Bir Rüya

İrfan Elbir

10-03-2026 16:55

Dün sabah ilginç bir rüya ile uyandım.

Tam yarım asır öncesiydi.

Kendimi karlı bir kış günü, bizim tenekeden çatılı, ahşap kapılı ve ağaçtan eşiği olan ‘kelif’in kapı önünde gördüm.

Çocukluğum, hayallerim ve yalnızlığımla beraber, tam evin kapısında, ellerim çapraz bağlanmış, burnum soğuktan kızarmış, sırtımda yünlü bir kazak, başımda daha önce eski yeleklerden sökülmüş iplerden örülmüş bir fes, ayağımda kara lastiklerim ve henüz jilet değmemiş suratımla asabı bozuk bir şekilde ayakta duruyordum.

Uzaktan seslendim.

“Tek başına ne yapıyorsun burada sen? Kiminle geldin, annem nerede? Soğuktan donacaksın, evin kapısını açıp içeri girsene, ateş yakıp ısınırsın. Bak ayakların da ıslanmış, hasta olacaksın…”

Henüz sözümü bitirmeden, eliyle işaret ederek “dur orada, şu bembeyaz karı kirletme, yaklaşma daha fazla” dedi.

Olduğum yerde durdum, gözlerimi ondan ayırmıyordum. Ayağı ile eşikte birikmiş karları temizledi ve yere çömeldi. Bana dikkatle baktı, hatta sanki benden daha ötelere bakıyor gibiydi.

“Sen var ya sen, büyüdün, yaşlandın, aldın başını gittin, rahata erdin. Okudun, meslek sahibi oldun, paran oldu. Bak saçın başın döküldü. Ama farkında mısın, bir baltaya bile sap olamadın. Okumalarınla kaç gönüle girdin, kaç yetim başı okşadın, kaç soğuktan üşümüş çocuğu giyindirdin, sevdin, hediye aldın?Annemin babamın mezarına bile yılda iki kere geliyorsun. Akıllandın öyle mi? Bana kazandığın meziyetleri söyle? Hani sen insan sarrafıydın,.. Herkesi çok iyi tanıyordun. Bir bak sağına soluna kim var yanında. O kalın kafana hala sokamadığın nice şeyler var göremediğin, bilemediğin…”

“Biraz fazla ileri gidiyorsun, kendine gel… Kapıyı aç içerde konuşalım” diye araya girdim. Ama duracak gibi değildi.

“İçeri mi girelim dedin?” dedi ve bir yudumluk nefes aldı.

“Sen içeri giremezsin, içerde örümcek ağları, çalı-çırpı ve karışıklık var. Elbisen tozlanır. Ellerin kirlenir. Ateşi yakamazsın, çünkü dedem ocak taşını bile su çekmesin diye yerinden alarak duvara yasladı. Ateşi yakmayı, çıra tutuşturmayı bile unutmuşsundur. En son baca sırığını ne zaman kullandın? İskemleye nasıl oturulur hatırlıyor musun? Gözlerin kara ateş dumanından en son ne zaman sulandı? Ahıra ne zaman girdin ahıra? Kemreyi ne zaman attın? “

“Annem nerede söylemedin?” diyerek konuşmasını engellemeye çalıştım.

“Bahçede karalahana alıyor, şimdi gelir ve belki de kapıyı açmadan geri döneriz” dedi.

“İyi o zaman, bana diyeceğin başka bir şey kaldı mı, eksik söylediklerin varsa tamamla da gideyim.” Dedim.

“İyi edersin, ayakta çok kaldın, yorulmuşsundur. Gerçi araban da vardır senin. Soğuğa alışık değilsin montunun kapüşonunu başına geçir ve git artık. Baharda, güneşli günlerde gelirsin.”

