Aç mı kalacağız yoksa?

İrfan Elbir

14-08-2020 18:43

Bundan tam 34 sene önceydi.. Askerden yeni gelmiş, Trabzon Belediyesinde Emlak Vergi Memuru olarak işe başlamıştım. Her ay mütemadiyen düzenli olarak maaş alan, devletin teminatı altında yaşayacak olan bir devlet memuruydum artık.

Dedem bu haberi duyunca çok sevinmiş, "bu topraklar bizi aç bırakmaz, ama karın da doyurmaz oğlum, çok iyi oldu," diyerek, bu konudaki memnuniyetini dile getirmişti.

Memurluğumun ilk zamanlarıydı. Bana, "hadi bakalım ilk maaşınla bize ne alacaksın, görelim?" demesini beklemeden, birkaç nevale ile köye, yanına gitmiştim. Hoş, sohbetten sonra, bana o en can alıcı soruyu sormuştu?

"İrfan, ne kadar maaş ile işe başladın?"

Bu soru karşısında, hiç öyle yüz güldürecek kadar yüksek olmayan maaşımı nasıl söylesem diye, etrafımda bir tur attım. Sanki ayıpmış gibi, bir tavırla; "35 lira dede" dedim.

Dedemin gözleri doldu, bir o yana bir bu yana baktı, " anam, anam 35 lira mı? Şimdi sen bu paraya mı ağız-burun kıvırıyorsun? Oğlum aha da şu gördüğün bütün yerleri, doğup büyüdüğümüz, yediğimiz içtiğimiz şu toprakları tam tamına 12.5 liraya aldım ben. Üstelik buraları almak için iki sene de Zonguldak'ta madende çalıştım. Sen zengin oldum desene oğlum." dediği, dün gibi aklımda.

1980'lı yıllardı ve henüz paralardan altı sıfır atılmamıştı... Gazeteler 1000 lira ücretle satılıyordu. Enflasyon, en çok mevzu edilen konu başlığı idi.

Dedemin bu sözü beni hem güldürmüş, hem de düşündürmüştü.

...

Almanya'da terzilik yaptığını ve çok da iyi para kazandığını anlatan bir gurbetçi dosta itiraz ettim. "Ne yani, şu konfeksiyonların, şu hazır giyimlerin olduğu yerde terzilik mi olurmuş? Bizim memlekette terzilik tarihe karışmıştır, Almanya bizden daha mi geride. Takım elbise kestiren, gömlek diktiren kimse kalmadı" dediğimde, bana bu durumu acı bir hakikat olarak, şu ifadelerle anlatacaktı.

"Evet çok yanılıyorsun, Almanya'da herkes elbisesini, mümkün mertebe uzun süre giymenin hesabını yapıyor. İster erkek olsun, ister kadın olsun terziye mutlaka yolları düşer, elbiselerini ya biraz daraltmak, ya da biraz genişletmek isterler. Eğer yırtık yer varsa oraya bir yama ilave etmek kaydı ile o elbiseyi kullanılır hale getirirler. Yama, aynı zamanda değişik bir moda kültürünü oluşturur" dediğinde, bu sözleri ilk defa duyduğumu hayretle ifade edecektim.

Almanya zengin bir ülke idi, bizde ise geri kalmışlık vardı ve bu hikayeye hayret etmiştim..

...

Dünyadaki bütün bilim uzmanları, insanlığı tehdit eden, dünyadaki şu küresel ve iklim değişikliklerine aldırmadan gösterişe dayalı tüketimi zorlamak için durmadan çalışmalar yapıyorlar. Metafizik dünya ile bağını koparıp, seküler bir anlayışa savrulmuş insanoğlu,  göze hoş gelen teknolojinin yenilikleri karşısında ruhunu ve özünü adeta kaybetti sanki. Bilimsel yenilikler, tüketim hırsı, isteklerin sınırsızlığı kriz üstüne krizi getirmekte, ama kimse farkına varacak durumda değil...

İnsanoğlu, aşırı, gereksiz tüketimi özendiren, satın al denince satın alan, tüket deyince tüketen bir robot konumuna getirilmiştir. Tüketim kültürü, insanımızın iğdiş edilmiş şuursuz kimliğine öyle bir zerkediliyor ki, ürettiği şeyle değil, tükettiği şeyle değer verilen bir varlık şeklinde anılır duruma geliyor... Gereksiz tüketimle, gösteriş harcamalarıyla, ölü yatırımlarla, tabii kaynaklarla birlikte, insanlar da tüketiliyor maalesef.

