Şehir insanı yer...

İbrahim Hakkı Gündoğdu

29-05-2016 16:07

Alınmamalı şehrin bedduası... Çünkü onun tavrı hiçbir şeye benzemez. Şehrin ruhu ile yaşayanların ruhu birbirine ters düşerse şehir altüst olur. O yüzden dokuz katlı nicesini biliriz ki Gayya kuyusu gibidir. Tarihin Truva’sı ah!.

Şehir, dünkü tüm değer ve ruhların, hal anında ve gelecekteki tüm değer ve ruhlarla buluşma halidir. Eğer “hal” bu görevini menfaatsiz, samimi bir gönülle yaparsa şehir yarınlara gönül rahatlığıyla yürür.

Şehir, zaman, mekân ve insan gelişiminin iç içeliği olarak değerlendirilirken, işlevselliklerinin sebep sonuçları ve kuranın ve kurduranın niyetlerinin örtüşmesi olarak da ele almalıdır.

Ayrıca şehri, ruhların tezahürü olarak değerlendirmek de bir vicdan rahatlatması yapacaktır. Bu üçünü yan yana koyup çarpım tablosu gibi yeniden irdelemek belki gelecek zamanları yönlendirmenin de bir vesilesi olabilecektir. Böylece şehir “üç çarpı üç” inceleme boyutuyla ele alınırsa daha sağlıklı bir sonuca varılabilir.

Şehri insan kurar... Kurar kurmasına da, ruhu Tanrı’dan gelir. Veya kuranların, yaşayanların, yaşatanların hatta uğrayanların ruhlarının toplamı olur şehrin kendisi.

Yolgeçen hanı değildir tabii şehir. Kucaklayan, kabullenen, saran sarmalayan, beğenmese kusandır. Handa kalanın da bir hayali, bir talebi vardır.

Ad kavminin de şehri vardı, Lut kavminin de… Semut kavminin şehri bir o kadar da muhkemdi ayrıca.

Yetmiyor öyle alengirli ve gösterişli olması.

Parayı ilk bulan Lidyalılar olmuştu. Parayı bulmuşlardı bu hiç de kolay bir şey değil. Olağanüstü bir güç sarmıştı onları. Hatta paralı askerlerinin ihtişamı dillere destandı o zaman. Doğudan Persler gelmişti. (Çapulcu gibi gelmişlerdi belki, ama…) bir gelip, pir gelmişlerdi. Böyle yıktılar ve yok ettiler dünyanın en zengin milletini.

Bu hayran bırakan bir gücün yıkılışı değildi, bir kendini beğenmişliğin, bir anlamsız gururun yerle bir oluşuydu. Sard şehri tarumar olmuş, harabeye dönmüştü. Bir şehir böylesi yıkılırken hiç kendi halinden memnun olur mu?. Olur ya diyesi geliyor insanın!. Olur ya!.

Çünkü bugüne kadar insanlığa yakışır hiçbir eser yıkılmamıştır bu dünyada.

Şehir bu, onun bir toplum ruhu, bir de toplam ruhu vardır. O, kendini bilmeyenlere o toplamıyla haddini bildirir. Bir elle bildirir, bin elle bildirir... Ama bildirir…

Bugün paranın ilk sahibi Lidyalılardan, o ihtişamlarından geriye bir tek iz kalmıştır: para!. 

Nuh bir gemi yapmış da şehirden kaçmışsa bu hiç de sebepsiz değildir. Burada şehir insanları yemektedir değil, insanlar şehri yemektedir. Böyle anlarda insanlar kendi kendilerini de yemektedir. Hatta, dünü, hali ve yarını da yemektedir.

Her birimiz iyi biliriz ki hiçbir zaman “alın teri heba olmaz.” Peki bir şehir yerle yeksan oluyorsa o zaman bu hal bu söze tezat düşmüyor mu?. Hayır, düşmüyor!. Düşmüyor çünkü: o anki alın terinde hak, hukuk, adalet, iyilik, hoşgörü, samimiyet, vefa, fedakârlık kalmamış oluyor.

