Babalar evin direğidir

İrfan Elbir

06-09-2020 13:12

Nedendir bilinmez ama babalar, dosta ve hasma karşı cesur ve onurlu görünmek isterler. Çoğu zaman suskun ve kederli olduklarında bile yaparlar bunu. Bir evin ortasında koca bir çınarın gövdesi gibidir onlar.

O muhteşem çınarın dalları sürekli büyür, yaprakları tomurcuklaşır, çiçekleri her bahar açar... Ama sanki; sararan, düşmeye meyyal olan yapraklara da benzer babalar. Sallanınca, ha düştü ha düşecek gibi dururlar dalda, habersizce ayrılacakmış gibi içleri içine sığmaz olur.

Mesela, “anneler günü” çoğu zaman aile içinde rahatlıkla hatırlanır da, babalar günü pek akla gelmez...

Hane ne kadar kalabalık olursa olsun; evin en yalnızıdırlar ve bazen sebepsiz yere bile olsa ağlamak isterler, ama hıçkırıkları boğazlarına düğümlenir, isteseler de başaramazlar.

Sanki dış kapının mandalı gibi dururlar evin içinde, evin direği gibi olsalar dahi… Onun için en son onlar duyar, en son onlar işitir olup bitenleri, sırlı cümleleri...

Bazen ne yapsalar da yaranamazlar evin içinde; doğru bildiklerini anlatmak, çocuklarına rol model olmak isterler, yakınlaşmak, sevmek isterler, sevdiğini göstermek isterler, ama bunu bile beceremezler bir türlü... Yüzüne gözüne bulaştırırlar. Onun için de ne kadar sevildiğini pek hissetmezler bu hengâme içinde.

Ellerinde, avuçlarında büyüttüğü bebeleri,  her nedense "anne" diye bağırarak ağlamıştır çoğu zaman... Baba diye ağlayan çocuğu hiç bir kalem, hiç bir kitap yazmadı bugüne kadar. Bu bile babaların yalnızlığıdır kendi yüreğinde..

İzah edemedikleri hisleri vardır babaların. En çok da yalnız kaldıklarında yoğunlaşır bu duygular.  Ne yaparsa yapsınlar, hep bir şeyleri eksik bırakmışlardır. Yapılan sitemleri bile cevap vermeyi beceremezler. Bazen içleri dolar gırtlaklarına kadar, bir türlü boşalamazlar, gürleyip de yağamayan yağmurlar gibi...

Hele, babaların bir de kızları varsa, gözbebeği olmuşlardık artık. Kızları ha küçük olmuş, ha büyük olmuş değişmez bu kaide... Onlara hiç kimse dokunmasın, onları hiç kimse incitmesin isterler. Üzülmelerine, kırılmalarına gönülleri razı olmaz bir türlü..

Baba ne kadar ağlamazsa, kızı o kadar dik durur.

Baba ne kadar gülerse, kızı o kadar hayat saçar.

Baba ne kadar hayatta ise kızı o kadar yaşar, o kadar hayat bulur..

Ondandır ki kızları; evlenip ayağını evin eşiğinden dışarı atarken de, düğünün en son ayrılık anında da, boğazına sarıldığı babasını karlı bir dağ gibi görürler ve yaslanırlar gözyaşları ile omzuna... Bir, inci tanesi gibi asılı kalırlar boğazında. Elleri zor çözülür... Aileden ayrılık vakti gelmiştir artık, kendi elleri ile teslim eder onu, emanetçisine…

Nasıl bir yürektir, nasıl bir gönüldür sendeki...

Babalar, aaah babalar…

DİĞER YAZILARI Baba... 01-01-1970 03:00 Vasiyet... 01-01-1970 03:00 Anne... 01-01-1970 03:00 Bilemedim 01-01-1970 03:00 Bayramlık... 01-01-1970 03:00 Bir Rüya 01-01-1970 03:00 Beşikdüzü'ne Mektup... 01-01-1970 03:00 AY YILDIZ 01-01-1970 03:00 Sanırsın ki! 01-01-1970 03:00 Neyse... 01-01-1970 03:00 O Günler... 01-01-1970 03:00 Bir Beşikdüzü Hayali 01-01-1970 03:00 İzmiş Günü 01-01-1970 03:00 O Gün Geldiğinde... 01-01-1970 03:00 Gördün mü? 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Gardaşım 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Şimdi 01-01-1970 03:00 Şimdi... 01-01-1970 03:00 YAŞIM... 01-01-1970 03:00 O Gün 01-01-1970 03:00 Anneme 01-01-1970 03:00 Sessiz sesler 01-01-1970 03:00 Gizli sevgi 01-01-1970 03:00 Ehl-i gönüle... 01-01-1970 03:00 İZMİS Mİ, İZMİKS Mİ? 01-01-1970 03:00 Bir İzmis (karabdal) günü 01-01-1970 03:00 Kelebekle hasbıhal 01-01-1970 03:00 Sessiz çığlık 01-01-1970 03:00 Lâzım olan 01-01-1970 03:00 Gönlüme sitem 01-01-1970 03:00 Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Yorulunca anlıyor insan 01-01-1970 03:00 Gelme Bayram 01-01-1970 03:00 Sen çocuk 01-01-1970 03:00 Sana 01-01-1970 03:00 Sır 01-01-1970 03:00 Güzellik 01-01-1970 03:00 Türk'ün Türk'ten başka dostu yok mudur? 01-01-1970 03:00 Bir kazık çakma hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ya aşı olalım ya da... 01-01-1970 03:00 Vaka ve ölü sayıları 01-01-1970 03:00 Çocuklar evin çiçeğidir 01-01-1970 03:00 Dilâ öğretmenin ilk günü 01-01-1970 03:00 Anneler evin yüreğidir... 01-01-1970 03:00 Bir dostun ardından... 01-01-1970 03:00 Aç mı kalacağız yoksa? 01-01-1970 03:00 Bir bayramın ardından... 01-01-1970 03:00 Bir odun yarma hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı 01-01-1970 03:00 Şehitler konuşursa!... 01-01-1970 03:00 Nenemin tezgahı ve keten bezi 01-01-1970 03:00 Köleliğin Sevimli Olanı? 01-01-1970 03:00 Evin başı 01-01-1970 03:00 Aslında neyi özlüyoruz? 01-01-1970 03:00 Sevginin İmtihanı 01-01-1970 03:00 Tam da Şu Günlerde... 01-01-1970 03:00 Bir 19 Mayıs Günü 01-01-1970 03:00 Bizim "Aynalı"nın hikâyesi 01-01-1970 03:00