Türkiye ve Türkmenistan Ortak Eğitim Okulu İçin Anlaştı
Türkiye ile Türkmenistan arasında ortak Türkmen-Türk Genel Eğitim Okulu kurulmasına ilişkin mutabakat zaptı, Resmi Gazete’de yayımlanan 9798 sayılı kararla resmen onaylandı.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Türkiye ile Türkmenistan arasında ortak Türkmen-Türk Genel Eğitim Okulu kurulmasına ilişkin mutabakat zaptı, Resmi Gazete’de yayımlanan 9798 sayılı kararla resmen onaylandı.
Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin kendi seralarında yetiştirerek üreticilerle buluşturduğu 600 bini aşkın marul fidesi örtü altı yetiştiricilerine kış aylarında önemli katkılar sağladı. Bu sayede sezon boyunca uygun maliyetle kaliteli ürün elde eden üreticilerin de yüzü güldü. Göreve geldiği günden bu yana nitelikli tarım çalışmalarına büyük önem veren, tarımsal üretim yapan vatandaşlara destek ve eğitim veren programlar uygulayan, üretimi teşvik ederek 34 bin dönümü aşan âtıl tarım arazisini verim ve üretime kazandıran Başkan Güler, Büyükşehir Belediyesi’nin kendi seralarında ürettiği 600 bin adet marul fidesini 2024 yılının son aylarında kış gelmeden üreticilerle buluşturdu. BÜYÜKŞEHİR KENDİ SERASINDA TOHUMDAN FİDE ÜRETİYOR, ÜRETİCİ KAZANIYOR Sebze fidesi yetiştiriciliği için gerekli olan tohum ve malzemelerin alımını yapan Büyükşehir Belediyesi, kendi kurduğu seralarda kendi imkanlarıyla yetiştirdiği fideleri sembolik bir katkı payı alarak üreticilere dağıttı. Böylece hazır almak yerine tohumdan fide yetiştirme uygulamasıyla Büyükşehir Belediyesi bütçesinden bu faaliyet için ödenen tutar yaklaşık 5 kat azalırken üretici içinde ekonomik getirisi yüksek olan bir ürüne dönüştü. “ÜRETİP KAZANÇ SAĞLADIĞIMIZ FİDEMİZDE, ÜRETİM YAPTIĞIMIZ SERAMIZDA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZİN DESTEKLERİYLE OLDU” Ordu’da örtü altı yetiştiriciliği yapan ve Büyükşehir Belediyesinin yetiştirdiği marul fidelerini alarak dikimini yapan üreticiler, desteklerin kendilerini çok memnun ettiğini belirttiler. Altınordu Burhanettin Mahallesinde örtü altı yetiştiriciliği yapan Selim Alptekin, Büyükşehir Belediyesine özel teşekkürde bulundu. Üretimini yaptıkları marul fidelerinin yanı sıra üretim yaptıkları serayı da Büyükşehir Belediyesinin destekleri ile kurduklarını aktaran Alptekin, “Kasım ayında Büyükşehir Belediyemizin dağıttığı marul fidelerini alarak seralarımızda dikimini yaptık. Kış sezonunda 3 binin üzerinde marul üretiyorum. Büyükşehir Belediyesinden aldığımız fideler gerçekten çok kaliteli. Bu ürünün Büyükşehir Belediyesi sayesinde bize olan maliyeti az olurken getirisi güzel oluyor. Bu fideleri ürettiğimiz seramızı da Büyükşehir Belediyemizin katkısı ile kurmuştuk. 2-3 yılda kendisini amorti etti ve kara geçtik. Tüm bu desteklerden dolayı Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederiz” dedi. “AZ MALİYETLE GÜZEL ÜRETİM YAPIYORUZ” Altınordu’nun Boztepe Mahallesinde örtü altı yetiştiriciliği yapan Mahmut Yılmaz ise Büyükşehir Belediyesinden alınan marul fidelerinin verim ve kalite olarak çok daha güzel olduğunu vurguladı. Az maliyetle karlı bir sezon geçirdiklerini aktaran Yılmaz, “Ordu Büyükşehir Belediyemizden fideleri alıp seralarımıza diktik. Sezonda 10 bin adete yakın fide yetiştirip satışını yapıyoruz ve ekmek paramızı kazanıyoruz. Bize verdiği tüm bu destekler dolayısıyla Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
RİDEVA (Rize Dernekler ve Vakıflar Birliği) Üsküdar'da inşaatı devam eden Eğitim Sosyal Kültür Merkezi için kurban keserek tören düzenledi. Törene son derece seçkin bir davetli grubu katıldı.