Yani her şeyin anlamsızlaştığı bir an yaşanıyor. Yaşananlar bir bela kabının içerisinde sadece kaosun ve egonun ilahına secde ediyor. Gerçek, en açık ve alenen görünmesine rağmen tereddütsüz reddediliyor. Gerçek kendini yine gösteriyor. Yine reddediliyor. Yine gösteriyor, yine reddediliyor.

Bu belki onlarca an tekrar ediliyor. Duygu, göz, yorum, bakış, hak yani insanlık kalmıyor. Her şey anlamsızlığın en katmerlisini yaşıyor. Orada ip kopuyor. İp üretimdir. İnsan ürünüdür. İnsanlığın olmadığı yerde olmamalıdır. İşte o yüzden ip kopuyor.

Kazılar yapıyoruz bugün, şehrin ruhunu hesaba katmadan. “Oooovvv,” diyoruz, “Yav burada dokuz şehir kalıntısı var,” diyoruz. Truva öyle değil mi?. Öyle diyoruz işte. Alişar da sekiz, Alacahöyük’de yedi... Ve diğerlerinde... Ne olmuş ki bunlara dokuz şehir üst üste kurulmuş. Şu anlama gelmiyor mu bu: Bir şehir kuruluyor ilk... İnsanlar yiyor, içiyor güzelce yaşıyor. Sonra o şehri yiyip içmeye başlıyor o insanlar. Şehir bir sabrediyor, iki sabrediyor, olmuyor. Bir uyarıyor, iki uyarıyor sonra, o halk şehri yiyip bitiriyor. Bitmiştir artık şehir de, insanlık da... Öyle zamanlardır ki mutlak felaket beklenir. Ya, bir düşman gelir vahşi ve barbar, ya deprem gelir kavi ve acımasız. İnsanlar yok olur ve şehir ölür. Şehrin ölümü şehrin kurtuluşudur burada.

Bazı şehirler vardır ki iyice ketumdur. Tarihin derinliklerine doğru kaç kat olduğunu, ne kadar toplumdan intikam alıp onları heba ettiğini göstermez, hatta gizler. Nemrut’un şehri böyledir mesela. Firavunların şehirleri... İstanbul niçin böyledir, Roma niçin böyledir, bunlar hiç bilinmez. O zalim diktatörler Neronlar ve Sezarlar  hem insana zulmetti hem şehre, o yüzden midir acaba?. Yahut mazlumların terk edişi ile şehir de kendi kendini terk mi etti?. Belli ki bu soruların cevabı dünya durdukça verilemeyecektir.

Sonra şehir pusuya yatar. Dün, bugün, yarın fark etmez intikamını alır.

O kütüphaneler ülkesi, o kadim şehir Bağdat yerle bir olmuşsa… Zirvelerde hep kartal yuvası gibi duran Kabil şu anda perişansa… Kutsal Kudüs bir girdabın içinde ise… Gizem dolu kadim Kahire çile çekiyorsa… Pekin teknoloji çağında köle üretiyorsa onlarda dünden gelen bir yanlışın intikamı var demektir.

Şehir sabır küpüdür ayrıca, hemen intikam almaz. Hatta,“yıkılmayayım şu insanların başına, mazlumlar da var içimde,” diye belki de Tanrı’ya yalvarır bile. Lakin sabır bir değil, iki değil, üç değildir ki. İnsandır güzele layık olan, çıkılmışsa insanlıktan layık olan alınmalıdır onun elinden. Alınır da…

‘Bugün teknoloji var. Kavi ve çok sağlam şehirler kurulur. Artık yerle yeksan olmaz hiçbir şey.’ Böyle söyleyenler yanıldıklarını anladı. Bunu yaşayan her düşünen beyin gördü. Bir fırtınayla, bir heyelanla, bir tsunamiyle şehirler yerle yeksan oluyorsa böyle içi boş hamasi böbürlenmek anlamsızlaşıyor demektir.

 

Maddenin kölesi olup da çok sağlam şehirler kurmak hiçbir toplumu kurtaramamıştır, kurtaramayacaktır da... Şehrin geçmiş ve gelecek ruhunu hesaba katmadan ilmi ukalalaştırarak yapılmış ne varsa her biri insanlığa felaket getirmiştir. Biz tanklar, tüfekler gibi şehirler biliriz bu yüzden. Öyle nicesi bugünlere gelememiş, yok olmuştur!. O kendini beğenmiş bilim: aşkı, gönlü ve manayı yanına yaklaştırmazsa 9,9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı gökdelen yapsa da, 10,1 büyüklüğündekinin harabesiyle son bulur.

