Tam da Şu Günlerde...

İrfan Elbir

26-05-2020 14:39

Tam da şu günlerde yaylalara göç hazırlıkları başlıyordu. İnekler, boynuzlarından boyunlarına kadar ne kadar püskül varsa süslenmiş, koyunlar ise boğazlarına asılı en kalın sesli “kelek”lerle yola revan olunuyordu.

Tam da şu günlerde; sahile yakın köylerden gelen göç kervanları, sulak yerlerde konakladıktan sonra, bir veya iki gün sürecek olan yolculuklarına devam ediyor, “Sivritaş mezere”lerinden aşıp uzaklaşana kadar,  o sürülerle oluşan kelek sesleri ormanların içinde esrarengiz bir ses cümbüşü dinlettiriyordu.

Tam da şu günlerde; köşeleri kesme taş, diğer yerleri yığma taştan yapılmış, “hartama”lı mezere evlerinin tamiri yapılıyordu. Çatıdan su akıtan yerler, yeni hartamalarla kapatılıyor, ahırdaki kemrenin biriktiği menfez; ineklerin yattığı yerlerde çürüyen tahtalar ve eskiyen “pansi(pekni)”, eldeki tahta parçalarından tamir ediliyordu.

Tam da şu günlerde; sonbaharda yayladan ayrılırken ıslanmasın, nemlenmesin diye yerinden sökülen “pileki taşı”, büyük bir özenle yerine yerleştiriliyor, külü dökülen ekmek sacı ise, yine kül bulamacından yoğrulan hamur ile yeniden sıvanıyordu.

Tam da şu günlerde; önce ocağın üstündeki zincire asılı sabunun eriyip erimediği kontrol ediliyor, sonra da inekler için hazırlanan yal kazanı ısınması için aynı zincire asılıyordu. Yanan kara ateşin dumanı önce evin içinde bir tur gezindikten sonra simsiyah olmuş tavan aralarından kayboluyordu.

Tam da şu günlerde; çivi ile çakılı iki parça tenekeden oluşan duman bacası yeniden açılıyor, evin içine hem ışık hem de öğlen güneşi vuruyordu.

Tam da şu günlerde; ırmaklarda, çevredeki su birikintilerinde ve foseptik çukurlarında yavrulayan kurbağalar, akşamdan sabaha kadar, hiçbir kesintiye uğramadan vakvak sesleri ile bir ses armonisi oluşturuyordu.

Tam da şu günlerde; inekler meralardaki çiçekli çimenlerde güzelce yayıldıktan sonra akşam sütünü veriyor, sağılan sütler ise yarın sabah, “Biliter” çeşmesinden alınacak soğuk su ile yayıkta vurulması için mayalamaya bırakılıyordu. İlk taze ayranı, külekten içmenin başka bir heyecanı yaşanıyordu.

Tam da şu günlerde; mısır tarlasının sık olanları alınıyor, yıkanması için ırmağa taşınıyor ve ineklere yal olarak hazırlanıp veriliyordu. İsraf yoktu ve elde avuçtaki her şeyin en verimli şekilde kullanmanın hesabı yapılıyordu.

Tam da şu günlerde; ilk çelik-çomaklı yarışmalar ve ilk ateş oyunları oynanıyor, obaya yeni gelenlerle kucaklaşılıyor şakalar yapılıyordu. İlk inek dövüşleri, ilk azarlar, ilk küsmeler, ilk darılmalar tam da şu günlerde kendini gösteriyordu.

Tam da şu günlerde; batama üstüne serilen yer döşeğinde uyumanın hazzı, ahırdaki ineklerin kıpraşmaları ve kurbağaların vakvakları arasında derin bir uykuya dalmanın hayali kuruluyordu.

Tam da şu günlerde; evde bulanan “Philips” marka radyonun  “kısa dalga meteoroloji” istasyonunu  açıp, Muazzez Turing’den “şu karşı yaylada göç katar katar..”,  veya Saniye Can’dan “uzun olur gemilerin direği” türküsünü dinlemenin dayanılmaz keyfi hissediliyordu.

