Giresun Federasyonu rekor katılım bekliyor
Giresun Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu yaklaşan Giresun Günleri etkinliği hakkında Giresun Medya Platformu üyeleriyle bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı yaptı.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Giresun Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu yaklaşan Giresun Günleri etkinliği hakkında Giresun Medya Platformu üyeleriyle bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı yaptı.
Nereden bakılırsa bakılsın bir toplumda bilimsel temelli eğitim-öğretim ve araştırma-geliştirme anlayışı her şeyin önünde gelir. Bu anlayışta harcanan kaynak bir toplum için yapılan en değerli yatırımdır. Bilim ve kurumlarının kıyısından, köşesinden üstünkörü tutmak, bilimin değerini azaltır, onun topluma olan katkısını düşürür ve zaman içinde gerekliliğine ve önemine olan inanç ortadan kalkar.
Afganistan: İmparatorluklar mezarlığı… Persler, Sasaniler, Akhunlar, Sakalar, Göktürkler, Karahanlılar, Gazneliler, Cengizhan ve Timur İmparatorlukları ve Selçuklu en bilinenler, daha nice devletler, toplumlar bu bölgede kuruldu, hükümran oldu sonra da yok oldu gitti…
Psikolojinin ifadesiyle stres, fizik ilminin tarifi ile basınç veya tazyik varlıkların çalışmasını ve davranışını normalden saptırır. Varlıkların diyorum çünkü stres canlılar kadar cansızları da etkiler. Örnek olarak hepinizin bildiği gibi suyun kaynama noktası deniz kenarındaki hava stresinin altında başka, yükseklerde başkadır.
Bir parçası olduğumuz ve ihtiyaçlarımız bakımından ona zorunlu olarak bağlandığımız “doğayı” insanlık olarak epeyce hırpaladık ve hırpalamaya devam ediyoruz. Bu genel kanıyı tüm toplumlar için söyleyebiliriz
Ülkemizde eğitimlilerin işsizliğinin kanaatimce en önemli nedeni, toplumsal anlayışımızdan kaynaklı eğitimlilere yüklediğimiz misyondur. Toplum, üzerine hayvan pisliği bulaşmış veterineri, inşaat harcı bulaşmış inşaat mühendisini, öğrenciyle arkadaş olmuş veya dağların ardında öğretmenlik yapmaya hevesli bir öğretmeni, buğdayın kılçığı elbisesine bulaşmış ve güneş altında kavruk ciltli ziraat mühendisini, elbisesi kirlenmiş bir memuru, ayakkabısını taş kesmiş bir jeoloğu, önlüğünü asidin yaktığı bir kimyageri, eline yağ bulaşmış makine, kömürün karası yüzüne çıkmış maden mühendisini istemiyor.
TAKADEMİ (Trabzon Sivil Toplum Kuruluşları Akademisi) pandemi nedeniyle bir süredir devam eden sessizliğini bozdu ve bir basın açıklaması yayınlayarak önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi.
Trabzonsporlular da dâhil bütün toplum bir “matrix”in içindedir. Trabzonspor da bu matrixin içinde bir başka labirentin içindedir. Camia o labirentin bir yerlerinde çok değerli ve lezzetli bir peynir olduğuna inanmakta, hiç umudunu kesmeden o peyniri aramaktadır. Zaman zaman peynire çok yaklaşmakta, ancak her seferinde bir engel (?) çıkmakta ve bir türlü onu eline geçirememektedir.
Öncelikle uzatmadan şunu söyleyelim ki ilk yapacakları iş: yapmakta oldukları bölgesel savaşları iyice destekleyip kışkırtmak… Tüm dünyayı özellikle küresel değil “bölgesel” savaşlarla yaşanmaz hale getirmek… Toplumları: kaygılı, huzursuz, yarınlar güvensiz, umutsuz hale getirmek…
Kendi ellerimizle sorun çözen değil, soru çözen, bilinmeyenin peşinde koşan değil, bilineni tekrar eden gençler yetiştiriyoruz. Devamında fikir üreten değil, başkasının fikirlerini yayan, teknoloji üreten değil, üretilen teknolojiyi kullanan bir toplum ortaya çıkıyor.
Anlık karar anı yaşatır, yarını şansa bırakır. Anlık karar uzun soluklu mücadelelerde kişiyi ve toplumu yorar, takatini keser ve kaliteyi düşürür. Anlık kararlar emeği yok sayar, liyakati görmezden gelir.
