CHP 1946’dan bu yana hep doğuruyor ancak bu doğumdan iki kez iyi ürün çıktı.
Birincisi tek partiden çok partiye geçiş sırasında 1946’da CHP’den ayrılan milletvekilleri Demokrat Parti’yi kurdu… Menderes ve arkadaşları CHP’den ayrılmışlardı ve 1950’de ayrıldıkları parti CHP’yi yenerek iktidara gelmişti…
CHP’den ikinci kopuş Güven Partisiyle olmuştu. Genel başkanı Feyzioğlu hiç de uzun soluklu olamadı.
1972’de Ecevit, İnönü’yü istifa ettirmiş koltuğu almıştı. 1980’e kadar genel başkan Ecevit’ti.
80 ihtilalinden sonra liderler hapisten çıkınca Ecevit CHP’nin başına geçmedi, DSP genel başkanı olmayı seçti. Hatta tanınmış hiçbir CHP’liyi partiye dahi almadı. Nedenini sorduklarında, “orada hizip çok” dedi. Ecevit kurduğu parti ile CHP’yi bile aşıp koalisyonla da olsa iktidara gelebildi.
Daha sonraki zamanlarda nice hizipçi CHP’den kopup nice partiler kurdular:
Halkın Yükseliş Partisi
Anadolu Partisi
Yenilik Partisi
Türkiye Değişim Partisi
Memleket Partisi…
CHP de hizip çıkarıp, “CHP’den bir şey olmaz” diyerek ayrılan bu partilerin yöneticileri istisnasız hep geri döndüler…
Yani 1946’dan bu yana CHP’den kopan 8 partiden sadece ikisi: Demokrat Parti ve DSP başarabildi… Onların da şartları çok olağanüstü zamanların oluşumuydu.
Şimdi de yeni bir dönem ve CHP’den koparak kurulacak yeni bir parti var…
Özgür Özel, geri dönüş yollarını tamamen kapatarak Yeni Parti kuracaklarını ilan etti.
Şartlar kimden yana?.. Yüz yılı aşan ömrü ile CHP ana muhalefet tahtını Yeni Partiye kaptırır mı?..
En önemlisi de bölünmüş iki yapı ile genel seçimden nasıl sonuçlar alınabilir?..
CHP, bölünmüş bir parti ve çok kan kaybetmiş bir kurum olarak seçime girecek…
Yeni kurulacak Partinin ise dertleri hiç de az değil: Bir kere “muhtemel genel başkanları” İmamoğlu içeride ve mahkeme devam ediyor… İsnat edilen suçlar ki çok ağır… Ayrıca onu destekleyen öncülerin birçoğu da yine içerde ve yolsuzluklarla suçlanıyorlar…
Özgür Özel, CHP genel başkanı iken işi çok kolaydı. Türkiye’nin en kadim partisi, Atatürk’ün partisi, kurucu parti… Atatürkçü, Laik parti… Nice değerler hazırdı.
Ya şimdi, yeni kurulacak parti genel başkanı olarak şöyle haykıracak: “Biz daha çok Atatürkçüyüz… biz daha Kemalist’iz… Biz daha laikiz, biz daha solcuyuz, biz daha Batıcıyız… Hayır biz daha… falan- filan…
Kılıçdaroğlu: “CHP’yi arındırdım, temizledim,” diyecektir…
Bu hangi anlama gelir: “Partimizi vurguncudan soyguncudan temizledim, arındırdım…”
Bu kez de Özel, “Biz soyguncu değiliz, biz hırsız değiliz” diye kendini savunup durmaya çalışacaktır.
O sırada mahkemeler de devam ediyor olacaktır…
Bizce artık geri dönüşü olmayan bir yolda hem Kılıçdaroğlu’nun hem de Özel’in işleri çok zor…
Belli ki bu bölünmeler en çok da iktidarın işine yarayacaktır…
Eskiden %35 alan iktidara geliyordu. Şimdi ise Başkanlık sistemi ile ancak %51’le iktidara gelinebiliyor… Zaten o yüzden değil midir ki “hiç içlerine sindiremedikleri halde” 6’lı masa ittifakı ile yürümeye çalıştılar. Hatta bazı ülkücüleri belediye başkanı ve milletvekili yaptılar.
Bu girişimler evet oyları yükseltti ancak %51’e varamadı.
Bugün ise hem CHP’nin hem de yeni kurulacak partinin işi daha zor…
Hem kendilerini anlatacaklar hem karşıyı suçlayıp haklılıklarını sunacaklar hem de iktidar ile yarışacaklar…
Bizce: Özgür Özel, daha makul, daha sabırlı, daha birleştirici, daha projeci ve daha kucaklayıcı bir dil ile CHP de yürüyebilseydi sonucu çok daha lehine çevirebilirdi.
Yine bizce Türkiye’nin iç ve dış gündemlerini daha derin, daha iyi ve daha objektif analiz edebilseydi genç bir siyasetçi olarak şansını çok daha artırırdı.
Şimdi ise karşısında bir değil çok tecrübeli iki lider var…
Eğer hesabını daha sonraki dönemlere yapıyorsa eyvallah…