Nereden bakılırsa bakılsın bir toplumda bilimsel temelli eğitim-öğretim ve araştırma-geliştirme anlayışı her şeyin önünde gelir. Bu anlayışta harcanan kaynak bir toplum için yapılan en değerli yatırımdır. Bilim ve kurumlarının kıyısından, köşesinden üstünkörü tutmak, bilimin değerini azaltır, onun topluma olan katkısını düşürür ve zaman içinde gerekliliğine ve önemine olan inanç ortadan kalkar.
Ülkemizde eğitimlilerin işsizliğinin kanaatimce en önemli nedeni, toplumsal anlayışımızdan kaynaklı eğitimlilere yüklediğimiz misyondur. Toplum, üzerine hayvan pisliği bulaşmış veterineri, inşaat harcı bulaşmış inşaat mühendisini, öğrenciyle arkadaş olmuş veya dağların ardında öğretmenlik yapmaya hevesli bir öğretmeni, buğdayın kılçığı elbisesine bulaşmış ve güneş altında kavruk ciltli ziraat mühendisini, elbisesi kirlenmiş bir memuru, ayakkabısını taş kesmiş bir jeoloğu, önlüğünü asidin yaktığı bir kimyageri, eline yağ bulaşmış makine, kömürün karası yüzüne çıkmış maden mühendisini istemiyor.
Mevcut durumda ortaokullarımız liseye, liselerimiz üniversiteye, üniversitelerimiz Kamu Personeli Giriş Sınavına öğrenci hazırlayan dershanelere dönüşmüştür. Teorik olarak eğitim sistemimizin belirlenmiş güzel hedefleri olmasına karşın, süreç içinde bu hedefler uygulamada buharlaşarak tüm sistem, beceriyi geliştirip ölçemeyen sınav ve sınavlara hazırlık etrafında dönüp dolanıyor.
Mesleğim gereği zaman zaman Anadolu’yu dolaşıyorum. Yol sorduğum bir çobanın, nevale aldığım bir bakkalın, ayranını içtiğim köylülerden bazılarının benden daha yetenekli olabilecek bir cevher taşıdıklarını hemencecik fark edebiliyorum. Değişik nedenlerle eğitim alamadıklarını gördüğümde kendi kendime “neleri heba etmişiz” diye hayıflanıp insanımız ve ülkemiz adına üzülüyorum.
İngilizce dünya üzerindeki en yaygın diller arasında yer almaktadır. Eğitimden sanat dünyasına ve iş dünyasına kadar birçok alanda İngilizcenin hâkim diller arasında olduğu görülebilmektedir.
Kendi ellerimizle sorun çözen değil, soru çözen, bilinmeyenin peşinde koşan değil, bilineni tekrar eden gençler yetiştiriyoruz. Devamında fikir üreten değil, başkasının fikirlerini yayan, teknoloji üreten değil, üretilen teknolojiyi kullanan bir toplum ortaya çıkıyor.
Yazılarımda zaman zaman ifade ettiğim gibi toplumun eğitimi tek başına başında eğitim yazan kurumlarımızın altından kalkacağı bir husus değildir.
Testlerin peşinde yarış atı gibi koşturulan çocuklarımıza eşyaların güvenli olarak nasıl kullanılacağına dönük eğitim veriliyor mu? Kalabalık bir nüfusu barındıran okullarımızın kaçında hemşire görev yapıyor? Okullarda ilk yardım konusunda sertifikalı kaç öğretmen var?