Kadim şehir hak ister, adalet ister, vefalı insan ister, gönül ister, paylaşım ister, bunların değerini bildikten sonra bilimi de yanına alırsa işte o zaman ebedileşir.

Nemrut’u, Fravun’u olmayan mütevazi, mahçup, kendi küçük ama aşk dolu gönlü büyük nice şehirler vardır tarihin derinliklerinden bugüne yıkılmadan gelmişlerdir. İyice araştırılırsa bunlar yıldızlar gibi görülür.

Dileğimiz: nice şehir yıldızlar gibi görünsün. 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI İsrail'de Akıllı Adam Yok Mu? 01-01-1970 03:00 Sumud Bin Umut 01-01-1970 03:00 Teklifim Var, Ah Şu Öğretim- Eğitim 01-01-1970 03:00 Buradan 3. Dünya Savaşı Çıkaramazlar 01-01-1970 03:00 İsrail, İran'ın Yanlışlarıyla Büyüyor 01-01-1970 03:00 Amerika- israil Saldırısı, Çin Ve Dünyanın Gidişatı 01-01-1970 03:00 Amerika, Çin ve Türkler 01-01-1970 03:00 Artık Türkler "Ben de Varım" Diyor 01-01-1970 03:00 Rusya Hep Batı'nın Oyununa Geldi 01-01-1970 03:00 Emperyalistler Hep Ortadoğu’da 01-01-1970 03:00 İran Saldırısı: Bir Çağdaş Dünya Tiyatrosu Mu? 01-01-1970 03:00 Yahudiler Ne Hale Düştünüz, Farkında mısınız?.. 01-01-1970 03:00 Trump İran'ı Vuramaz, Asıl Türkler Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Sen İflah Olmaz Bir Mahluksun 01-01-1970 03:00 İnsanlık Hayali mi, 3. Dünya Savaşı mı? 01-01-1970 03:00 İran Tarihi Bir Türk Tarihidir... 01-01-1970 03:00 Zalimin Karşısında Türk 01-01-1970 03:00 Emperyalist Zalimler Yeni Oyunlar Peşinde 01-01-1970 03:00 Yıkıntılardan 'Soykırım Anıtı' Yapılsın 01-01-1970 03:00 Köleler Dünyasında Köpeklerin Görevi 01-01-1970 03:00 Türk’ü öldürmek: Türk’ü- ye- lilik 01-01-1970 03:00 Pkk Silah Mı Bıraktı, Eyvah, Çok Dikkatli Olmalıyız Çok! 01-01-1970 03:00 İran-İsrail Savaşı, Ah Senaryolar... 01-01-1970 03:00 Lanetlenmek, Trump ve zafer 01-01-1970 03:00 Moda, taklit, şahsiyet... 01-01-1970 03:00 Zurnacı Trump 01-01-1970 03:00 Almanya harbi geri dönüyor 01-01-1970 03:00 Amerika'da İhtilal 01-01-1970 03:00 Kıyamet Savaşı 01-01-1970 03:00 Gazze Zulmü Bize ne Anlatıyor? 01-01-1970 03:00 Üç nifak devlet 01-01-1970 03:00 Yahudiler, Araplar ve Amerika 01-01-1970 03:00 Yahudileri bir de böyle okuyun 01-01-1970 03:00 Avrupa kurtulmak istiyorsa... 01-01-1970 03:00 On bin paralı asker öldürüldü 01-01-1970 03:00 Ermeni saçmalığı ve intikam yemini 01-01-1970 03:00 44444. Mezar... 01-01-1970 03:00 Deprem ders almak için midir? 01-01-1970 03:00 İş çılgın bir dijital savaşa mı dönüşüyor? 