HALİMİZ
Bir haber düşer ayana;
Çabuk inanılır, yalana, dolana;
Baktım o yana, bu yana;
Attım kendimi bizim “kıran”a;
Aradım yarenimi, yarimi;
Yoncalara, nergizlere sordum annemi;
Avazımın en dokuz oktavı ile ağıt yaktım;
Onun ardına.

Kalbimin tozu;
İlaçların dozu;
Yükseliyor yükseğe çıkınca;
Hem yağmur, hem güneş olunca;
Karanlıklar dönüyor aydınlığa;
Suskun kaldım falana-filana;
Ram olurum kalemi yazana;
Acep fazla mı geldim;
Her şeyi yalan cihana?

Kahtı-ı rical derdi eskiler;
Basireti bağlanmış olana.
Dostlar vardı elinde bade;
Koşardık ikrama.
Yediğin, yemediğin;
Dökülür önüne ardına.
Açlar doymuş lakin toklar aç olmuş;
Bu zamanda kim konar sofrana.

Kalır mı şu üç günlük dünya;
Sebepsiz gönül yıkana.
Muhabbet sofraları yerle yeksan;
Hoş sohbetler firarda.
Maleyani ayazda.
Gönül dediğin nedir ki, bir kuş yüreği;
Çevirler virana…