Avrupa kurtulmak istiyorsa...
Ey Avrupa reçeten çok açık: Ben ve öteki arasındaki problemi “Yeniden bir arada yaşama kültürüne” dönüştür ve kurtul…
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Ey Avrupa reçeten çok açık: Ben ve öteki arasındaki problemi “Yeniden bir arada yaşama kültürüne” dönüştür ve kurtul…
Avrupalı devletler bu iki mecburiyetten birini yapmak zorundadır: Ya göç almayıp nesiller kesilecek ve bitecekler ya da göç alacaklar ve dönüşümle yeni bir anlayışı başlatacaklar, bu yapıya alışıp, hatta tahammül edip varlıklarını devam ettirecekler.
1923’lerde Yunan’ın nüfusu 7,2 milyon kadardı. Aynı yıllarda yeni bağımsız olan Türkiye’mizin nüfusu 11 milyon civarında idi. Bugün Yunanistan’ın nüfusu 10,5 milyon, Türkiye’nin nüfusu 84 milyon… Türkiye sürekli doğurdu da Yunan kısır mı kaldı, tabii ki hayır. O günlerden sonra Türkiye’nin dışında baskı gören Türkler veya Türklere yakınlık duyan başka halklar kapılarımıza dayandı. Ülkemizi baba olarak gören ve bize sığınan bu göçmenlere Türkiye kapılarını açtı. Ayrım yapmadan sığınanı aldı ve kendi vatandaşı haline getirdi. Her biri de ülkemize artı değer kattı.
Göçmen meselesi tarih boyu hep vardır. Zaten olmasa idi, insanlık tek bir bölgede üst üstüne izdiham şeklinde yaşar olurdu. Göç etmek aynı zamanda dünya nüfusunun dengelenmesi demektir. Bu işin tarihi boyutları ve ibret alacağımız tarafları o kadar çok ki…
Bilmek gerekiyor ki: Hep onlar çile çekecek, hep onlar göç edecek sen hep bahtiyar olacaksın, değildir yaşam. İnsan keskin bıçağın ucunda yürür gibidir. Bir anda her şey birbirine karışır tüm varlıklar yok olur, en zengin en fakir duruma düşebilir.
Oğuz boylarının göç hikayesinin anlatılması amacıyla çekimlerine Türkmenistan'da başlanan, "Orta Asya'dan Anadolu'ya Oğuz Boyları" belgeselinin bazı bölümleri de Trabzon'un Şalpazarı ilçesinde çekiliyor.
Çok, “ah” aldınız çok…Ne yaparsanız yapın bu kadar zulmünüzün ardından mümkün değil kaderden kaçamayacaksınız… Bu gidişle görünüyor ki sonunuz Roma İmparatorluğundan da kötü olacak…
Akdeniz’de göçmenler batırılıyor, öldürülüyor, çocuklar katlediliyor… Tüm dünyanın gözü önünde zavallı göçmenler göz göre göre derin sulara gark ediliyor… Binlerce insan çoluk- çocuk umutlarıyla Akdeniz’e gömülüyor… Vatanlarından yuvalarından koparılıyor… İşte bu insanlar bu çaresizliği yaşarken hem Akdeniz’de hem de tam Papa’nın gözünün önünde bu zulümler yaşanırken Papa gözlerini yumuyor, kulaklarını kapatıyor, bu acı çığlıkları ne duyuyor ne de işitiyor… Sizce bu Papa sadece bu yüzden kovulmayı hak etmiyor mu?..
Yakın çevremizle yaptığımız sohbetler sonrası birkaç kişi “bu konuştuklarımızı yazsana” gibi bir tavsiyede bulundu. Ben de bu tavsiyeye uymaya, bazı sorunlarımızı konuştuğumuz bu konularda birkaç satır karalamaya karar verdim. Bu konulardan en çok konuştuklarımızdan biri, belki de bu kadar insanımızın göçmesine sebep olan tarım ve hayvancılığımızdaki verimsizlik.
Fayda/maliyet analizi yapılmadan dağa taşa fındık dikildi. Hasat zamanı gelince toplandı, fiyat neyse satıldı. Kimseye yetmedi parası. Göç devam etti.
Göç, bu coğrafyanın kaderi. İnsan toplulukları asırlardır savaş ve ekonomik zorluklar başta olmak üzere muhtelif sebeplerden ötürü coğrafyanın bir tarafından bir tarafına göç ediyorlar. Bunların bazıları göç ettikleri yerden bir süre sonra başka yerlere... Bazı yerler göç vermiş, bazı yerler göç almış. Vermeye ve almaya da devam ediyorlar.
Ünlü sanatçı Ferhat Göçer'in, sosyal medyada paylaştığı video olay oldu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Gaziantep'te katıldığı ‘Göçün Ülkeye Etkileri’ konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre Türkiye’deki mültecilerin yüzde 80’inin ülkelerine geri dönmeyeceğini söyledi.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü illerde kaç Suriyeli’nin yaşadığını açıkladı.
Romanya’dan Türkiye’ye göç eden ve yaşadığı Giresun’un Güce ilçesinde 1996 yılında hayatını kaybeden Lorenzo adlı Rumen vatandaşın mezarının olduğu alanda HES yapılma kararı alınınca, Güce Belediyesi tarafından Lorenzo’un mezarı belediyeye ait başka bir alana nakledildi.
Uzungöl’de sezon öncesi yapılan son turizm toplantısında konuşan Bakan Soylu,“Trabzon bir destinasyon merkezidir. Yayla evleri ile ilgili sabredin dedik. Birbiriyle bağlantılı projeler gerçekleştireceğiz. İki yıl sabredin, iki yıl sonra kaçak göçek olmayan binalar yapacağız. Bunu hazırlamakla mükellef olan biziz. İster kendiniz kalırsınız, ister pansiyon yaparsınız. Otantik mimarimize uygun binalar yapalım. Altın yumurtlayan tavuğu kendimiz kesmeyelim. Meseleleri takip edeceğim.” mesajı verdi.
Doğu Karadeniz'den İstanbul ve Ankara'ya göç kadar yine bu illerden Karadeniz’e yapılan göç dikkat çekiyor. İstanbul, Ankara ve Bursa’dan yaklaşık 50 bin kişi geçtiğimiz yıl Doğu Karadeniz illerindeki memleketlerine göç etti.
Türkiye’de 50 il göç verirken, 31 il ise göç aldı. Türkiye’de en fazla göç veren il Diyarbakır, göç alan ise Ankara oldu. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde en fazla göç veren il ise Trabzon oldu.