dolgu alanları yapılıyor. Kültürle birleştirmemiz lâzım turizmi. Tematik müzeler çok önemli. Sahilde bir alanda olabilir. Dünyada bunun örnekleri var. İsveçlilerin Skansen diye bir muazzam yeri var. Bütün kültürü oraya müzelemiş. Siz oraya gidip meselâ Sürmene bıçağı nasıl yapılır bunu görüyorsunuz. Geleneksel yerel üretimleri orada yerinde bağlamı içerisinde görebiliyorsunuz. Hem elektronik ortamda hem orada yer alıyor. Bizim turizmimizin böyle bir müzeye ihtiyacı var.

Bu dediğiniz Kemeraltı’da yapılamaz mı?

Harika olur. O yabancı Hintli dediğim müzeci Amerikalı arkadaşı [ Deksha Nagar] şehirde gezdirdim. Meydan’dan girdik. Aşağıda Vakıf Han’dan çıktık. Kadınlar pazarına gittik. “Hocam şu yeni binaları yıkın, burası doğal müze alanı.” dedi. Kadınlar pazarı bambaşka bir kültür mirası... Bana sorarsanız Trabzon’da kalan en otantik yer orası. Yani geleneksel üretimlerin, kültürün bir arada performans edildiği sergilendiği muazzam bir alan orası. Boş zamanımda gider gezerim orayı. Biraz daha etrafı temizlense ve estetik hâle getirilse muazzam bir şey olur. O vadiyi yukarı doğru kültürel olarak tamamlasanız veyâ iki vadiyi birleştirseniz. Kültürsüz bilimsiz yeni dönemde marka değeri oluşturmak mümkün değil. Önceden insanların bankada parasının olması yetiyordu bir şey yapmak için ama artık insanların projesinin, uygulanabilir fikrinin olması gerekiyor. Entelektüel bilgi sermayesi olması lâzım.

günebakış

Prof. Dr. Kemal Üçüncü Ekoturizm
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu