Batı’nın “Ortadoğu” ismini verdiği bölge yüz yıl var ki devletler bataklığı…
Burada devletler yok, Batı’nın kuklası devletçikler var.
Batılı emperyalist sömürgeci zalimler Osmanlıyı yıktıktan sonra kendilerine köle olabilecek yapılar oluşturdular. Bunların hiçbiri derinliği olan devletler değildi. Düşünün, Araplar 23 devlet olarak bölgede güya yerini aldı. En büyükleri kabul edilen Mısır bile Batı’nın kuklası olmaktan kurtulamadı.
Batılılar dillerine: Demokrasi, Laiklik, insan hakları, hümanizm, modernite, çağdaşlık, daha nice kavramları doladı ve bunların hepsini sömürüleri için kullandı. Bunu tabii ki tüm dünyada yaptı… Dünyayı acımasızca sömürdüler bunun için katliamlardan bile çekinmediler…
Üstelik de her bir devletçiği paylaşmışlardı:
Arap dünyasında Suriye, Ürdün, Lübnan Fransa’nın payına düşerken diğer tüm Arap devletçikleri İngiliz’in hegemonyasında kalmışlardı. İngilizler Petrol denizine artık hakimdi. Amerika ben de varım diye ortaya çıkınca aralarında paylaşım noktasında ufak tefek dalaşmalar oldu tabii…
Biz, bugünkü İran saldırısını iyi tahlil etmemiz için tüm Ortadoğu’da bir gezinti yapmalıyız:
Batının gayesi zinhar demokrasi, insan hakları değildir. Tamamen sömürmeye odaklanmışlardır. İlim adamlarını bile onun için kullanırlar. Bunu da büyük oranda başarmışlardır.
Yaptıkları basittir: Böl, parçala yönet…
Bunu yaparken ilk önem verdikleri Türklerdir…
Türkler birçok kere dünyaya hâkim olmuş devlet kurma pratikliği sınırsız kudretli bir millet…
Ha, o zaman aman Türklere dikkat…
Bu bir…
Düşünün son yüz yıl boyunca dünyada tek bağımsız Türk devleti Türkiye vardı. O da hiç iddialı değildi. Tam Batı’nın isteklerine uyan boyun eğmiş bir Türkiye… Demokrasi, laiklik, insan hakları, hümanizm ve Batılı olma arzusu gırla gidiyor… Türkiye’dekiler Avrupalı olmak için kendini paralıyor… NATO’ya giriyor… AB’li olmak için müracaat edip 50 yıl o kapıda sabırla bekleyebiliyor…
Tüm bunlara rağmen Batılı dostlarının bir türlü güvenini kazanamıyor. Dünkü komünist ülke Bulgaristan AB’ye alınıyor Türkiye’ye halâ bekle deniyor…
Konuyu iyi anlayabilmek için yine başa döneceğiz:
Yüz yıl önce: “Biz şu Osmanlıyı zor yıktık başımıza Türkleri bir daha belâ etmeyelim” diye proje hazırlıyorlar: “Önce şu Turan köprüsünü yıkalım” diyorlar. “Bakın Türkler halâ çırpınıyor, Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da, Enver Paşa Türkistan’da, Sultan Galiyev Rusya’da devlet kurma mücadelesi veriyor. Eyvah bunlar başardıkları an Turan kurulur ki biz emperyalistler olarak mahvoluruz… Bunlara Turan’ı kurdurmamalıyız.”
Evet, bunu dedikten sonra ilk yaptıkları iş İran’ı dizayn etmek oldu. Peki ne yaptılar? Özellikle İngilizler “Aman Turan kurulmasın” diyerek Turan köprüsünün en önemli ayağı İran Türklerini saf dışı bıraktılar. Biliyorsunuz İran bin yıl gibi uzun zaman dilimi içinde hep Türk yurdu olmuştur. İlk Gazneliler ve Selçuklularla başlayarak, Harzemşahlar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Timur İmparatorluğu, İlhanlılar, Safeviler, Afşarlar, Kaçarlar hepsi Iran coğrafyasında güçlü devletler kurdular. Her biri o bölgedeki halklara iyi davrandılar… Bu halklar arasında Farslılar da vardı. Evet Farslılar imparatorluk kültüründen geliyordu: Persleri ve Sasanileri kurmuşlardı. Ancak Hz. Ömer İran’ı alarak orayı bir İslam ülkesi haline getirdi. Sonra, Emevîler ve Abbasiler İran’ı Araplaştırmak için her yolu denediler. Bu Irkçı tavra Farslılar karşı çıkamadı. Farslılar 300 yıl kadar Arapların baskılı yönetimine maruz kaldılar.
Onları bu baskıdan Türkler kurtardı… Türkleri Farslılar iyi biliyordu… Binlerce yıldır o coğrafyada birlikte yaşıyorlardı çünkü. O yüzden Türklere karşı hiç çıkmadılar. Türk yönetiminde iken bölgede 9 Türk devleti kurulup yıkılmasına rağmen Farslılar biz de fırsattan faydalanıp devlet kuralım demediler. Bunu nereden mi çıkarıyoruz?.. Bu dönem içinde Farslıların Türklere karşı hiç ciddi bir isyanı olmamıştır da ondan.
Sonra mı ne oldu?..
İşte bölgeye sömürgeci Batılılar gelince o anda olan oldu. İran’da tam bin yıl bir huzur vardı o yıkıldı. Arap dünyasında Memluk ve Osmanlı ile tam 700 yıllık huzur vardı o da yıkıldı. Bölge Avrupalıların sömürü alanına dönüştü. Ortadoğu’da iş düpedüz bir bataklığa, bir oyun sahnesine dönmüştü.