Bir ülkenin geleceği beceri sahibi meraklı bireylere bağlıdır. Eğitim sisteminin temel hedeflerinden birisi de çocuklarımızın yeteneklerin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesidir.
Toplu anlatılar ve eğitim öğretim alanında kullanılmakta olan yazı tahtaları, günümüzde yerini akıllı tahta olan bilgisayarlara bıraktı. Ne kadar bilgisayarlar hayatımızın içine bu kadar fazla girmiş olsa bile yine de beyaz tahtalar halihazırda kullanılmaya devam ediyor.
Tam adı Of Kıyıboyu eğitim, kültür ve yardımlaşma derneği olan Of Kıyıboyu köyü derneği, geçen yıl ilkini gerçekleştirdikleri kan bağışı kampanyasını bu yıl ikinci kez düzenledi.
Ama siz her şeyi en iyi biliyorsunuz… Üstelik bir de o cahilliğinizi çocuklarınıza baskı ile yapıştırmaya çalışıyorsunuz… Bıraksanız, o muhteşem varlıklar olan çocuklarınız kendilerini kurtaracak belki de…
Yazıma başlarken; yeni eğitim-öğretim yılının başta öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz olmak üzere hepimiz için başarı ve huzur içinde geçmesini diliyorum.
Ülkemizde eğitimin artması ile eğitimlinin istihdamı arasında doğrusal bir ilişki bulunmamaktadır. Eğitim seviyesi düştükçe istihdama katılanların sayısının eğitimlilere göre daha yüksek olduğu görülecektir.
1998 yılında İstanbul'da kurulan Alucra Kalkınma ve Eğitim Vakfı tarafından İstanbul Beyoğlu Hasköy Sosyal Tesislerinde düzenlenen iftar Alucralıları bir araya getirdi.
Bir kişinin mezuniyet sonrası mezun olduğu üniversite ile ilişkisi kopmamalıdır. Nasıl ki öğrenimleri boyunca üniversiteleri kendilerine destek olmaya, imkanlar sunmaya, yetişmelerine katkıda bulunmaya çalışmışlarsa mezunların da mezun oldukları üniversitelerin gelişimlerine karşı benzer sorumlulukları vardır.
Ülkemizde bir bölümde öğrenci doluluk oranları yüksek ise bölüm açık olmalı, düşükse kapatılmalı anlayışı hakim olmaya başlamıştır. Üniversiteler sadece eğitim-öğretim alanları olarak görülmeye başlandığında, üniversitelerin araştırma ve geliştirme ile toplumsal diğer görevleri göz ardı ediliyor demektir.
Çayeli Bakır’ın Madenli Belediyesi ve Yeşilay işbirliği ile düzenlediği ‘Teknoloji Bağımlılığı Eğitimi’ gerçekleştirildi.
Basında zaman zaman ülkemizin ücra köşelerinde çobanlık yapan bir evladımızın üniversite sınavlarındaki başarısından söz ediliyor. Bunun sonunda ise toplumda “her koşulda çocuk istese başarılı olur” algısı oluşarak eğitim sisteminin bütünsellikten uzak yapısı ve zor koşullarda isteyip de başaramamış binlerce çocuğumuz görmezden geliniyor.
Kanaatimce ülkemizde eğitimin hedeflerini, buna uygun dersler ve içeriklerini ve öğrenme süreçlerini belirleme konusunda fazlaca eksiğimiz bulunmamaktadır. Temel eksikliğimiz...
Ülkelerin en değerli varlığı eğitilmiş, nitelikli ve idealist insan kaynağıdır. En büyük sorunu ise, bu nitelikleri taşımayan insanların oluşturduğu problemler, sisteme getirmiş olduğu olumsuzluklardır. Ülkelerin ayağına bağ olmadan, onu omuzlarında taşıyacak bireyleri yetiştirmek eğitim kurumlarının temel görevidir.