01-01-1970 03:00 Putin Amerikan ajanı mı? 01-01-1970 03:00 Gücümüz dünyaya yetecektir 01-01-1970 03:00 Şu Yunan 01-01-1970 03:00 Irkçılık Batı'nın ipini çeker 01-01-1970 03:00 İnsanlığın ortasına düşen bomba: İnsan 01-01-1970 03:00 Rusya yine oyuna geliyor 01-01-1970 03:00 Rus saldırısının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Rusya'nın yalancık saldırıları 01-01-1970 03:00 Batı’nın Filim Algısı 01-01-1970 03:00 Avrupa ve göçmenler 01-01-1970 03:00 Türkiye, göçmenler ile bugünkü gücüne ulaştı 01-01-1970 03:00 Osmanlı'nın doğudan göç alma gayretleri 01-01-1970 03:00 Göçmen/m deme 01-01-1970 03:00 Küreselcilerin yeni oyunu: Tedarik zincirlerini kırmak 01-01-1970 03:00 Eyvah, Afganistan İslam'ı 01-01-1970 03:00 Ateş Çağı 01-01-1970 03:00 Afganistan: Kilit Taşı 01-01-1970 03:00 Şu Arapları bir de böyle okuyun 01-01-1970 03:00 Avrupa zulmü ve göçmenler 01-01-1970 03:00 Karadeniz'i ateşe vermek 01-01-1970 03:00 Amerika diyemiyor ki 01-01-1970 03:00 Her "anayasa" dendiğinde çok korkuyorum 01-01-1970 03:00 Anayasa ve demokrasi 01-01-1970 03:00 Amerika ve anarşizm 01-01-1970 03:00 İnsan nedir? 01-01-1970 03:00 3. Dünya Savaşı ve Amerika 01-01-1970 03:00 Ölen az, depremi tartışmayalım! 01-01-1970 03:00 Sen ey doyumsuz insan 01-01-1970 03:00 Allah aşkına... 01-01-1970 03:00 Sen halâ sömüremediklerimizden misin!?. 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin altını oymak 01-01-1970 03:00 Dijitalizm: 10 Tanrı’yı kıyamete zorlamak 01-01-1970 03:00 Dijitalizm -9 Küreselcilerin Bölgesel Oyunları 01-01-1970 03:00 Dijitalizm-8: Batı, İki Dünya Savaşını Da Önleyememişti 01-01-1970 03:00 Yılmaz Özdil’in Mehmed’ine Şerh Düşmek 01-01-1970 03:00 Dijitalizm -7 Emperyalistlere Karşı Milli Devletler 01-01-1970 03:00 Dijitalizm-6 Çin Küreselcilere Mahkûm mu? 01-01-1970 03:00 Dijitalizm -5 Milli Devletlerin Terbiye Edilmesi 01-01-1970 03:00 DİJİTALİZM -4 Küreselcilerin “Birlikler Çağını” Bitirme Gayreti 01-01-1970 03:00 Dijitalizm -3 Çin Küresel Sömürünün Neresinde 01-01-1970 03:00 Dijitalizm, Küresel Sömürü Çağı -2 01-01-1970 03:00 Dijital Sömürüye Doğru 01-01-1970 03:00 Korku İmparatorluğu 01-01-1970 03:00 Son Virüs 01-01-1970 03:00 Virüsün Verdiği Dersler 01-01-1970 03:00 Korona Virüs Acizliği Ve Yapay Zekâ 01-01-1970 03:00 Adrese teslim virüs üretilir 01-01-1970 03:00 Sularımızı İçiyorlar, Develeri Öldürelim 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Ve Güüüm!. 01-01-1970 03:00 Kendi çocuklarınızı kendi ellerinizle yok ediyorsunuz 01-01-1970 03:00 TÜRK BAYRAĞINI KURTARMAK veya ÇAĞDAŞ ULUBATLI HASANLARIMIZ 01-01-1970 03:00 Siz şaka mısınız: Ölüm Şakacıları 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı İsterse Çözebilir mi? 01-01-1970 03:00 Ey Amerika! 01-01-1970 03:00 Nato’nun Amerika’sı ve “demokrasi” getirdiği ülkeler 01-01-1970 03:00 Adaletle yönetme zamanı 01-01-1970 03:00 Batılıların Doğu'da ne işleri olur... 01-01-1970 03:00 Batı Kölesi Ermeni Politikası 01-01-1970 03:00 Ben / Biz 01-01-1970 03:00 Şanlı Türk geliyor, tarihe not düşüyorum 01-01-1970 03:00 Kudüs-2: Yahudiler yine Batı'nın oyununa geldi 01-01-1970 03:00 Kudüs-1: Batı İslam Dünyasını kaybederken... 