Bir gün evin kapısını tek başına açacaksın.
Boş yere selam vereceksin, selamını kimse almadan.
Bakacaksın boş boş koltuklara duvarlara ;
Gözlerin dolacak,
Pili çoktan bitmiş duvar saatine bakınca …

Bir gün dolapta ne kadar çok tabak biriktiğini fark edeceksin .
Ve evdeki odaların ne kadar fazla olduğunu …
Ve televizyonun; sadece sessizliği bastırmak için açık kaldığını…

Bir gün, artık günlerin bir türlü geçmediğini anlayacaksın.
Zamanında 24 saatin bile yetmediği harıl harıl çalıştığın o günleri hatırlayacaksın .
Şöyle bir-iki dakika dinlenmek için yemyeşil çimenlerde boş boş dolaştığın zamanları hayal edeceksin…
Oyuncakların her tarafta dağınık olduğu ;
Çorapların koltuk kenarlarında ;
Kirli bardakların lavaboda biriktiği akşamları düşüneceksin…

Bir gün kusursuz bir şekilde toplanmış;
Ama bomboş bir evde kalacaksın tek başına.
Ve o eskiyi karmakarışık evin; aslında her köşesinin sevgi dolu hatıralarla dolu olduğunu;
O çocuklarla beraber geçirdiğin, gürültülü, kavgalı, o hakiki hayatı hatırlayacaksın…

Ve defalarca söylediğin o söz takılacak aklına;
“ hele bir büyüseler” dediğin zamanlar…

İşte o gün geldiğinde;
Evet o gün geldiğinde, elinde avucunda ne varsa verip;
Geri dönmek isteyeceksin.
Sadece bir günlüğüne…
Evet bir günlüğüne . 
O karmakarışık evi, kahkahaları, kucaklaşmaları, sarılmaları hayal edeceksin.
Hasret duyguları kat kat kabaracak içinde .

Ama işte o gün geldiğinde her şey bitmiş olacak .
Asıl o gün gömeceksin kendi kendini …