Her tür fiziki tehlikeden sakındığımız çocuklarımız, bize karşı özgür ve yer yer de sorumsuzca davranışlar sergilerken, başkalarının ürettiği sanal ortamların ve bu teknolojiyi üretenlerin tutsağı haline gelmektedir. Çocuklarımızı sanal dünyaya tutsak eden şey sanal dünyanın eğitim ortamlarından daha ilgi çekici olmasından başka bir şey değildir.
Eğitim sistemimizde kalite, ülkemizin önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bunca çabaya rağmen istenilen seviye yakalanamamıştır. Çünkü belirlenen ve değerler içeren hedeflerin gençlere, ailelerine ve topluma pratik bir yararı olmamaktadır.
Sistemik sorunların çözümlerini öncelemeden eğitime dair bütün sorumluluğu öğretmenlerimize yüklemek doğru bir yaklaşım olamaz. Öğretmen yetiştirme süreçlerinde öğretmenlerimize ne verdik ki ne istiyoruz?
Efsane kadro diye adlandırdığımız ilk kadronun çoğunluğunu Trabzon’da yetişmiş gençler oluşturuyordu. Bu ağabeylerimiz Trabzonspor’un resmi altyapısından çıkmamışlardı ama hepsi Trabzon’da faaliyet gösteren amatör takımlarda futbola başlamış, futbol eğitim ve kültürlerini oralarda almış, sonradan Türkiye’nin başka takımlarına transfer olmuşlardı.
2010 yılında İngiltere’ye gittiğimde birkaç aylığına da olsa oğlumu ilkokula gönderme fırsatım oldu. Okullarındaki öğrenme ortamları ve ödevleri bizimkilere benzemiyor.
Of İlçesi Kıyıboyu Köyü Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren’in konuşmacı olarak katıldığı “Cinsel istismar ve çocuk eğitimi” konulu bir seminer düzenledi.
Milli Eğitime ilişkin amaçlara dikkat ettiğinizde öğrencileri sınavlara hazırlamak, sistemi bunun üzerine kurmak şeklinde bir amacın öne çıktığını göremeyiz. Fakat yazılanların başka uygulamanın başka olduğu bir yapı ile karşı karşıyayız.
Yaklaşık beş yıl önce tanıştığım ve başka bir üniversitede temel bilimlere ilişkin sağlık alanında doktora eğitimine devam eden ilgili, heyecanlı, saygılı ve işini çok seven bir genç asistan arkadaşla geçen hafta tesadüfen yine karşılaştık. Tez ve ileride kendini yetiştirmek istediği konunun seçimi ile ilgili tereddütlerinin olduğunu söyledi. İşin başında olduğunu belirterek, akademik yaşantısı boyunca kendisine yardımcı olabilecek bazı tavsiyelerde bulunmamı istedi. Kendisine bulunduğum tavsiyelerimi özetleyerek sizlerle paylaşmak istedim.
Bir ülkenin etkili eğitim sitemi ülkeyi hem içeride hem de dışarıda kazandırır. Eğitim toplumdaki unvanların ve teste dayalı soruları cevaplamakta ustalaşmış öğrencilerin sayısını artırmak değildir. Bir ülkede, başta her alandaki üretme teknikleri olmak üzere verimliliğini sağlamanın tek yolu her düzeyde etkili bir eğitim sistemidir.
Zaman zaman öğretmen ve bilim insanı adaylarımızı iyi seçemediğimiz ve yetiştiremediğimiz yönünde serzenişlerle karşılaşıyoruz. Bu konudaki eleştiriler büyük oranda haklı olmakla birlikte eğitim ve bilim konusunda istenilen seviyede olmadığımızın sorumluluklarını tamamen öğretmenler ve akademisyenlere yüklemek haksızlık olur kanaatindeyim.
Bir ülkedeki gerçek refahın ülkenin tamamı ile ilgili olduğu gerçeğinden hareketle, eğitim verdiğimiz gençleri eğitim hayatlarının belli dönemlerinde toplumun farklı kesimleri ve yaşam mekanları ile yüz yüze getirmeliyiz. Gençlerimizde başkalarını da anlayabilen empati duygusunu ancak bu koşullarda geliştirebiliriz.
