
Biz bu şehri kendi ellerimizle, kısır siyasi çekişmelerle ve hukuki engellemelerle hep birlikte mahvettik.
Öyle anlaşılıyor ki , kolay kolay bir daha ayağa kalkamayacak.
Yukarıdaki video, şu sıralar sosyal medyada fazlaca dolaşıyor.
Yayınlayanların muradı nedir bilmiyorum?
Ama bu şehir için derdi olan, içi yanan, hayıflanan, ah çeken çok kişi olduğunu biliyorum.
Bir hayali olacak insanın…
Bir derdi olcak.
Mesela bizim muhtar Salih Alemdar köy içi yolları asfalt veya betonlamadan sonra sarı çizgilerle böleceğini, tehlikeli ve keskin virajlara refüj monte ederek sağlamlaştıracağını, yürüyüş yolu yapacağını söylüyor. Olur veya olmaz ama adamın bir hayali var. Neyse…
Yıl 2017.
Bestt otel yıkılacak; yerine içinde AVM rezidans ve başka tesisler de olam bir otel yapılacak.
16 dönümlük arsa üzerine yatay mimari olacak şekilde projelerdirilmiş.
25 kat olacak.(35 kat iken düşülmüş)
600 odalı olacak.
Tam 500 kişi istihdam edilecek.
Bu şehrin bu çevrenin insanları iş bulmuş olacak.
Şimdi sıkı durun .
Bu yatırım 100 milyon $’a mal olacak.
Trabzon ilinin en büyük yatırımı olan Akyazı stadının maliyeti değerinde olacak.
Bir hayal gibi…
Bu devasa proje ve onunla birlikte kapalı otopark ve Pazaryeri İnşaatı da, yine bizim bir avukatımızın marifeti neticesi mahkeme kararıyla durduruldu. Yine bu şehrin iki belediye meclis üyesi tarafından red oyu kullanılarak proje aleyhine tavır takınıldı.
Gelin eğri oturup doğru konuşalım.
Otel inşaatının içine aldığı Kahraman Şehidimiz Erdal kurtoğlu parkı -babası Sabri Kurtoğlu hocamdır-vardır ki, yıkılmaması için yine bu şehrin insanları tarafından günlerce eylem yapıldı.
Şunu hemen söylemem lazım ki, bu şehidimize bir değil, 1000 tane otel feda olsun. 1000 oteli bir tek tırnağına değişmem. Ama onun hatırasını yaşatacak çok daha güzel ve anlamlı yeni parklar yeni müzeler yeni kütüphaneler yapılabilirdi.
Otopark ve Pazaryeri projesi için yapılan haksız uygulamalar telafi edilebilir mağduriyetler giderilebilirdi .
Proje sahibi Belediye Başkanlığının yapamadığını ondan sonra göreve gelen Başkanlar ele alıp çözüm yolu arayabilirlerdi.
Bu şehir turizme yönelik bu çalışmadan payını alıp esnaf ve şehir halkı olarak katma değerini yükseltebilirdi.
Şehir güzelleşir zenginleşirdi.
Böyle olmadı tabi.
“ Beşikdüzü’nün geleceğine Arap sermayesi değil, Beşikdüzü halkı karar verecektir” diyerek bir ırkçı sermaye düşmanlığı uğruna bu devasa proje yerle yeksan oldu.
Geriye;
Kurbağaların vakvaklaştığı, lağım çukuru gibi kokan bir arsa;
Yarım yamalak çalışan bir teleferik;
toz, duman ve sidik kokusundan içine zor girilen bir kapalı otopark kaldı.
Şimdi hem yukarıdaki videoya, hem de sekiz yıl önce başlamış olsa şimdi çoktan faaliyete geçmiş olacak projeye yeniden bakın.
Sonra bana dönün ne kadar haksız olduğumu söyleyin.