Karadeniz Manşet
Karadeniz Manşet
KÖŞE YAZISI

Nesillerin seyri üzerine

Ali Kandemir Ali Kandemir Yazarın tüm yazıları
01-07-2019 17:42 2 dk okuma 1.616
Paylaş:

Geçen hafta bir dost ile sohbet ederken bir tecrübeli arkadaşından şu cümleleri duyduğunu söyledi. “Anadolu’da bundan kırk yıl önce bir kasaba kahvesinde karşılaştığımız kişilere mesleklerini sorduğumuzda çiftçi, kasap, bakkal, işçi gibi cevaplar alırdık. Yine aynı kişilere çocuklarının ne iş yaptığını sorsaydık cevapları bazı istisnaları kenara bıraktığımızda öğretmen, doktor, avukat gibi babalarından farklı eğitim gerektiren meslekler olduğunu görürdük. Günümüzde bu öğretmenlerin, doktorların ve avukatların çocuklarının ne yaptığına baktığımızda üniversite bitirmiş, mastır veya doktorasını tamamlamış iş aradıkları gerçeği ile yüzleşiriz”.

Nesiller arsındaki bu değişime baktığımızda biraz düşünmek gerek. Kırk yıl önceki kuşak koşullar iptidai olsa da iş sahibi, ikinci kuşak almış başını yürümüş, üçüncü kuşağın dünyada söz sahibi olması beklenirken önemli bir kısmının ebeveynine bağımlı, hem kendileri hem ülkeleri açısından geleceğe dair katkılarının yetersiz olduğu bir konumdayız. İlk iki kuşak için ülke ihtiyacı ve imkanlarının insanların çalışmalarını desteklediğini söyleyebiliriz. Son kuşak için bu olasılığın düştüğünü görüyoruz. Hem de eğitimli olmalarına rağmen. Başka bir ifade ile eğitimin artması ile eğitimlinin istihdamı arasında doğrusal bir ilişki bulunmamaktadır ülkemizde. TÜİK verilerine bakıldığında da bu durum hemen göze çarpmaktadır. Ülkemizde eğitim seviyesi düştükçe istihdama katılanların sayısının eğitimlilere göre daha yüksek olduğu görülecektir.  

Günümüzün eğitimli kuşağının işsizlik problemi ile yüz yüze kalmasının temelinde yatan nedenlere ait birkaç örnek vermekle yetineceğim.

-Eğitim kurumlarında öğrettiklerimizin önemli bir kısmının gereksiz olması,

-Bu yazıda sözünü ettiğim ikinci kuşağın çocuklarını geleceği olmasa da toplum nazarında prestijli olduğu düşünülen alanlarda eğitim almaya zorlamaları,

-Gençlerin ailelerinin sağladığı imkanlar nedeni ile daha rahat koşullarda bir yaşam sürme isteği,

-İnsanımızın her şeyi kamudan bekleme alışkanlığı,

-Üniversitelerden mezun ettiklerimizin yeterliliklerinin sorgulanmaması,

-Eğitimli bireylerimizin çok azının  yurt dışında çalışma yeterliliğine sahip olması,

-Kamuda liyakatli olanların öncelendiği bir istihdam politikasının yerleşik olmaması,

-Dünyanın aradığı standartlarda ürün geliştirecek kamu ve özel müteşebbis  yapıların azlığı,

-Ülke ihtiyaçlarının karşılanmasında eğitimli insanımızı iş gücüne katamamamız, bunun sonucunda birçok ihtiyacın dış alıma dayanması,

-Ar-Ge faaliyetlerine dayalı yeni çalışma yöntemleri ve meslek alanlarını yaygınlaştırmayı başaramamış olmamız,

-İnsanımızın sabırsızlığı,

-Toplum olarak bilim ve teknolojide dünyanın geldiği aşamanın farkında olmayışımız ve bilime olan inancın yetersizliği.

Eğitim seviyesi arttıkça nesilden nesile insanımızın hem ülke için hem de dünyada etkinliğinin artması beklenirken durumun böyle olmadığını görüyoruz. Her şeyimizi israf edebiliriz fakat insanımız hariç. Diğer israf edilenleri dünyadan telafi edebiliriz fakat bu toprakların şekillendirdiği ruhu özünde barındıran, bizi biz yapan özelliklerimizi genlerinde taşıyan çocuklarımızın israfını telafi edemeyiz. Bunun üzerinde düşünmek ve bir daha düşünmek gerek.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Karadeniz Manşet yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Ali Kandemir — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.