Ülkemizde örgün eğitime ayrılan kaynağın her geçen yıl artmasına karşın okullarımızda beceri ve yetkinlik kazandıramadığımız öğrenci yelpazenin genişliyor olması eğitime önem verdiğimiz söylemi ile tezat teşkil etmekte.
Harvard’dan Howard Gardner ve Washington’dan Katie Davis adlı eğitim uzmanları belli bir teknolojik inovasyon dönemi içinde şekillenmiş nesilleri “kuşak” olarak adlandırmakta ve günümüzde dijital uygulamalarla (aplikasyonlar) dünyayı algılayan ve buna göre davranış sergileyen nesli APP Kuşağı olarak adlandırmaktadır.
Eğitimi sadece belli kalıplarda hazırlanan kitapları zihinlere yüklemeye çalışmak, derslik ve bina sayılarını artırmak ve sınavlardan ibaret olarak görmemeliyiz.
Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını dilerken başka bir temennimi de dile getirmek isterim. O da; yeni dönemin, geçmişte olduğu gibi “kitaplardaki bilgilerin öğrencilere aktarılması, öğrencilere yoğun olarak test çözdürülmesi“olarak algılanmamasıdır.
Nasıl ehliyet için başvurularda, önde giden aracı görsünler diye göz muayenesi isteniyorsa, doğayı kullanan yatırımcılarımızın ve talep edenlerin de önlerine çıkan nadide bitki ve hayvan çeşitlerini görsünler diye çevre konusunda eğitilmelidir.
İstanbul'da faaliyet gösteren Rize Dernekler Federasyonu İstanbul'da eğitim gören Rizeli ihtiyaç sahibi üniversite talebelerine barınma konusunda destek olmaya bu yıl da devam edecek.
Eğitim, insanın yeteneklerini ortaya çıkaran ve gelişmesine katkıda bulunan en önemli unsurların başında gelmektedir. Eğitim sadece bireyin akademik gelişimini sağlamaz, aynı zamanda birçok sosyal davranışın kazandırılmasında da son derece önemlidir.
Bunca çabamıza rağmen, öğrencilerimizin veya vatandaşlarımızın öğrenmeye karşı istediğimiz düzeyde istek duymamalarının en önemli nedenlerinden birisi de, öğrenmenin hayatlarında meydana getirebileceği olumlu katkılara ikna olmamış olmalarıdır.
Bir konuda karşılaşılan sorunlara çözümünü bulmada, her zaman dışarıdan bir göze ihtiyaç vardır. Çünkü insan doğası gereği kendi oluşturduğu sistemin eleştirilmesini sahiplenme duygusu ile istemez. Hal böyle olunca sistemin aksayan ve iyileştirilmesine ihtiyaç duyulan yönleri görülemez.
Ağaoğlu Derneği (İbrahimağaoğlu Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği) Ümraniye’de dernek merkezinde düzenlenen açılış töreniyle faaliyetine başladı.
Eğitim sisteminin bireylere, özellikle de çocuk ve gençlerimize neleri kazandırması gerektiği sorusu açık uçlu olup, bu konuda sayfalarca yazmak gerekebilir.
Trabzonlu kadınlar Halk Eğitim Merkezi bünyesinde ahşaptan oyuncak, kemençe ve hediyelik eşya yapmayı öğreniyor.
Trabzon'da bulunan Afgan sığınmacılar dokudukları kilimlerle kendi kültürlerini yaşıyorlar. Dokudukları bir kilimi Trabzonspor'a hediye edeceklerini söylediler.
Farklı alanlarda eğitim gören dört kız kardeş Trabzon fındığına yatırım yaptı.
Trabzon Milli Eğitim Müdürlüğü, Trabzon'daki okul, öğrenci, öğretmen ve derslik sayılarını açıkladı.