Şehitler konuşursa!...

İrfan Elbir

07-07-2020 13:14

Bizim bayrağımız, gölgesinde bir ömür boyu huzurla yaşansın diye, ömrünü feda edenlerin bayrağıdır.

Şehitlik, birçok kişinin arzuladığı ve ulaşmak istediği manevi bir makamdır. Şehitler, Allah'ın rızası uğrunda vatan millet ve din için ölen veya öldürülen inanmış kimselerdir.

Askerimiz; bizden sonraki nesillerin, daha mutlu ve hür bir memlekette yaşamalarını sağlamak için, bugün üç ayrı cephede savaş veriyor. Şehit haberlerini duyuyoruz, kara toprağın bağrına sıra dağlar gibi dizilişlerini izliyoruz zaman zaman...

Anneler feryat içinde, babaların yüreği hicran, yavukluların hali perişan.

Babasız kalmış bebeler, olup bitenin ne olduğunun farkına varmadan taziye için uzanan ellere dokunmaya çalışıyor.

Televizyon kanalları ise, bütün bunlar yokmuş gibi reyting uğruna, izlenme oranını yüksek göstermek masadı ile habire yeni program çalışmaları yapıyor. Umurlarında değil...

Sözde yarışma ve kadın programları pür dikkat ailecek izlenmeye devam ediyor..

Şu dijital dünya, şu sosyal medya esir almış bizi...

Elimizi,ayağımızı tutmuş, basiretimizi bağlamış sanki...

Televizyonun alt yazılarında geçen şehit haberlerini eğer dikkat edilmezse kimse göremeyecek.

Sahi, şehitler bizim için ne ifade ediyor dersiniz?

Merak ettim, bir şehidin yüzünü ailesinden başka yakından gören oldu mu?

Bazen parçalanmış, tanınmayacak hale gelmiş olan o mübarek cemali hiç hayal ettiniz mi?

Biz görmesek, hayal etmesek de, onlar bizi görüyor ve haykırıyorlar!...

"Size sesleniyorum size,  duymuyor musunuz?" diyorlar.

"Sen; televizyonun sesi yüksek çıkıyor, rahatsız oluyorum diye silahını çekip komşusunu vuran amca; gücünü, kuvvetini daha yeni evlendiği eşi üzerinde deneyen zavallı damat; cebindeki üç kuruş para için adam bıçaklayan, kolu dövmeli, kulağı küpeli maganda; kız arkadaşına yan gözle baktı diye mahalleyi ayağa kaldıran bıçkın delikanlı, size söylüyorum.

 Bileniniz var mı, ben kimin için öldüm?"

"Mangaldaki kızarmış et az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat yiyesin, rahatça seyahat edip, evine, ailene kavuşasın diye, çocuğun rahat uyusun, eşin rahat dolaşsın diye, ben dağda uykusuz gecelerde, aç kaldım, susuz kaldım, yılan yedim, çıyan yedim, kurşunlar miğferimi sıyırdı...

Ben kimin için öldüm?"

"Arabamı nasıl sollarsın diye, levyesini kapıp aracından inen sonradan görme delikanlı; evinin önüne yanlışlıkla park eden komşusunun aracını tekmeleyen genç..."

"Siz söyleyin bana, ben kimin için öldüm?"

"Sokağa çıkma yasağı ilan edilince, bankamatik kuyruğunda önündekine acele etmesini söyleyip çekiştiren paralı beyler, istediği saç rengini tutturamadı diye kuaförü hakkında davacı olan  kokanalar, süslü ablalar..."

"Ne olur söyleyin, ben niye öldüm?"

"Askerde en güzel şeyin bir lokma ekmeği paylaşmak olduğunu öğrendik biz; peki size neyi paylaşmayı öğrettiler, söyleyin bana?"

Şehidim, senin sözünü kesmek istemem, bağışla beni..

Sen gittin ya...

Senden sonra ardından dağlarda yeni çiçekler açtı,  akabinde nice yıldızlar söndü; göremedik.

Gök yarıldı gök; denizler coştu, ırmaklar çağladı; duymadık..