Tam da şu günlerde; evin bahçeye bakan yüzüne dikine çakılmış, seyrek tahtaların arasından süzülen ay ışığının efsununa dalarak derin bir uyku çekmek vardı. Çocuksu özlemlerin bıraktığı etki ile o en tatlı, en hülyalı rüyayı görmek vardı. Sabah uyandıktan sonra "acaba aynı rüyayı tekrar görebilir miyim” hayali ile yorganın altına gizlenerek yeniden uyamaya çalışmanın masumiyeti vardı?

Tam da şu günlerde!..

Ne o evler, ne o sesler ve ne de o nağmeli türkülerden eser yok artık.

Yok yok, hiçbir şey yok…

Vallahi yok.

DİĞER YAZILARI Baba... 01-01-1970 03:00 Vasiyet... 01-01-1970 03:00 Anne... 01-01-1970 03:00 Bilemedim 01-01-1970 03:00 Bayramlık... 01-01-1970 03:00 Bir Rüya 01-01-1970 03:00 Beşikdüzü'ne Mektup... 01-01-1970 03:00 AY YILDIZ 01-01-1970 03:00 Sanırsın ki! 01-01-1970 03:00 Neyse... 01-01-1970 03:00 O Günler... 01-01-1970 03:00 Bir Beşikdüzü Hayali 01-01-1970 03:00 İzmiş Günü 01-01-1970 03:00 O Gün Geldiğinde... 01-01-1970 03:00 Gördün mü? 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Gardaşım 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Şimdi 01-01-1970 03:00 Şimdi... 01-01-1970 03:00 YAŞIM... 01-01-1970 03:00 O Gün 01-01-1970 03:00 Anneme 01-01-1970 03:00 Sessiz sesler 01-01-1970 03:00 Gizli sevgi 01-01-1970 03:00 Ehl-i gönüle... 01-01-1970 03:00 İZMİS Mİ, İZMİKS Mİ? 01-01-1970 03:00 Bir İzmis (karabdal) günü 01-01-1970 03:00 Kelebekle hasbıhal 01-01-1970 03:00 Sessiz çığlık 01-01-1970 03:00 Lâzım olan 01-01-1970 03:00 Gönlüme sitem 01-01-1970 03:00 Öğretmenim 01-01-1970 03:00 Yorulunca anlıyor insan 01-01-1970 03:00 Gelme Bayram 01-01-1970 03:00 Sen çocuk 01-01-1970 03:00 Sana 01-01-1970 03:00 Sır 01-01-1970 03:00 Güzellik 01-01-1970 03:00 Türk'ün Türk'ten başka dostu yok mudur? 01-01-1970 03:00 Bir kazık çakma hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ya aşı olalım ya da... 01-01-1970 03:00 Vaka ve ölü sayıları 01-01-1970 03:00 Çocuklar evin çiçeğidir 01-01-1970 03:00 Dilâ öğretmenin ilk günü 01-01-1970 03:00 Anneler evin yüreğidir... 01-01-1970 03:00 Babalar evin direğidir 01-01-1970 03:00 Bir dostun ardından... 01-01-1970 03:00 Aç mı kalacağız yoksa? 01-01-1970 03:00 Bir bayramın ardından... 01-01-1970 03:00 Bir odun yarma hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir korona öğretisi olan tasarruf ve kamu israfı 01-01-1970 03:00 Şehitler konuşursa!... 01-01-1970 03:00 Nenemin tezgahı ve keten bezi 01-01-1970 03:00 Köleliğin Sevimli Olanı? 01-01-1970 03:00 Evin başı 01-01-1970 03:00 Aslında neyi özlüyoruz? 01-01-1970 03:00 Sevginin İmtihanı 01-01-1970 03:00 Bir 19 Mayıs Günü 01-01-1970 03:00 Bizim "Aynalı"nın hikâyesi 01-01-1970 03:00