En yüksek tepede düştüm çukura;
Adını bilmediğim yollardan geldim.
Sanki gurbetteydim .
Sığındıklarım kırdı kanadım kolumu.
Pişmanlıklarımla kaldım baş başa.
Zaman sallanan bir yaprak gibi .
Ha düştü ha düşecek;
Güneşi arar oldum, sisler arasında;
Ne takadım kaldı, ne hevesim;
Ne de en yakın arkadaşım, beyaz kâğıdım.
Dostlarımı yanımda değil, kalbimde aradım.
Ağustos’ta kıştan kalmış gibiyim.
Uyanmak için akılsız başımı vurdum taşa.
Hakikaten insanın kendinden başka kimsesi yok.
Bunu en güvendiğin simalara bakınca anlarsın.
Bundandır hatalarım hep ağır gelir.
Senin bağışlaman dağlardan yüce Rabbim.
Zaman ve mekan silindi zihnimde.
Aynalar bile tanımadı beni.
Hiç bakmadılar gözümdeki yaşa.
Ey karanlığı aydınlatan, gönülleri ferahlatan;
Ömrüme nefes, kalbime yuva olan;
Yoruldum içimdeki gurbetten;
Tut elimden;
Kabul et bu gecikmiş avdeti.
Sanki yabancı diyardayım içimde:
Dinsin yürekteki sızı.
Bitsin şu faniliğimin mühleti.