Kendimden utanmıştım. Dediğini yaptım, o tertemiz karı kirletmeden geri döndüm, bir iki adım attım. Acaba annemi görebilir miyim, kendimi son bir kere daha kucaklayabilir miyim diye şöyle bir başımı çevirdim. Çevirmez olaydım, kimseler yoktu. Ne kapı önünde bana ders veren çocuk, ne hayallerim ve ne de geleceğe ait bir tasavvurum ile ilgili hiçbir şeyimi göremiyordum... Seslendim ama nafile, cevap veren olmadı.

Bu sefer karşımda çatısı bembeyaz karla kaplı, pembe renge boyanmış, demir kapısı olan bir ev vardı. Biraz hüzünlü, biraz ağlamaklı halimle bir süre öylece durdum. Çocukluğumu ‘kelif’in kapı önünde bırakıp, bilinmez geleceğimi önüme katarak yalpalaya yalpalaya oradan ayrıldım.

Kendime çok fena küsmüştüm.

 

DİĞER YAZILARI Halimiz 01-01-1970 03:00 Baba... 01-01-1970 03:00 Vasiyet... 01-01-1970 03:00 Anne... 01-01-1970 03:00 Bilemedim 01-01-1970 03:00 Bayramlık... 01-01-1970 03:00 Beşikdüzü'ne Mektup... 01-01-1970 03:00 AY YILDIZ 01-01-1970 03:00 Sanırsın ki! 01-01-1970 03:00 Neyse... 01-01-1970 03:00 O Günler... 01-01-1970 03:00 Bir Beşikdüzü Hayali 01-01-1970 03:00 İzmiş Günü 01-01-1970 03:00 O Gün Geldiğinde... 01-01-1970 03:00 Gördün mü? 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Gardaşım 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Şimdi 01-01-1970 03:00 Şimdi... 01-01-1970 03:00 YAŞIM... 01-01-1970 03:00 O Gün 01-01-1970 03:00 Anneme 01-01-1970 03:00 Sessiz sesler 01-01-1970 03:00 Gizli sevgi 01-01-1970 03:00 Ehl-i gönüle... 01-01-1970 03:00 İZMİS Mİ, İZMİKS Mİ? 01-01-1970 03:00 Bir İzmis (karabdal) günü 01-01-1970 03:00 Kelebekle hasbıhal 01-01-1970 03:00 Sessiz çığlık 01-01-1970 03:00 Lâzım olan 01-01-1970 03:00 Gönlüme sitem 01-01-1970 03:00 Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Yorulunca anlıyor insan 01-01-1970 03:00 Gelme Bayram 01-01-1970 03:00 Sen çocuk 01-01-1970 03:00 Sana 01-01-1970 03:00 Sır 01-01-1970 03:00 Güzellik 01-01-1970 03:00 Türk'ün Türk'ten başka dostu yok mudur? 01-01-1970 03:00 Bir kazık çakma hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ya aşı olalım ya da... 01-01-1970 03:00 Vaka ve ölü sayıları 01-01-1970 03:00 Çocuklar evin çiçeğidir 01-01-1970 03:00 Dilâ öğretmenin ilk günü 01-01-1970 03:00 Anneler evin yüreğidir... 01-01-1970 03:00 Babalar evin direğidir 01-01-1970 03:00 Bir dostun ardından... 01-01-1970 03:00 Aç mı kalacağız yoksa? 01-01-1970 03:00 Bir bayramın ardından... 01-01-1970 03:00 Bir odun yarma hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı 01-01-1970 03:00 Şehitler konuşursa!... 01-01-1970 03:00 Nenemin tezgahı ve keten bezi 01-01-1970 03:00 Köleliğin Sevimli Olanı? 01-01-1970 03:00 Evin başı 01-01-1970 03:00 Aslında neyi özlüyoruz? 01-01-1970 03:00 Sevginin İmtihanı 01-01-1970 03:00 Tam da Şu Günlerde... 01-01-1970 03:00 Bir 19 Mayıs Günü 01-01-1970 03:00 Bizim "Aynalı"nın hikâyesi 01-01-1970 03:00