Trajikomedi, çünkü sonuçları hiç de gülünecek gibi değil. İstişâreye toplum olarak belki her şeyden fazla ihtiyacımız var. Tabii gerçek anlamda istişâreye...
Toplum tarafından pek bilinmeyen botanikçiler ülkemizde bitki adına bilinen hemen hemen her bilginin mimarı konumundadırlar. Özellikle arazi çalışmasına dayalı uğraş veren botanikçiler hemen hemen yılın her mevsimi Anadolu’nun uçsuz bucaksız doğasına dağılır, vadi, yamaç, tepe demeden dolaşırlar.
Yazılarımda zaman zaman ifade ettiğim gibi toplumun eğitimi tek başına başında eğitim yazan kurumlarımızın altından kalkacağı bir husus değildir.
Dernekçiliğe ön yargıyla bakan ve onlardan uzak duran kesimleri hepten uzaklaştırmayalım diye dernekleri pamuklara sara sara, kollaya kollaya bugünlere geldik. Hem kendimize, hem derneklere ve hem de dernekçilikten uzak duran ön yargılı kesimlere öyle büyük bir kötülük yaptık ki, bırakın yapıcı eleştiriyi en ağır ve yıkıcı eleştirileri yapsak bundan iyiydi.
Üniversitelerin “memur yetiştirir” anlayışı Osmanlıdan itibaren başlayarak ve bugün toplumda hala geçerliliğini devam ettiren bir kabule dönmüştür. Oysa kamunun ihtiyacı olan elemanların yetiştirilmesi üniversitelerin görevlerinden yalnızca biri. Üniversiteler bilgiyi arayan kurumlardır. Yeni olanın peşinde koşmalıdır. Bu özelliği onu tüm diğer kurumlardan ayırır ve gerçek değeri de buradan gelir.
Nasıl ki siyaset ve bürokrasinin her seviyesindeki kişi ve kurumlar kamuoyu önünde alabildiğine eleştirilebiliyorsa dernekçilik yapanlar da artık buna alışmalıdır. Çünkü acizane yıllar öncesinden öngördüğümüz gibi, sivil toplum kuruluşlarının toplum hayatı içindeki önem ve ağırlıkları giderek artıyor, dernekler toplumun ihtiyaçlarını karşılama konusunda siyaset ve bürokrasinin üzerindeki yükün bir kısmını devralıyorlar.
Geçen yazımızda Trabzon hemşehri derneklerinin siyasetle ilişkilerine bir köşesinden değinmiş, ortada sağlıksız bir durumun olduğunu tespit etmiş ve yazıyı “Bundan sonra özelde siyaset-hemşehri dernekleri genelde de siyaset-STK ilişkileri nasıl olmalıdır?” diye bitirerek cevabı bu yazıya bırakmıştık.
AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Zorluoğlu, İstanbul’da ikamet eden Trabzonlu iş adamları, bürokrat ve sivil toplum kuruluşu mensuplarıyla bir araya geldi.
İstanbul’da Trabzon sivil toplumculuğu, aynı ya da yakın semtte ikamet eden Trabzonluların Trabzon adına kurulmuş derneklere ilgi ve katılım göstermesiyle daha etkili olacaktır.
Nedenlerini bilmeden iyi niyetli uygulamalarımızın dahi zaman zaman sorunları çözemediğini görüyoruz. Sağlık hizmetlerine ulaşım kolaylaştı, hastanelerimizde hizmetin kalitesi arttı. Sürekli yeni sağlık tesisi açılmasına rağmen neden hasta sayısı artıyor? Bu artış gerçek hasta olanları mı yansıtıyor? Yoksa birçoğu sanal hasta mı? Öyle ise bunun nedeni nedir? İnsanımızı bu kadar fazla hastalıkla yüzleştiren sebepler neler olabilir?
Üniversite öğrencilerine hayatlarının en aktif dönemlerinde yaşadıkları kenti ve insanını tanıma fırsatının sağlanması, birbirimizi anlama ve toplumsal barışımıza da önemli katkılar sağlayacaktır. Bu imkan ayrıca kültürlerin yeni kuşaklarca tanınıp, geleceğe aktarımı bakımından da önemli olacaktır. Üniversitelerimizde seçmeli veya zorunlu olarak “şehir kültürü” adlı veya benzer misyona sahip dersler konarak yaygınlaşmalı, mevcutların işlerliği artırılmalıdır.
Kurucu Başkanı Hüseyin Ayaz olan Takademi’den (Trabzon Sivil Toplum Kuruluşları Akademisi) bir basın açıklaması geldi.