Tüketim kültürünün ve soğuk savaşların yaşandığı günümüz dünyasında, insanoğlu yaşanılabilir dünyanın haritasını kaybetti sanki.

Eksen kaymış, yol kaybedilmiştir.

Çok endişeliyim.

...

Dedemin, benim ilk maaşımı öğrenince- ne kadar da fazla-  anlamında gösterdiği tepki, Almanya'da terzilik yapan ahbabımızın bize aktardığı yalın gerçekler, ihtiyaçlarımız ve isteklerimiz konusundaki ince ama derin fark, televizyonlardaki "açlık kapıya mı dayandı" türü analizlerden ne kadar farklı hakikatler değil mi?

Elinde; avuç içini taşan genişlikteki cep telefonunda bir gün boyu zamanını harcayan genç ile bayramda köy yollarının kenarlarında aracınızı park edeceğiniz küçük bir cebin bile boş olmadığı şu zamanda, dolar ve altının üzerinden koparılan fırtınayı ve "acaba fakirleşiyor muyuz" korkusunu nasıl anlatacağız bu topluma?

Yüzbaşı dedem, şimdi çıksa gelse ve şu olup biteni bir görse kaç kere ayılıp-bayılırdı tahmin edebiliyor musunuz?.

Çok şaşkınım.

 

DİĞER YAZILARI Baba... 01-01-1970 03:00 Vasiyet... 01-01-1970 03:00 Anne... 01-01-1970 03:00 Bilemedim 01-01-1970 03:00 Bayramlık... 01-01-1970 03:00 Bir Rüya 01-01-1970 03:00 Beşikdüzü'ne Mektup... 01-01-1970 03:00 AY YILDIZ 01-01-1970 03:00 Sanırsın ki! 01-01-1970 03:00 Neyse... 01-01-1970 03:00 O Günler... 01-01-1970 03:00 Bir Beşikdüzü Hayali 01-01-1970 03:00 İzmiş Günü 01-01-1970 03:00 O Gün Geldiğinde... 01-01-1970 03:00 Gördün mü? 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Gardaşım 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Şimdi 01-01-1970 03:00 Şimdi... 01-01-1970 03:00 YAŞIM... 01-01-1970 03:00 O Gün 01-01-1970 03:00 Anneme 01-01-1970 03:00 Sessiz sesler 01-01-1970 03:00 Gizli sevgi 01-01-1970 03:00 Ehl-i gönüle... 01-01-1970 03:00 İZMİS Mİ, İZMİKS Mİ? 01-01-1970 03:00 Bir İzmis (karabdal) günü 01-01-1970 03:00 Kelebekle hasbıhal 01-01-1970 03:00 Sessiz çığlık 01-01-1970 03:00 Lâzım olan 01-01-1970 03:00 Gönlüme sitem 01-01-1970 03:00 Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Yorulunca anlıyor insan 01-01-1970 03:00 Gelme Bayram 01-01-1970 03:00 Sen çocuk 01-01-1970 03:00 Sana 01-01-1970 03:00 Sır 01-01-1970 03:00 Güzellik 01-01-1970 03:00 Türk'ün Türk'ten başka dostu yok mudur? 01-01-1970 03:00 Bir kazık çakma hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ya aşı olalım ya da... 01-01-1970 03:00 Vaka ve ölü sayıları 01-01-1970 03:00 Çocuklar evin çiçeğidir 01-01-1970 03:00 Dilâ öğretmenin ilk günü 01-01-1970 03:00 Anneler evin yüreğidir... 01-01-1970 03:00 Babalar evin direğidir 01-01-1970 03:00 Bir dostun ardından... 01-01-1970 03:00 Bir bayramın ardından... 01-01-1970 03:00 Bir odun yarma hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı 01-01-1970 03:00 Şehitler konuşursa!... 01-01-1970 03:00 Nenemin tezgahı ve keten bezi 01-01-1970 03:00 Köleliğin Sevimli Olanı? 01-01-1970 03:00 Evin başı 01-01-1970 03:00 Aslında neyi özlüyoruz? 01-01-1970 03:00 Sevginin İmtihanı 01-01-1970 03:00 Tam da Şu Günlerde... 01-01-1970 03:00 Bir 19 Mayıs Günü 01-01-1970 03:00 Bizim "Aynalı"nın hikâyesi 01-01-1970 03:00