01-01-1970 03:00 Kızılelma... 01-01-1970 03:00 Sınırlar nasıl çizilmeli 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'da kölelerin sayısını artırmak 01-01-1970 03:00 Bu bir bela yazısı (oku/mayın) 01-01-1970 03:00 Bu halk var ya bu halk 01-01-1970 03:00 Adalet dişi mi erkek mi? 01-01-1970 03:00 Tanrı / Allah / Huda / Mevlâ 01-01-1970 03:00 Kutuplarda Müslümanın Orucu 01-01-1970 03:00 Sünni – Alevi ve Biz 01-01-1970 03:00 Ey sen Amerika! 01-01-1970 03:00 Sen ey insanlık! 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin hasımları 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya: Kin ve Nefret 01-01-1970 03:00 Köpek 01-01-1970 03:00 Ey insanlığın umudu, ayağa kalk! 01-01-1970 03:00 Bütün Müslümanlara 01-01-1970 03:00 Obezite / Açlık ve Aşağılık 01-01-1970 03:00 Marshall Yardımı dedikleri... 01-01-1970 03:00 Bizim vatanımız 01-01-1970 03:00 Halkımız çok yalnız 01-01-1970 03:00 Adı çok güzel bir ordu idi 01-01-1970 03:00 Bak evladım 01-01-1970 03:00 Bir Türk nasıl olmalı? 01-01-1970 03:00 Ya adam gibi birlikler oluşturacağız ya da... 01-01-1970 03:00 "Halk"a önem verme dönemi 01-01-1970 03:00 Turan Ordusu geliyor 01-01-1970 03:00 Tapmak 01-01-1970 03:00 Dünyanın en zalim emperyalistleri 01-01-1970 03:00 Darbe girişimi ve hain üreten eğitim 01-01-1970 03:00 Terörizm ve Batı'nın yaptıkları-2 01-01-1970 03:00 Terör ve Siz Ey Batı-1 01-01-1970 03:00 Çağdaş Batı'yı yorumlarken 01-01-1970 03:00 Vahşi Batı 01-01-1970 03:00 AB ve dünyadaki birlikler bataklığı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çağdaş dönemleri 01-01-1970 03:00 Avrupa bizden korkuyor 01-01-1970 03:00 Almanya ve Ermeniler 01-01-1970 03:00 Karmaşizim, teknoloji ve asalakları 01-01-1970 03:00 Hangi Devlet Dini Kullanmıyor? 01-01-1970 03:00 Türkiye'ye sığınmak 01-01-1970 03:00 ALTI BİN YILLIK TARİHİ RET / KİMSENİN GÜCÜ BUNA YETMEZ 01-01-1970 03:00 Ortadoğu Aydını ve Batı'nın Sömürü İlmi 01-01-1970 03:00 Batı'nın Köpekleri 01-01-1970 03:00 İslam Dünyasının Zaafları 01-01-1970 03:00 Panama Belgeleri ve Zenginin: Tek Devlet Dönemi 01-01-1970 03:00 Farklılıkla büyümek / Ötekine tahammül etmek 01-01-1970 03:00 Türkiye yarının adını ne koymalı? 01-01-1970 03:00 Demokrasi çağı ve yapmamız gerekenler 01-01-1970 03:00 Korku tek bizden korkar! 01-01-1970 03:00 Rusya Türk Dünyası'na mecburdur 01-01-1970 03:00 Rusya-Türkiye ve komşuluk kaderi 01-01-1970 03:00 Rusya Ne Yapmak İstiyor? 01-01-1970 03:00 Devlet Bahçeli'yi dinlerken... 01-01-1970 03:00 BÜYÜYEN BOŞLUK - Doğu’nun ve Batı’nın Dayanılmaz Cazibesi 01-01-1970 03:00