Ülkemizde bir bölümde öğrenci doluluk oranları yüksek ise bölüm açık olmalı, düşükse kapatılmalı anlayışı hakim olmaya başlamıştır. Üniversiteler sadece eğitim-öğretim alanları olarak görülmeye başlandığında, üniversitelerin araştırma ve geliştirme ile toplumsal diğer görevleri göz ardı ediliyor demektir.
Merkezi Fatih’te bulunan Of-Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği, derneğin ve vakfın faaliyetleri hakkında bilgilendirme ve değerlendirme amacıyla dernek merkezinde bir kahvaltılı toplantı düzenledi. Toplantıya Fatih Belediye Başkanı Hasan Suver başta olmak üzere İstanbul’da Of ve Hayrat adına faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları başkan ve temsilcileri de katıldı.
STK başkan ve yöneticiliği, başka bir işiniz kalmadığı zaman ilgileneceğiniz bir alan mıdır? STK kurulmuş, kongresini yapmış, siz de delegelerin oylarıyla bir liste dahilinde göreve seçilmişsiniz. Yani size bir görev verilmiş, siz de bu görevi kabul etmişsiniz. Şimdi de bu görevi yapmıyorsunuz. Efendiler, okeye dördüncü aramıyorsunuz, kusura bakmayın.
Bilimin geldiği seviyeden yoksun yöntemlerle ürettiklerimize bırakın dünyayı, kendimiz bile müşteri çıkmayız. Burada en önemli sorumluluk üniversitelere düşmekle birlikte, değişimin toplumdan gelmesi gerekmektedir.
Zor bir coğrafyada, zor bir toplumun içinde yaşıyoruz. Hiçbirimizin işi kolay değil. Bu zorluklarla baş etmenin tek yolu örgütlü toplum haline gelmektir. Yani STK’ları işe yarar hale getirmektir.
Basında zaman zaman ülkemizin ücra köşelerinde çobanlık yapan bir evladımızın üniversite sınavlarındaki başarısından söz ediliyor. Bunun sonunda ise toplumda “her koşulda çocuk istese başarılı olur” algısı oluşarak eğitim sisteminin bütünsellikten uzak yapısı ve zor koşullarda isteyip de başaramamış binlerce çocuğumuz görmezden geliniyor.
TAKADEMİ (Trabzon Sivil Toplum Kuruluşları Akademisi) Trabzon’un Fethini Fatih Cami'inde kutlayarak Fatih Sultan Mehmet Han’ı kabri başında hatim ve dualarla andı.
Türkiye'de siyasi seçimlerin haddinden fazla gergin geçmesi insan ilişkilerine zarar veriyor, toplumun dokularında kalıcı hasarlar bırakıyor. Bu durumu bertaraf etmek için neler yapılmalı?
CHP İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Tahsin Usta, bugün ofisimizi ziyaret etti. İstanbul’da faaliyet gösteren Trabzon ve Karadeniz hemşehri sivil toplum örgütlerinin birçoğunda kurucu başkanlık yapmış olan Tahsin Usta, seçim çalışmaları çerçevesinde Karadeniz Manşet haber sitesi ve Şehr-i TRABZON dergisinin merkez ofisini ziyaret etti.
Eğitim sistemimizde kalite, ülkemizin önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bunca çabaya rağmen istenilen seviye yakalanamamıştır. Çünkü belirlenen ve değerler içeren hedeflerin gençlere, ailelerine ve topluma pratik bir yararı olmamaktadır.
Toplumda ahlâki bir kural aniden ortaya çıkmaz. Tecrübelere göre her an şekillenmeye devam eder. Bunu birey olarak anlayamayız bile. Fakat toplum bilimciler tarafından nereye doğru şekillendiği analiz edilebilir. Kanaatim odur ki; ülkemizde bir davranışın ahlâki olup olmadığı konusunda taban tabana zıt olmak üzere anlayış farklılıkları derinleşmeye başlamıştır.
Kuruluş aşamasında olan Trabzon Dernekleri Konfederasyonu, Nisan ayı olağan toplantısını Üsküdar’daki merkezinde yaptı.
Doğru ölçme ve değerlendirmenin süzgecinden geçmeyen fikirlerimizi uygulamak zaman, kaynak ve emek kaybıdır. Bu kayıplar ardından “bunu biz yapamayız” şeklinde ortaya çıkan toplumsal algı zamanla en büyük engel haline gelir, güvenimizi kaybederiz.
Trabzon Dernekleri Konfederasyonu, yılın 61. Gününü “Dünya Trabzonlular Günü” ilan etti.
