Advert
Camia efor testini geçmiştir
Bülent Şirin

Camia efor testini geçmiştir

Advert

12 yıl önce yazdığım ütopik bir yazıda, Trabzonspor’un il dışında büyük bir gücü olduğunu, bu gücün o zamanki şartlarda kulübe yeteri kadar faydası olmadığını, gelecek yıllarda ulaşım ve iletişim imkânlarının gelişmesiyle her şeyin olumlu yönde çok farklı olacağını ön görmüştüm. Neredeyse tamamen gerçek çıktı şükürler olsun.

Trabzonspor camiası büyük acı ve sıkıntılar yaşadı. 1984’teki 6. Şampiyonluktan sonra birçok defalar engellendi, çelmelendi, itilip kakıldı. Hafıza-i beşer sadece son haftalara kadar devam eden şampiyonluk yarışlarındaki engellemeleri hatırlıyor ama daha sezonun ilk haftalarında ya da ortalarında başa gelen biçilmişlikler de var. 2010-2011 sezonunda ve sonrasında olup bitenler ise herkesin gözü önünde yaşandı, o yaşanmışlıklar içimizde bir ur gibi duruyor.

Bize göre, bütün bu acı ve sıkıntılar Trabzonspor kimliği için çok zorlu ama aynı derecede sağlıklı bir test ve rehabilite süreci yaşamamıza sebep oldu. Kimlik güçlendi, pekişti. Yeni stat hakkkında bitmek tükenmek bilmeyen “Dolardı, dolmazdı, insanlar giderdi, gitmezdi, o kadar büyük kapasiteli yapmaya gerek vardı, yoktu” tartışmaları geçen akşamki Galatasaray maçında kesin olarak son buldu. Ortada şampiyonluk iddiası falan yok efendiler, tehlikenin (!) farkında mısınız?

Sadece stat dolmadı. Üsküdar’da maçları seyrettiğimiz mütevazi mekân Bera Cafe’de Trabzonsporlular sokağa taştı. Tam bir tribün havası vardı. 2. golden sonra bu yaşımda utanmadan (!) bizim uşakla ve bütün ahaliyle birlikte avazım çıktığı kadar tezahürat bile yaptım. Mekân sahibi Muhammed’in aktardığı bir not ise son derece manidardı: “Dün akşam Fener’un maçinda haburda dört kişi var idi

Farkında olmamız gereken “tehlike” nedir? Bu stadın şampiyonluk yarışında olduğumuz sezonlarda kime yeteceğidir. Herhalde kimse böyle bir şey beklemiyordu. Bırakın şampiyonluğu, Avrupa’ya gitme hesabı yapmak durumunda olan bir kulübün stadını yüzlerce, binlerce kilometre uzaktan gelen insanlar dolduruyor. İlk şampiyonluğu kutladığımız gün olan 30 Mayıs 1976’da bu tarihi güne bir avuç insan şahitlik edebilmişti. Aradan geçen 40 küsûr yılda artan nüfusa oranladığımızda şimdi Akyazı’da muhtemel bir şampiyonluğa yerinde şahitlik edecek kişi sayısı yine bir avuç insan mesabesinde kalacak. İnşaallah ilerleyen zamanlarda kapasite artışına müsait bir şekilde inşa edilmiştir ve inşaallah bu gerçekleşir.

Yeniden “kimlik” meselesine dönelim. Bunca acı ve sıkıntıdan sonra görülmüştür ki, Trabzonspor büyüklüğünden bir şey kaybetmemiştir. Trabzonspor taraftarlığı beklenmeyen bir şampiyonlukla doğmuş ve şampiyonluklar etrafında büyüyüp gelişmiş gibi görünse de; uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden sonra sağlığına kavuşmuş, sırf başarı odaklı kimlik olmadığını cümle aleme göstermiştir. O sancılı yıllarda olduğu gibi artık Trabzonspor şampiyonluk yarışından azıcık uzaklaşacak olsa “Artık 4. Büyük sıfatını kaybetti” yorumları yapılsa bile işe yaramayacak, camianın kimyasını bozamayacaktır.

Halihazırda en önemli soru; futbolun egemenlerinin Trabzonspor’un başarısına engel olup olmayacağı, Trabzonspor’un da bu engelleri aşmanın yolunu bulup bulamayacağıdır.

Evet, cemreler düştü ve bahar kendini gösterdi. Fakat ünlü bir şarkıda dediği gibi baharı görmeden yazın gelip geçme tehlikesi yerli yerinde duruyor. Ya yazın gelip gelmemesini umursamayıp baharın tadını çıkaracağız ya da kendimizi yaza ulaştırmanın yollarını arayıp bulacağız. Hayat bir tercihler manzumesidir.

Advert
DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Akif Hamzaçebi Akçaabatlılarla buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu
Evli ve Zavallı seyirciyle buluştu