Bir kadın, kucağında bebesi ile yine aç yattı bu gece şehidim; hissetmedik.

Yeni icat edilmiş silahlar, en hain namlular çocuklara çevrildi; görmezlikten geldik.

Aç kalmak korkusu ile, lokmamızı kimsesizlerle paylaşmaya korkar olduk.

Bu yaz tatile çıkamayacağız diye endişe ediyoruz..

Memleketi kurtaracağız ya, siyasetle uğraşıyoruz, işimiz çok.

Çok meşgulüz şehidim çok, makamları bölüşemiyoruz..

Sahi, senin makamın nerededir, anlat bize; de hele?...

O makama ulaşmanın bedelini anlat, güzelliğini, ferahlığını anlat..

Sen rahat uyu şehidim...

Ben anlatırım doğduğun toprakları, dolaştığın illeri.

İnan bana çok kıskandım seni...

Hem bulunduğun makamı, hem yattığın yeri.

 

 

DİĞER YAZILARI Baba... 01-01-1970 03:00 Vasiyet... 01-01-1970 03:00 Anne... 01-01-1970 03:00 Bilemedim 01-01-1970 03:00 Bayramlık... 01-01-1970 03:00 Bir Rüya 01-01-1970 03:00 Beşikdüzü'ne Mektup... 01-01-1970 03:00 AY YILDIZ 01-01-1970 03:00 Sanırsın ki! 01-01-1970 03:00 Neyse... 01-01-1970 03:00 O Günler... 01-01-1970 03:00 Bir Beşikdüzü Hayali 01-01-1970 03:00 İzmiş Günü 01-01-1970 03:00 O Gün Geldiğinde... 01-01-1970 03:00 Gördün mü? 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Gardaşım 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Şimdi 01-01-1970 03:00 Şimdi... 01-01-1970 03:00 YAŞIM... 01-01-1970 03:00 O Gün 01-01-1970 03:00 Anneme 01-01-1970 03:00 Sessiz sesler 01-01-1970 03:00 Gizli sevgi 01-01-1970 03:00 Ehl-i gönüle... 01-01-1970 03:00 İZMİS Mİ, İZMİKS Mİ? 01-01-1970 03:00 Bir İzmis (karabdal) günü 01-01-1970 03:00 Kelebekle hasbıhal 01-01-1970 03:00 Sessiz çığlık 01-01-1970 03:00 Lâzım olan 01-01-1970 03:00 Gönlüme sitem 01-01-1970 03:00 Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Yorulunca anlıyor insan 01-01-1970 03:00 Gelme Bayram 01-01-1970 03:00 Sen çocuk 01-01-1970 03:00 Sana 01-01-1970 03:00 Sır 01-01-1970 03:00 Güzellik 01-01-1970 03:00 Türk'ün Türk'ten başka dostu yok mudur? 01-01-1970 03:00 Bir kazık çakma hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ya aşı olalım ya da... 01-01-1970 03:00 Vaka ve ölü sayıları 01-01-1970 03:00 Çocuklar evin çiçeğidir 01-01-1970 03:00 Dilâ öğretmenin ilk günü 01-01-1970 03:00 Anneler evin yüreğidir... 01-01-1970 03:00 Babalar evin direğidir 01-01-1970 03:00 Bir dostun ardından... 01-01-1970 03:00 Aç mı kalacağız yoksa? 01-01-1970 03:00 Bir bayramın ardından... 01-01-1970 03:00 Bir odun yarma hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı 01-01-1970 03:00 Nenemin tezgahı ve keten bezi 01-01-1970 03:00 Köleliğin Sevimli Olanı? 01-01-1970 03:00 Evin başı 01-01-1970 03:00 Aslında neyi özlüyoruz? 01-01-1970 03:00 Sevginin İmtihanı 01-01-1970 03:00 Tam da Şu Günlerde... 01-01-1970 03:00 Bir 19 Mayıs Günü 01-01-1970 03:00 Bizim "Aynalı"nın hikâyesi 01-01-1970 03:00