Toplumun veya bireyin karşı karşıya bulunduğu veya gelecekte bulunabileceği durumu size “geçmiş” söyleyebilir. Bu bakımdan gerek birey gerekse toplumların hayatında geçmiş olayların nasıl ortaya çıktığı, hangi koşullarda nelere sebep olduklarının bilinmesi gerekir.
İlk bölümü 40 küsûr yıl önce çekilmiş olan, yani bunca yıldır hayatımızın bir parçası olan bu fenomenin bizleri nasıl etkilediği hakkında ne söyleyebiliriz? Çok parçalı bir toplumun nadir ortak paydalarından biri olarak da görebileceğimiz bu film serisi hakkında olumsuz söz söylemek, yararını zararını sorgulamak içimizden gelmiyor, doğru. Fakat bunu artık yapmak zorundayız.
Bir ülkenin etkili eğitim sitemi ülkeyi hem içeride hem de dışarıda kazandırır. Eğitim toplumdaki unvanların ve teste dayalı soruları cevaplamakta ustalaşmış öğrencilerin sayısını artırmak değildir. Bir ülkede, başta her alandaki üretme teknikleri olmak üzere verimliliğini sağlamanın tek yolu her düzeyde etkili bir eğitim sistemidir.
Bir toplumda olgunluk aşamasına ulaşan bilim dallarının fazlalığı, dolayısı ile refah düzeyi bilimi üretenler (bilim insanları), kullananlar (toplum) ve buna aracılık edenlerin (yöneticiler) arasındaki uyuma bağlıdır.
Bir ülkedeki gerçek refahın ülkenin tamamı ile ilgili olduğu gerçeğinden hareketle, eğitim verdiğimiz gençleri eğitim hayatlarının belli dönemlerinde toplumun farklı kesimleri ve yaşam mekanları ile yüz yüze getirmeliyiz. Gençlerimizde başkalarını da anlayabilen empati duygusunu ancak bu koşullarda geliştirebiliriz.
Trabzon’da tribün gruplarını birleştirmek için geçtiğimiz günlerde bir hamle yapıldı. Sonuç? Hüsran, fiyasko, hayal kırıklığı. Ne derseniz deyin. Bu mikro düzeyde bir toplum mühendisliği girişiminden başka bir şey değildi ama onu yapmak için bile biraz sosyoloji, biraz psikoloji bilmek icap eder.
Ortaya çıkan kontenjan açığı sonuçlarına göre, ülkemizde insan kaynağımızın sağlıklı bir şekilde planlanması, gerekli insan gücünün yetiştirilmesi, bilginin toplumda etkisinin hissedilmesi ve nihayetinde yükseköğretim kurumlarının sağlıklı işleyişinin planlanması mümkün görülmemektedir.
Bilgi güç ve bağımsızlık demektir. Bir toplumda bilginin güç haline dönüşmesi istemekle olmaz. Bu ancak bilimin gücüne inanmayı, bilgi üretene saygı göstermeyi gerektirir.
Beceriyi ölçmeden yoksun ve teorik bilgiyi sürekli tekrarlamayı gerektiren TEOG gibi sınav sistemlerinin ihtiyaç duyduğumuz insan kaynağını yetiştiremediğini ve bunun neden olacağı olumsuzluklarla toplumun yakın gelecekte yüzleşmek zorunda olacağını düşünüyorum. Umarım yanılıyorumdur.
Fizik, astronomi, biyoloji, kimya gibi Temel Bilimler bilime dair temel prensipleri, esasları ortaya koyar, Uygulamalı Bilimler ise Temel Bilimlerin ürettiği bilgiyi kullanarak araç-gereçler tasarlar, geliştirir, karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik uygulamalarda bulunur. Uygulamalı Bilimler toplumun üniversite ile temas alanıdır.
STK’lara toplumun ihtiyacı vardır. Ancak günümüzdeki STK anlayış ve uygulaması bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. O halde ya mevcut STK’ları olmaları gereken yerlere getirecek ehil kadrolar gelmeli, olmuyorsa başkaları kurulmalı ve bu misyonu ifa etmelidir.
Bilim ile dini bağdaştırma veya çatıştırma çabası insanlık için ihtiyaç olan hem dine hem de bilime zarar verir. Her ikisinin de toplum için önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, her ikisi arasındaki metodolojik farkları da görmek gerekir.
Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen 16 Nisan Referandumu öncesi AK Parti iktidarının kamu görevlileri eliyle toplum üzerinde baskı kurduğunu iddia etti.